Arşiv

Posts Tagged ‘Pratik Bilgi’

Uzun ömürlü ve doğru yalıtım için dikkat edilmesi gereken 10 madde

Ekim 20, 2012 Yorum bırakın

Binalarda ‘doğru ısı yalıtımı’, enerji tasarrufu sağlıyor ve ısınma maliyetlerini düşürüyor. Uzun ömürlü ve doğru yalıtım için 10 maddeye dikkat edilmesi gerekiyor.

Kış gelmeden binanıza yalıtım yaptırarak enerji tasarrufu sağlayabilir ve faturalarınızı yarı yarıya düşürebilirsiniz. Blue’Safe Mavi Kale yetkilileri, uzun ömürlü bir yalıtım için dikkat edilmesi gereken 10 noktayı açıkladı.

1. Uluslararası standartlara uygun ürünler seçilmeli

2. Seçilecek yalıtım malzemesinin CE belgesine sahip olduğundan emin olunmalı.

3. Malzemelerin 10 yıl garantili olmasına dikkat edilmeli. Uygulama sırasında oluşabilecek yangın, patlama, fırtına gibi hasarlar ile uygulama sonrasında meydana gelebilecek hatalı çizim, yanlış malzeme, montaj ve işçilikten kaynaklanan hasarlara karşı firma binayı sigortalamalı.

4. Firmanın uygulama ve işçilik konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahip olup olmadığına bakılmalı.

5. Isı yalıtımı yapılacak binada kullanılacak yalıtım levhalarının kalınlığı binaya uygun olmalı. Bina için en uygun sıkıştırılmış sert köpükler tercih edilmeli.

6. Isı yalıtım levhası, gerek üzerine gelen sıva ve kaplama yükünü taşıyabilmesi, gerekse uygulama sonrası olabilecek darbelere dayanıklılık gösterebilmesi için yüksek yoğunluklu olmalı.

7. Yalıtım malzemeleri seçilirken sektör için en önemli kalite göstergesi olan ETAG 004 Belgesi olup olmadığı sorgulanmalı. (ETAG 004 Belgesi, ürünlerin 30 yıllık yaşlandırma testlerinden geçtiğinin ve aşırı sıcak, soğuk, yağmur ve rüzgâr gibi çevresel etmenlere karşı direncinin ölçüldüğünü gösteriyor.)

8. Yalıtım levhalarının yanı sıra yapıştırıcı, sıva, file, fileli köşe, dübel gibi yardımcı elemanların da standartlara uygun olup olmadığına bakılmalı.

9. Isı yalıtımı uygulamasının bina dış cephe üzerine yapılması tercih edilmeli. Dış cephe yüzeyinin koruma altında olması hem yoğuşma problemini ortadan kaldırıyor hem de binanın soğumasını geciktirerek enerji tüketiminin azalmasını sağlıyor.

10. Isı yalıtımı yaptırmadan önce mutlaka güvenilir bir kuruma danışılmalı.

Kaynak: NTVMSNBC

 

Reklamlar
Kategoriler:Pratik Bilgi Etiketler:,

İş Hayatında Olduğunuz Yerde Saymanızın 6 Nedeni

Eylül 4, 2012 Yorum bırakın

Hakettiğiniz terfiyi alamadığınızı, beklediğiniz sorumluluğun veya ücretin verilmediğini mi düşünüyorsunuz? Yalnız değilsiniz. Bir çok kişi sizinle aynı duyguları paylaşıyor. Peki bu durumun sebebi yakınınızda olabilir mi? Zihninizde yarattığınız “duvar”lar kendinizi bu noktaya getirmenize yol açabilir. Kariyerinizin el frenini çeken belki de sizsiniz.

İşte size, bir çok profesyonelin ilerlemesini engelleyen “düşünce”lere 6  örnek:

  1. “İşimi yapsam yeter”: Eskiden sadece görev tanımınızı yerine getirmeniz yeterli olurdu. “Memur zihniyeti” bir çok şirkette prim yapardı. Artık öyle bir dünya yok. Mevcut şartlarınızdan daha fazlasını istiyorsanız sorumluluk olarak daha fazlasını yapabileceğinizi göstermeniz, ilgili yöneticilere bir ışık vermeniz gerekir. Potansiyelinizi ortaya koyun.
  2. “İşimi iyi yaptığım sürece istediğim gibi davranırım”: Bu da belki eskiden geçerli olabilecek bir düşünceydi. Artık değil. İş gücü piyasasında bu çeşitlilik, bu bolluk varken hem işinizi iyi yapmak hem de  düzgün bir tutum sergilemek zorundasınız. Yöneticiniz sizi bir “karın ağrısı” olarak görürse, düşük zam alma, pasif pozisyona atanma ya da ilk işten çıkarma döneminde listenin başında yer alma ihtimaliniz yükselir.
  3. “Çok soru sorarsam bilmiyormuş gibi görünürüm”: Bu en tehlikeli “duvar”lardan biridir. İş hayatında yapılan çoğu hatanın temelinde bu düşünce yatar. İyi yöneticiler soru sormanızı isterler. Soru sorduğunuz sürece düzgün iş yapabilirsiniz. İş yaşamında her bir hata hem zaman hem de para kaybıdır ki hiç bir yönetici bunları hoş karşılamaz. Soru sormaktan çekinmeyin. Hata yapacağınıza soru sorun.
  4. “Ofiste sevilirsem beni idare ederler”: Hayır kimse sizi mütemadiyen idare etmez. Birileri etse de bir yere kadar eder. Krediniz varsa da bir gün biter. Günümüz iş yaşamında iyi tutum ve iyi performans seçenekli değil. İkisi de zorunlu. Hem iyi iş yapmanız hem de iyi ilişkiler içinde olmanız beklenir.
  5. “Performansım beni anlatır”: İyi yaptığınız işin fark edilmesini sağlayamazsanız, hak ettiğiniz “takdir”i göremeyebilirsiniz. Yaptığınız işte “hedef”inizi aşarsanız, problem olabilecek bir durumu önlerseniz yöneticinizin bunu görmesini sağlayın. Anlaşılmayı beklemeyin, anlaması gerekenlere yardımcı olun.
  6. “Yaptığım hatayı aman kimse farketmesin”: İş hayatında her seviyede, her çalışan hata yapar. “Sıfır hata” ile oynayamazsınız. Zararlı olan yanlış yapmak değil, hatanın üstünü örtmeye çalışmak, ilgili sorumluluğu kabul etmemektir. Yöneticiniz bir problem olduğunda durumu kabul etmenizi ve ders almanızı bekler. Aksi yönde davranışlar hakkınızda soru işareti uyandırır.

