Archive

Posts Tagged ‘Haber’

Avrupa’nın en yüksek gökdelenini Moskova’da Türk şirketi inşa ediyor

Şubat 6, 2012 Yorum bırakın

Gayrimenkulde Avrupa Bölgesi’nin en yüksek binası yerden yüksekliği 300 metre olan Rusya’nın başkenti Moskova’daki Capital City Towers. Bu binayı inşa eden Türk şirketi Ant Yapı yine Moskova’da inşasına başladığı 330 metrelik Plot-16 gökdeleniyle hem kendi rekorunu, hem de Avrupa’nınen yüksek bina rekorunu yenileyecek.

Ant Yapı Moskova’da kendine ait en yüksek bina rekorunu kıracağı, 330 metrelik Plot 16-A ismi verilen yeni bir gökdelenin inşasına başladı. Gayrimenkul sektörünün Rusya’yı da dahil ettiği Avrupa Bölgesi’nde şu anda en yüksek bina 302 metrelik uzunluğuyla Moskova’daki Capital City Moscow Towers. Bu gökdeleni Türk inşaat şirketi Ant Yapı inşa etti. Yeni inşasına başlanan Plot 16 projesinin maliyeti 400 milyon dolar. Türk şirketi bu binayı 36 ayda ‘anahtar teslimi’ bitirip teslim etmek üzere sözleşme imzaladı. 2014 yılında Dünya Kış Olimpiyatları’nın yapılacağı Rusya’nın Soçi kentindeki 230 milyon dolarlık olimpiyat köyünü de Ant Yapı kuruyor. Olimpayat köyünde 3.600 odalı 3 ve 4 yıldızlı oteller ile idarî bina ve spor kompleksi yer alacak. Şirket bu işi 18 ayda bitirip olimpiyata yetiştirecek. Ant Yapı son 3 yıldır dünyanın en büyük 225 inşaat şirketi listesinde orta sıralarda yer alıyor.

Moskova’da bulunan ve Avrupa’nın en yüksek beşinci gökdeleni 280 metrelik Capital City St. Petersburg kulesi ile yine Moskova’daki 240 metrelik Miraks ikiz kulelerinden birini yapan da Ant Yapı. Miraks ikiz kulelerinden diğeri henüz inşaat safhasında. Çünkü Ant Yapı 30 aylık sözleşme süresi içinde kuleyi bitirip 2008 yılında teslim ederken, Çinli firma kuleyi henüz bitiremedi. Çinli müteahhitlerin ardından dünyada ikinci sırada yer alan Türk firmaları için Miraks örneği önemli. Çünkü dünyada can güvenliği açısından riskli ya da yetiştirilmek zorunda olunan acil, süreye bağlı işlerin tek adresi Türk inşaat şirketleri. Miraks kulelerini Rus oligarklardan Miraks Grubu, Capital City’yi de yine Rus Capital Grubu inşa ettiriyor. Yeni inşa edilecek ve Avrupa’nın en yüksek binası olacak Plot 16-A’nın sahibi de Capital Grubu. Plot 16-A gökdeleni 85 katlı 330 metrelik rezidans kulesi ile 49 katlı daha kısa bir ofis kulesinden oluşacak.

Ant Yapı’yı, bundan 20 yıl önce Mesa Mesken Sanayi firmasından ayrılarak 4 ortak kurdu. Bu dört kurucu ortaktan biri olan Ant Yapı Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Okay, Zaman’ın soruların cevaplarken, Moskova’da kazandıkları tecrübeyi Türkiye’de de değerlendirdiklerini söyledi. İstanbul Bomonti’de bulunan ve yerden yüksekliği 200 metre olan ikiz kuleleri Anthill’i hayata geçiren de Ant Yapı. Sapphire’den sonra İstanbul’un en yüksek ikinci binası Anthill rezidanslarda hayat başladı. 24 ayda biten Anthil’deki 804 rezidansın 700′ü satıldı. Satılmayı bekleyen 100 rezidans var. 40. katın üstündeki 130 rezidans ise Singapur merkezli ve ilk defa Türkiye’ye gelen bir firmaya işletmeye verildi. Singapurlu firma, burayı yabancılara haftalık olarak kiralıyor. 1+1 dairelerin kirası 150 Euro, 2+1′lerinki ise 200 Euro. Doluluk oranı da yüzde 60

Kategoriler:Haber Etiketler:, ,

Ölüm döşeğindeki en büyük 5 pişmanlık

Ocak 31, 2012 Yorum bırakın

Ölüm döşeğindeki en büyük 5 pişmanlık

İnsanların ölüm döşeğindeyken en çok hayallerini gerçekleştiremedikleri ve dostlarını yitirdikleri için pişman olduğu ileri sürüldü.

Avustralya’da yıllar boyunca evlerinde ölümü bekleyen hastalarla çalışan hemşire Bronnie Ware, emekli olduktan sonra deneyimlerinden yararlanarak yazdığı kitapta insanların hayatlarının son günlerinde en çok neye pişman olduğunu listeledi.

Ware, “The Top Five Regrets of the Dying – A Life Transformed by the Dearly Departing” adlı kitabında ölüm yatağında insanların en çok pişmanlık duyduğu şeyin diğer insanlarla ilişkilerindeki ihmalkarlık olduğunu ileri sürdü.

İnsanların ölümlü olduğu gerçeğiyle yüz yüze geldiklerinde çok önemli değişimler geçirdiğini belirten Ware, ölmek üzere olan hastaların inkar, korku, öfke, pişmanlık ve sonunda kabullenme gibi aşamalardan geçtiğini söyledi