Kendi önünüzü yarattığınız engellerle tıkamayın. Profesyonel dünyada engeller genellikle “düşünceler”le oluşur. İş yaşamıyla ilgili fikirlerinizin ne sonuçlar yarattığını gözden geçirmenizde fayda olabilir.

Kaynak: Talentville.org

İş Hayatında Zaman Kazanmanın 10 Etkili Yolu

Eylül 4, 2012 Yorum bırakın

Zaman yönetimi sayesinde, daha az zamanda ve daha az stresle daha çok iş yapabilir; yapmak istediğiniz diğer işlere daha çok zaman ayırabilirsiniz. Orada burada boşa geçen saatleri yeniden kazanabilir ve bu zamanı daha verimli kullanabilirseniz, günlük verimliliğinizi önemli ölçüde artırabilirsiniz.
Aşağıda, zaman yönetimine yönelik 10 teknik bulunuyor. Bu tekniklerle, günde en azından bir saat kazanıp daha verimli işler için kullanabilirsiniz.
Dengeyi Koruyun:Yaşamınız, yedi kritik alandan oluşur: sağlık, aile, maddiyat, eğitim, sosyallik, profesyonellik ve maneviyat. Her gün her alana eşit zaman ayıramazsınız. Ama uzun vadede, her alan için yeterli miktarda ve kalitede zaman ayırırsanız, yaşamınız dengelenir. Yok eğer bu alanlardan herhangi birini (İki ya da üç olması fark etmez!) ihmal ederseniz, dengenizi yitirir ve başarınızı sabote edersiniz. Sağlığınız için şimdi zaman ayırmazsanız, daha sonra hastalığa zaman ayırmak zorunda kalırsınız. Ailenizi ihmal ederseniz, terk edilebilirsiniz ve ilişkileri yeniden kurmak daha çok zamanınızı alabilir. Özellikle kendi işinin sahibi olan kişiler için dengeyi kurmak zordur, öyle değil mi?
Kalemin Gücünü Kullanın: Zayıf bir kalem, en keskin zekadan bile güçlü olabilir. Yapılacak işleri bir araç (bir planlayıcı, küp kağıt, avuçiçi bilgisayar, vb.) kullanarak yazma alışkanlığı edinin. Zihniniz, detaylardan ziyade resmin bütünü konusunda en iyi performansı gösterir. Ayrıntılar önemlidir; ama bunları kalemle yönetin. Birşeyi yönetmek istiyorsanız, önce onu ölçmelisiniz. Yalnızca gelen siparişleri değil tüm işleri not etmek, yapmanız gereken her şeyi daha kolay hatırlamanıza yardımcı olur.
Günlük Planlama Yapın: Şöyle bir söz vardır; insanlar, başarısızlığı planlamazlar; ama pek çok insan, planlamayı başaramaz. Her akşam oturup elinizin altındaki en değerli kaynağı -önünüzdeki 24 saati- kontrol edebilmek için zaman ayırın. İşinizi planlayın ve her gün planınıza uygun hareket edin. Bir sonraki gün -yapmanız gerekenler- ile -yapmak istedikleriniz-in tamamını içeren bir Yapılacak İşler listesi oluşturun. Günlük planınız olmazsa, dikkatiniz kolayca dağılabilir ve üretkenliğinizi artıracak önemli işlerle uğraşmak yerine, zamanınızı gürültücü müşterilere hizmet vererek harcamak durumunda kalabilirsiniz.
Öncelik Sıralaması Yapın:Yapılacak İşler listenizde, önemli olan ve o kadar önemli olmayan işler olacaktır. Pek çok insanın verimli olmayı istemesine karşın, önemli olan ve o kadar önemli olmayan işler arasında seçim yapmamız istendiğinde, sıklıkla, o kadar önemli olmayan işleri seçeriz. Bunlar, genel itibariyle, yaşamsal işlere oranla daha kolay ve hızlıdır. Yapılacak İşler listenizde her akşam öncelik sıralaması yapın. Listenizdeki en önemli işin yanına -1- rakamını koyun. Listenizdeki ikinci en önemli işin yanına -2- rakamını koyun, vb. Daha sonra, önem sırasına göre listenizdeki işleri yapın. Listenizdeki her şeyi yapamayabilirsiniz; ama en önemli işleri yapmış olacaksınız. Bu, daha fazla değil, daha akıllıca çalışmak ve daha az zamanda daha çok iş yapmaktır.
Ertelemeyi Kontrol Edin:Dünyadaki en etkili planlama, yapılması gerekenin yapılmasının yerine geçemez. Önemli işleri erteleriz; çünkü, bunu yapmamanın bedelinin ne olduğunu yeterince bilmeyiz ya da bu işi yapmaktan yeterince keyif almayız. Sürekli ertelediğiniz bir işi yapmak için, zihninizde bu işi yapmamanın bedelini ya da bu işi yapmanın keyfini yeterince canlandırmaya çalışın. Keyif alma düşüncesi çok daha iyidir. Ertelediğiniz bir işi seçin ve bunu bir oyuna dönüştürün. Belli bir zaman diliminde tek bir işle ilgilenin ki diğer işler dikkatinizi dağıtmasın. (Gözden ırak, gönülden ırak.) Bunu yönetilebilir parçacıklara ayırın. İşe başlayın, ilk adımı atın, büyük ihtimalle işi sonuna kadar götüreceksiniz.

Bir “Kesintiler Defteri” Tutun:Ortalama insan, çalışırken günde 50 kez bölünür. Ortalama kesinti, 5 dakika sürer. Her gün ortalama 4 saat kesintilerle uğraşılarak geçirilir. Bunların pek çoğu, yeni siparişler gibi, önemli ve yapmamız için bize para ödenen işlerdir; ama birçoğu da çok az değer taşır ya da hiç değer taşımaz. Gereksiz kesintileri saptamak ve ortadan kaldırmak için “kesintiler defteri” tutun. Bir blok kağıt edinin ve bunu “Kesintiler Defteri” olarak adlandırın. 6 sütun oluşturun: Tarih, Zaman, Kim, Ne, Süre, Değerlendirme. İlgilendiğiniz her kesintinin ardından, oluştuğu tarihi ve zamanı, bu işi size kimin getirdiğini, bir iki sözcükle ne hakkında olduğunu, ne kadar zamanınızı aldığını ve önem derecesini (A=kritik, B=önemli, C=az önemli, D=önemsiz) kaydedin. Yaşamınızda neler olup bittiğini daha iyi anlamak için bu uygulamayı bir hafta ya da daha uzun sürdürün. Daha sonra, sonuçları değerlendirin ve az değer taşıyan ya da hiç değeri olmayan C ve D kesintilerinin bazılarını ortadan kaldırmak için harekete geçin.
Yetki Verin:Hepimizin haftada 168 saati var. Uyumak için 56, kişisel bakım için 10 saati çıkardığınızda, yapılması gerekenleri yapmak için, geriye pek de fazla zaman kalmaz. Yetki vermek, işleri paylaşmak yoluyla zaman kazanmanızı ve böylece kişisel işlerinizi daha hızlı sonuçlandırmanızı sağlar. Yetki vermenin zor yanı, basitçe işi devredebilmektir. İşleri kendimizin yapmasıyla büyük gurur duyarız. “Bir işin iyi yapılmasını istiyorsan, o işi kendin yapacaksın.” Günlük planlama kapsamında her gece, ertesi gün yapmanız gereken ve yapmak istediğiniz tüm işlere bakın. Her işte kendinize şunu sorun: “Zamanımı en iyi biçimde değerlendirmenin yolu bu mu?” Öyle ise yapın. Öyle değilse, bir başkasına aktarmaya çalışın. “Bunu ben yapıyorum” ile “İş yapılıyor” arasında çok fark vardır.
Toplantı Zamanını Yönetin: İki ya da daha fazla insanın ortak bilgi alışverişinde bulunmak üzere bir araya gelmelerine toplantı denir. Bundan daha kolay ne olabilir? Maalesef toplantılar, katlanmamız gereken en büyük zaman öldürücü işlerden biri olabilir. Bir toplantıdan önce şunları sorun: “Gerekli mi?” ve “Benim olmam gerekir mi?” Her iki soruya da yanıt “Hayır” ise toplantıya girmemeyi ya da katılmamak için kendinize bir özür bulmayı tercih edin. Daha sonra, toplantı için, her işe yönelik başlangıç ve bitiş saatlerinin belirtildiği yazılı bir gündem hazırlayın. Yazılı gündemi toplantıya katılacaklara iletin. Bir toplantıyı tuzak kurarak uzatmanın anlamı yoktur. Katılımcılara neyin tartışılacağını önceden bildirin.
Kağıtları Yönetin: Günümüzde, çevremizdeki kağıt yığının altında ezilmek kolaydır. Ortalama insan, her gün e-posta, telefon, normal posta, notlar, el ilanları, fakslar, vb. yoluyla yaklaşık 150 mesaj alır. Her geçen gün aynı kağıt yığınlarını taramak ve gözden kaçan hataları düzeltmek ile çok fazla zaman kaybedilir. Kağıt yığınlarıyla bir kez ilgilenmeye ve işi bitirmeye çalışın. Bir iki dakika içinde yapılabilecek birşey ise yapın ve kurtulun. Zamanınızı en iyi kullanmanın yolu bu değilse, başkasına aktarın. Tamamlamanız biraz zaman alacaksa, bu işle ilgilenebileceğinizi düşündüğünüz günü takviminize işleyin ve bir kenara bırakın.
Bir Zaman Defteri Tutun:Birşeyi yönetmek istiyorsanız, onu ölçmeniz gerekir. Zaman defteri, gün içinde zamanınızı aslında nasıl harcadığınızı görebilmenizi sağlayacak, fotoğraf albümü benzeri, basit ama güçlü bir araçtır. Zamanı harcarken sürekli olarak kaydını tutmanız yeterlidir. Eylemi, onun için harcanan zamanı ve yukarıda anlatıldığı gibi A, B, C ve D şeklindeki değerlendirmenizi kaydedin. Zamanınızı nasıl geçirebileceğinize dair birkaç örnek: Telefon görüşmeleri yapmak, 35 dakika, A; sepet yapmak, 48 dakika, A; toplantıya katılmak, 55 dakika, C; Seda ile telefon konuşması, D. Zamanınızın nasıl geçtiğini daha iyi anlamak için, bu uygulamayı birkaç gün sürdürün. Sonra, bilgiyi analiz edin. Bütün A, B, C ve D zamanlarını toplayın. Pek çok insan, zamanının büyük bölümünü C ve D gibi az önemli ve hiç önemsiz işler için harcadığını keşfeder. Son olarak, yaşamınızdaki gerçekten önemli işler için daha çok zaman kazanmak üzere C ve D gibi işleri azaltacak adımlar atın.
Kaynak: www.marjinal.com.tr

Depreme dayanıklı işyeri nasıl olur?

Temmuz 16, 2012 Yorum bırakın

Depreme dayanıklı bir binanın öncelikle zemin etüdünün ve uygun teknikle inşasının yapılmış olması gerekiyor. Diğer önemli bir nokta da dolap, raf, çay-kahve makinası gibi devrilme riski yüksek ofis araç gereçlerinin sabitlenmesi.
GEA Arama Kurtarma Grubu Koordinatörü Umut Dinçşahin, depremlerden sonra meydana gelen zararların büyük bölümünün sadece bina yıkımlarından değil yapısal olmayan unsurlardan kaynaklandığına dikkat çekiyor. Dinçşahin’in sözünü ettiği ofislerde yapısal olmayan elemanların yarattığı tehlike kaynaklarından bazıları şöyle:
– İnce yapı elemanı olarak tanımlanan duvar kaplamaları, asma tavanlar, güvenlik filmi kaplanmamış geniş cam yüzeyler, aydınlatma elemanları, kablo taşıyıcı tavaların düşmesi, kırılması;
– Acil çıkış yollarına konulan mobilyalar veya ofis ekipmanları;
– Düşen ve devrilen eşyaların çıkış yollarını kapaması;
– Dolapların kapaklarının açılması sonucu dolaplardaki eşyaların veya klasörlerin düşmesi;
– Açık ofislerde hiçbir yere sabitlenmemiş mobilyaların devrilmesi;
– Ofislerde çok sık kullanılmayan ve düzensiz depo ve ardiyelerde bulunan niteliği belirsiz maddelerin bulunması.
Bu gibi tedbirsizlikler yaralanmalara, ölümlere, tahliye etme güçlüklerine, maddi kayıplara neden oluyor.
1999 depremi sonrasında inşa edilen bina ve işyerleri uygun inşaat tekniği ve zemin etüdlerine önem verilerek yapılsa da yapısal olmayan hasarlarla ilgili önlem hemen hemen hiç alınmıyor. AKUT Arama Kurtarma Derneği Eğitim ve Araştırma Enstitüsü Başkanı Dündar Şahin, “Küçük bir test yapmak isterseniz, pazartesi günü ofis veya fabrikanıza gittiğinizde hemen arkanızdaki dolabın sabitlenip sabitlenmediğini, kritik makina parkurunuzun sabit olup olmadığını veya çok kritik şirket bilgi ve operasyonlarının yapıldığı ana bilgisayar server’inizin durumunu kontrol edebilirsiniz” diyor.
Peki yeni binalar daima depreme dayanıklı mı oluyor? Yıldız Teknik Üniversitesi Ögretim Üyesi Doç. Dr. Zeynep Gül Ünal, bu soruya şöyle yanıt veriyor: “Deprem bölgesinde yer alan ve yeni inşa edilecek yapılara ilişkin tüm teknik tanımları içeren, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından hazırlanan bir Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik bulunmakta. Yasal olarak tüm yeni inşa edilen yapılarda bu yönetmeliğe uyma zorunluluğu var. Ama özellikle 2011 Erciş ve Van depremlerinde yıkılan yeni binalar, yapı projelerinin tasarım, uygulama ve/veya denetim aşamasında bazı aksaklıklar olduğunu acı bir şekilde gösterdi.”

Kaynak: Hürriyet İK

Kategoriler:Deprem, Haber, Pratik Bilgi Etiketler:, ,

Çalışma Arkadaşınızın Sizden Daha Fazla Kazanmasının 5 Nedeni

Temmuz 9, 2012 Yorum bırakın

Ücret bilgileri çoğu şirkette gizlidir. Ücretlerle ilgili konuların çalışanlar arasında konuşulması genellikle hoş karşılanmaz. Bununla birlikte her şirkette insanlar aldıkları maaşlarla ilgili konuşur. Bu yöndeki “bilgi akışı” istemeseniz bile size de gelebilir.

Ücret artışlarıyla ilgili düzenlemelerin yapıldığı bu dönemde, bir çalışma arkadaşınızın ücretinin sizden yüksek olduğunu öğrenmek sizde hayal kırıklığı yaratabilir. Aynı seviyede olduğunuz biriyse ve aynı derecede çaba sarfettiğinizi düşünüyorsanız can sıkıntınız daha da artar. Ücretle ilgili bu farklılıkların bazen bir takım açıklamaları olabilir. İşte size bir mesai arkadaşınızın sizden daha fazla kazanmasının nedenlerine 5 örnek:

1. İşe girdiği dönemde daha iyi pazarlık etmiştir:

Kurumsal ya da kurumsallaşmaya çalışan birçok şirkette ücret aralıkları bellidir. Şirketler “iç dengeleri” korumak için bu aralıkların dışına çıkmazlar. Bununla birlikte pozisyonunuzun bulunduğu banttaki ücret aralığının hangi kısmından maaş alacağınız işe alım sürecinizde belli olur. Arkadaşınızın sizden daha fazla almasının bir nedeni, zamanında ücretin kendisi için önemini çok iyi anlatmış olması olabilir.

2. Ekonominin daha iyi olduğu bir dönemde işe girmiştir:

İş dünyası için işler iyi gittiğinde şirketler işe alımlara hız verir. Her şeyin yolunda gittiği, hedef tutma telaşının olduğu dönemlerde işe alımlar hızlanır. Bu durum iş ve o işle ilgili aday sayısı arasındaki “arz-talep” dengesini bozar. Aday havuzları daralır. Böyle bir dönemde işe girdiyse arkadaşınız kuvvetli bir elle masaya oturmuş olabilir.

3. Sizde olmayan bir beceriye ya da eğitime sahip olabilir:Dışarıdan bakıldığında benzer işleri yapıyor bile olsanız kendinizi kıyasladığınız kişinin bilmediğiniz bir becerisi ya da şirketin değer verdiği bir alanda yüksek öğrenimi olabilir. Arkadaşınızın uzmanlık eğitiminin gündelik iş yaşamına bir etkisi olmasa da bazı şirketler bu tip özel durumları ücretlere yansıtır.

4. Belki de düşündüğünüz kadar iyi değilsiniz:

Bir çok kişi “ego”su nedeniyle bireysel olarak gösterdiği performansın farkında değildir. Acı ama gerçek! Şirketiniz yıllardır %7-%11 aralığında ücret artışı yapıyorsa ve siz hep %7 civarında bir zam alıyorsanız bunun nedenini kendinize de bir sorun.

5. Arkadaşınızın işi tam bir kabustur:

Söz konusu rol stratejik öneme sahip, diğer görevlere göre daha riskli ya da daha zor sorumluluklar içeren bir rolse şirket elindeki kişileri tutmak için daha fazla ücret ödeyebilir. Bu durum zorlu yöneticilerle çalışan kişiler için de bazen geçerlidir. Şirket üst yönetimi durumun farkındaysa, böyle durumlarda da ücret çıtası yükselir.

 

Maaşınızı etkileyen sizin dışınızdaki faktörleri değiştirme şansınız pek yoktur. Ücretinizden memnun değilseniz, daha iyi olabileceğini düşünüyorsanız ilk başta yapmanız gereken kendi “oyun alanınıza” odaklanmaktır. Görev yaptığınız fonksiyonda, içinde bulunduğunuz sektörde, yaşadığınız şehirde maaşların hangi düzeyde olduğunu araştırın. Maddi anlamda profesyonel olarak bulunduğunuz noktayı el yordamıyla da olsa belirleyin. Meslekdaşlarınızla paralel bir durumdaysanız ücret artışınızın sınırlı olacağı fikrini kabul etmenizde yarar var.

Araştırmanın yanı sıra yöneticinizle konuyu görüşün. Ücret artışlarında üst sınırdan zam almak istiyorsanız neyi farklı yapmanız gerektiğini kendisine sorun. Alacağınız geribildirim değerlidir.

Hiçbir şekilde yol alamıyorsanız ve ücretiniz nedeniyle işinizde mutsuzsanız, dışarıya bir göz atın. İş dünyası sizi nasıl görüyor, profesyonel olarak bilgi birikiminize, deneyiminize ne değer biçiliyor bir görün. Burada kilit nokta şudur: Kendi işinizin sunduğu paketle diğer rollerin sağladığı imkanları kıyaslarken sadece ücreti değil yan olanakları, çalışma koşullarını, gelişim imkanlarınızı da göz önünde bulundurun. Bu tip kritik değerlendirmeler yaparken “büyük resmi” görmek her zamankinden daha fazla önemlidir.

Kaynak: TalentVille.com

İş yerinde mutlu ve verimli olmanın 25 yolu

Temmuz 9, 2012 Yorum bırakın

İş yerinde monotonluk mu hissediyorsunuz? İş yerinde; daha mutlu, tatmin olmuş ve işine odaklanmış olmak istemez misiniz? Peki, ya daha üretken ve her günün sonunda daha çok şeyi başardığını hissetmek? Tabii ki istersiniz. Rutinlerinizi ve alışkanlıklarınızı yenilemenizin yolu sadece istekli ve kararlı olmaktan geçiyor. Bu adımları takip edin. Göreceksiniz ki iş hayatınız düzelmeye ve yoluna girmeye başlayacak. Ayrıca bu düzelme hayatınızın geri kalan kısmını da olumlu etkileyecek.

 

1. Planlama. Haftalık ve günlük rutin iş planınızı tespit edin. Bu haftanızın her zaman daha verimli geçmesini sağlar. Güne her zaman bu planlamayı yapmak için 15 dakika erken başlayın. Gün içinde yapmanız gereken en önemli şeyleri 1 ila 3 arasında sıralayın. Daha da önemlisi belirlediğiniz hedeflere ulaşın! Amacınıza ulaşmak için azminizden yararlanın! (Bunları yapmak hayatınızı canlandırır ve geleceğinize odaklanmak bu zorlukları atlatmanıza yardımcı olur.

2. Güç Sorusu. Masanızın üzerinde odaklanmanıza yardımcı olması açısından şöyle sorular bulundurun: “Şu an zamanımı verimli olarak kullanıyor muyum?” veya “Zamanımı en üretken şekilde geçirmek için mi harcıyorum?” gibi.

3. Görev Listenizi Asla Bitiremeyeceğinizi Kabul Edin. Bu durum mükemmeliyetçi ve fazla azimli insanlar için boşa kürek çekmek gibi can sıkıcıdır. İzlediğiniz planı bırakın. Öncelikle en önemli işiniz üzerinde çalıştığınızdan emin olun. Önceliklerinize odaklanın ve gerisini boş verin.

4. Bilgisayarınızı Kapatın. “Ne! Ama her şeyi bilgisayarımla yapıyorum.” diye tepki verdiğinizi duyar gibiyim. Peki gerçekten öyle mi? Peki bu işlerin ne kadarını bilgisayar üzerinden yapıyorsunuz? Bilgisayarınızı her gün yalnızca bu işleri yaparken açık tutmayı planlayın. Yaptığınız her bilgisayar işi için detaylı planlar yapın ve buna konsantre olabilmek için bir kontrol listesi oluşturun. Gözlerinizi ekrandan ayırıp dinlendirmeniz yaratıcılığınız için size daha fazla enerji sağlar. Bir e-postaya yazacağınız cevabı düşünürken gözlerinizi kapatmanız dahi size yardımcı olacaktır.

5. İlk Olarak E-postalarınızı Kontrol Etmeyin. Eğer işiniz için çok gerekli değilse, günün en öncelikli görevini bitirmeden e-postalarınızı kontrol etmeyin. Ara ara e-postalarınızı günde iki veya üç defa toplu olarak kontrol edin.

6. Molalar Verin. Mola vermek üretkenliğinizi arttıracaktır. Bu bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Gerekirse sabah ve öğleden sonra size ara vermenizi hatırlatacak birini bulun.

7. İşle Ev Arası Yolda Geçen Zamanınızı Değerlendirin. Yolda geçen zamanınızı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu zamanı olumlu hâle getirin. Okuyarak, yazarak, yaratıcı düşünceyle, sesli kitaplar dinleyerek, eğlenerek veya kendi kitabınızı yazarak geçirin. Yolda geçirdiğiniz zamandan zevk alıyorsanız bu sizin iş yerindeki ruh hâlinize de olumlu olarak yansır.

8. Önemsiz İşleri Bir Kenara Atın. Önemsiz işleri, yapılacak işler listenizden silin veya başkasına devredin. Bunu yapmanın yolu her zaman en önemli işlerinizi önce yapmaktır. Sonra bu önemsiz işlerin azaldığını fark edersiniz.

9. Geçişler. Faaliyetler ve randevular arasında yeteri kadar zaman planladığınızdan emin olun ve geç kalmamak için önlemler alın.

10. Mutlu Görünmeye, Mizahi Tavırlara Sahip Olmaya, Minnettar Görünmeye ve Nazik Olmaya Çalışın. İş yerinde üretken ve rekabetçi olmanız demek her zaman ciddi olmanız gerektiği anlamına gelmez. Gülümsemeniz sıkı çalışmadığınız anlamına gelmez. Hevesli olmanız rekabetçi olmadığınız anlamına gelmez. Olumlu görünmeniz size meydan okuyanlara cevap veremeyeceğiniz anlamına gelmez. İşte geçirdiğiniz zamanı eğlenceli hâle getirin. Sizin gibi olan diğerlerini bulun ve neşenizi etrafınıza yayın. Bu pozitif tavırlar bulaşıcıdır ve gittikçe büyür. Dedikodu yapmaktan ve olumsuz sohbetlerden kaçının. Dedikodu yapmak baştan çıkarıcı olabilir ancak siz de dâhil kimseye yararı yoktur.

11. Tavırları Olumsuz Olan İş Arkadaşlarınıza Sevecenlikle Yaklaşın. Negatif insanlar bir nedenden dolayı böyle olabilirler. Farkında olmadığınız zorluklar yaşıyor olabilirler. Sevecen olmaya çalışın ve onları yargılamayın . Eğer yöneticiyseniz elbette ki çalışanlarınız bir değerlendirmeye tabi tutulacaktır ama bu, negatif davranışları olduğu için onlardan hoşlanmamanız gerektiği anlamına gelmez. Olumsuz davranışları olan bir insanla karşı karşıya geldiğinizde iki seçeneğiniz vardır ya bu insanlardan negatif olarak etkilenirsiniz ya da etkileyen taraf siz olursunuz. Bu bir karardır. Pozitif kalmayı tercih edin. Mesela; içinizden veya sesli olarak “Bak Ayşe Hanım geliyor Negatifliğiyle yine bütün enerjimi alıp götürecek!” demek yerine “Zavallı Ayşe hanım, kim bilir yine nelerle uğraşıyor, huzurlu olmasını dilerim, Bütün negatifliğine rağmen sıkıntısını biraz hafifletebilirim” diyebilirsiniz.

12. Kendinizi Sakinleştirin, Özellikle de Zor Günlerde. Aceleci davranmayın. Her şeyi aynı anda yapmaya çalışmayın, yavaşça ilerleyin. Eğer gerçekten sakin bir gün geçiriyorsanız o gün işten kaytarıp kendinize vakit bile ayırabilirsiniz.

13. Her Şeyi Rahat Karşılayın. Teslim tarihleri, zor patronlar, kaba müşteriler ve yavaş bilgisayarlarla uğraşıyor olabilirsiniz. Bunları çok büyük meseleler hâline getirmeyin. Dünyanın yükü altında ezilmeyin. Onların hep orada olacağını kabul edin ve ilerlemeye devam edin.

14. İş Arkadaşlarıyla Anlaşmazlıklar. Amacınız ilerleme kaydetmek olsun. Birisiyle tartışırken haklı olmaya ya da tartışmayı kazanmaya çalışmayın. Çünkü bu sizi yavaşlatır. Kendi kendinize “bu tartışmayı ne çözebilir?” diye sorun ve buna odaklanın.

15. Boş Vakitlerinizi Değerlendirin. Başka şeyler yapmaya çalışın. Eğer her zaman gezilere katılıyorsanız, daha yerel geziler yapmaya çalışın ve gerçekten dinlendiğinizden emin olun. Ya da her zaman yaşadığınız yere yakın yerleri geziyorsanız, yeni yerler görmeye çalışın. Çeşitlilik mutluluğun kaynaklarından biridir.

16. Her Şey İçin Sızlanmayın. Klişe ama doğru, Bu aynen yalancı çoban hikâyesine benzer, Her konuda sızlanırsanız gerçekten zor bir şeyle karşılaştığınızda yardım isteyecek yüzünüz kalmaz. İnsanlardaki kredinizi zor işler için saklayın.

17. Başarılarınızı İnsanlarla Paylaşın. Bu sürekli yaptığınız işle böbürlenmek değildir, yaptığınız zor işin karşılığını hak ettiğiniz anlamına gelir. Nasıl olsa doğru insanlar neler başardığınızı biliyor diye düşünmeyin. Konuşun ve belli kişilerin, sizin şirketin başarısına olan katkınızdan haberdar olmasını sağlayın.

18. Yardım İsteyin. İş arkadaşlarınızdan yardım istemekten çekinmeyin. Şirketinizin size ne yapmanız gerektiğini söylemesini beklemeyin. Yaptığınız işten daha iyi sonuçları nasıl alabileceğiniz konusunda yaratıcı düşünerek fikirler üretmeye çalışın.

19. Zorluklarla Korkmadan Yüzleşin. Eğer yapmanız gereken zor bir iş varsa bununla korkmadan yüzleşin. İşi ertelemeyin ve günün önceliklisi hâline getirin. Buz gibi bir havuza atlamak gibi; üçe kadar sayın ve atlayın!

20. Zaman İsteyin. Sizi şaşırtan ve hemen cevap veremeyeceğiniz bir soruyla karşılaştığınızda, hemen cevap vermek zorunda hissetmeyin. Cevap vermeden önce biraz zaman isteyin (Eğer hemen yapmak zorunda değilseniz). Şöyle basit bir cevap verebilirsiniz: “Size daha sonra döner, cevap veririm”. Bu sizi pişman olacağınız bir cevap vermekten kurtaracaktır.

21. Kötü Alışkanlıklardan Kurtulmak. Bir günlüğüne kendinizi gözlemleyin. Hangi konularda zorluk yaşıyorsunuz? İnsanlarla mı? Belli insanlarla mı? Belli durumlarda mı? Sakin bir zamanınızda bir kenara not alın ve düzeltmek istediğiniz konular üzerinde düşünün. Bir tür hatırlatma sistemi hazırlayıp monitörünüzün bir köşesine sarı not kâğıtlarından yapıştırabilirsiniz.

22. Eleştirilerden Ders Alın. Sevmediğiniz veya saygı duymadığınız insanlar bile olsa eleştirileri hemen reddetmeyin. Bazen sevmediğiniz insanlar sizinle ilgili çok daha dürüst değerlendirmelerde bulunabilir. Eleştirileri kişisel olarak algılamayın. Hem kişisel olsa bile kimin umurunda ki. Dinleyin, düşünün ve nasıl bir olumlu davranışta bulunacağınıza karar verin.

23. Uyum Sağlayın. Uyum sağlama yeteneği tüm canlıların hayatta kalmasını sağlayan birinci önceliktir. Uyum sağlayamayanlar yok olurlar. İş dünyasında ise bu önerme şirketler, gruplar ve bireyler için geçerlidir. Değişime açık olun. Değişim için kendinize şans tanıyın. Tecrübeniz size yol gösterirken yeniliklere de uyum sağlayın ve bu sayede başarıya ulaşın.

24. Öğrenmek ve Geliştirmek. Her zaman yeni şeyler öğrenmek ve yeteneklerinizi geliştirmek için karşınıza çıkacak fırsatlara açık olun. Kaliteli seminerler ve eğitimler arayın. İş yerinizden bu tip seminer ve etkinlikler için izin isteyin hatta ücretinin iş yerinden karşılanıp karşılanmayacağını sorun. Eğer şirketiniz eğitim ücretini karşılayacaksa bu fırsatı değerlendirin! Yerel kütüphaneden, iş yerinizin kütüphanesinden ve hatta patronunuzdan kitap ödünç alın. Yerel kütüphanenizden motive edici sesli kitaplar (kasetler) ödünç alın. Hevesinizi yenilemek için sürekli yeni bir şeyler öğrenin.

25. Yaratıcı Düşünmek. İşiniz sıkıcı mı? Öyleyse, bunu değiştirmek için biraz sorumluluk alın. İşinizi nasıl daha yaratıcı, çeşitli veya zevkli hale getirebilirsiniz? Daha önce başka birisinin yapmadığı neyi yapabilirsiniz? İşle alakalı şevkinizi nasıl arttırabilirsiniz? Daha önce yaptıklarınıza da devam edebilecek yeni bir yol nasıl bulunabilir? İş, para ve zaman kazanmak için hangi süreçleri değiştirebilirsiniz?

 

Kaynak: probilgi.com

Yurtdışında İş Yapanlar İçin Farklı Kültürlerde Davranma Klavuzu

Temmuz 9, 2012 1 yorum

ABD
* El sıkışarak, gülümseyerek veya ‘merhaba’ denilerek selamlaşılır.
* El sıkışma kısa ve özdür. Hafif el sıkışma hoşnutsuzluk olarak nitelendirilir. El sıkışırken sıkıca tutun ve göz kontağı kurun.
* Hemcinslerinin -özellikle erkekler- dokunmasından hiç hoşlanmazlar.
* Gülümserler ve bu gülümsemeye bir gülümseme ile geri dönüş beklerler.
* Dakiklik çok çok önemlidir. Toplantılara tam zamanında gidin.
ALMANYA
* Yukarıda da söylediğimiz gibi iş tanışmalarında sadece el sıkışılır, çok fazla yakın durulmaz. Almanlar özel alanlarına girilmesinden hiç hoşlanmaz, bu nedenle kol mesafesinde kalınmalı.
* Toplantılar kesinlikle zamanında olmalı. Geç kalmak asla kabul edilemez.
* Küçük sohbetlere pek zaman yoktur, Almalar direkt iş konuşmaya başlamak isterler.
BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ
* Elleri kalpte birleştirmek saygı ve alçakgönüllülük gösteridir. Bazen bu, hafih bir baş hareketi ile tamamlandığında teşekkür anlamına gelir.
* Arkaşların birbirini öpmesi bir arkadaşlık işaretidir ve erkekler arasında yaygındır.
* Erkekler arasında selamlaşma biçimi el sıkışmadır, kadınlar ise el sıkışır kimi zaman da öpüşür. Erkekler, kadın elini uzatmadığı sürece el sıkışmak için hamlede bulunmaz.
* El sıkışmadan sonra elleri uzun bir süre tutmak arkadaşlık göstergesidir.
* Kucaklaşma ise sizin güvenilir bir arkadaş olduğunuz anlamına gelir.
* Bütün parmakları ve başparmakları (bir kupa gibi) bir araya getirmek “Bir dakika bekle,” “yavaş” anlamına geliyordur.
* Asla ayağınızın tabanını göstermeyin, bu çok kaba bir harekettir.
* Birisi ‘bir şey içer misiniz’ diye sorduğunda hayır demeyin. Hayır demek misafirperverliği reddetmektir.
BRİTANYA
* El sıkışma yaygın selamlama biçimidir.
* İş dünyasında insanları tanıştırırken dikkat edilmesi gereken protokoller var: Genç birisini daha yaşlı birisine tanıştırmak, daha alt seviyede birisini daha üst seviyede birisine tanıştırmak gibi. Aynı yaşta ve mevkide iki kişi var ise daha iyi bildiğinizi diğerine tanıştırın.
* Kucaklaşma, öpme, dokunma aile üyeleri ve çok yakın arkadaşlar arasında uygundur.
* Britanyalılar özel alana dikkat eder. Çok yakın durmak, elini karşınızdakinin omzuna atmak uygun değildir.
* Gözleri dikmek kabalıktır ve insanları huzursuz eder.
ÇİN
* Çinliler yabancılar tarafından dokunulmaktan hoşlanmaz. O nedenle fiziksel kontakt kurmayın.
* Asla işaret parağınızla birisini göstermeyin. Açık avcunuzla gösterin
* Ziyaretçiye bir şeyi iki elle vermek saygı göstergesidir.
* Yürürken direkt göz kontağı kurmak, göz dikmek uygun değildir.
* Bir sohbet veya iş görüşmesi sırasında söz kesmeme konusunda dikkatli olunmalı, çünkü dinleme kibarlığın, saygının bir göstergesidir.
* Göz kırpma saygısızlık olarak değerlendirilir.
* Aynı cinsten Çinliler yakın arkadaşları ile fiziksel temas kurabilirler.
* Çinliler bir zorluk ve baskı hissettiklerinde hafifçe gülerler.
* Hayır demekten kaçınırlar, bunun yerine ‘belki’, ‘göreceğiz’, ‘olabilir’ derler
FRANSA
* Bir arkadaşı öperek selamlamak oldukça yaygın.
* İlk kez gördükleri birisini özellikle iş dünyasında selamlarlar.
* İşaret parmağınızı gözünüzün altına koyup, aşağı doğru çekmek sana inanmıyorum demek.
* Açık avcunuzu kapalı yumruğa vurmak kaba bir hareket.
* Elin başparmağını yukarı kaldırmak okay anlamına gelir.
HİNDİSTAN
* Nameste -iki eli birleştirip hafifçe öne doğru eğilerek selamlamak- oldukça yaygın bir selamlama türü.
* Ayrıca el de sıkışabilirsiniz, hemcinsler el sıkışır ama karşı cinsler dini inanıştan dolayı el sıkışmaz. Eğer emin değilseniz ilk hamleyi onlardan bekleyin.
* Hindistanlılar özel alana dikkat eder, o nedenle çok yakın durmayın, bir kol mesafesi bırakın.
* Eli yan yana sallamak hayır ya da git başımdan demek.
* Eğer bir Hindistanlı ‘deneyeceğim’ diyorsa bu kibarca hayır demektir.
* Bir insanı parmakla işaret etmek kabalıktır.
İSPANYA
* El sıkışma, yanaktan (iki taraftan) öpüşme yaygındır. Eğer iş görüşmesi sırasında birisiyle tanışıyorsanız el sıkışın, karşıdaki kişi size yanağını uzatıyorsa her iki yanağında da öpün.
* Konuşma sırasında yakın durmayı severler, uzak durmak kaba sayılır.
* Konuşma sırasında karşıdaki kişiye dokunmak olağandır.
JAPONYA
* Başla selamlama yaygındır. Bir tanıştırma esnasında başla selamlama statü gösterir. İş dünyasında daha alt makamdaki biri daha üst makamdakine göre daha çok eğilmelidir.
* Göz kontağı agresif ve kaba olduğunuzu gösterir. Japon kültüründe göz temasında kaçmak saygı gösterir.
* İşaret parmağı ile göstermek kaba karşılanır. Elinizle gösterin.
* Hayır demek onlar için çok zordur. Bu nedenle soruyu cevabı evet olacak şekilde değiştirin. Mesela “Bu konuda karşı fikirde misiniz?”
* Birisinin sözünü kesmek karşı fikirde olmak demek. Pek çok Japon o nedenle kayıtsız bir şekilde dinlemede kalır.
MEKSİKA
* Tanışma sırasında el sıkışılır veya hafifçe başla da selamlanabilir.
* Konuşma sırasında birbirlerine yakın dururlar. Rahatsızmış gibi durmayın bu kaba karşılanır.
* Elinizi bele koymak öfke işaretidir. Elleri cepte durmak da kaba sayılır.
* Zaman oldukça esnektir. Eğer Meksika’daki kontağınız zamanında gelmezse şaşırmayın, gücenmeyin.
RUSYA
* Selamlaşma ve vedalaşma sırasında el sıkışma oldukça yaygındır.
* Eşikte el sıkışmayın bu bir tartışmanın başlayacağına işarettir.
* Fiziksel kontakt yaygındır. Sarılma, öpme yaygındır.
* Ruslar konuşurken yakın dururlar.
* Bir Rus görüşme sırasında yanındakine dokunursa bu güven işaretidir.
* Başparmağı kaldırmak onaylama anlamına gelir.
* Parmaklarınız açıkken başparamğınızı işaret parmağınızın ya da orta parmağınızın üzerine koyarak ok yaparsanız bu oldukça kaba bir alam ifade eder.
* Yüksek sesla konuşmak ya da gülmek hoş karşılanmaz.
Kaynak: www.expats-moving-and-relocation-guide.com, www.culturecrossing.net ve www.kwintessential.co.uk sitelerinden derlenmiştir.

 

Burcu ÖZÇELİK SÖZER / Hürriyet İK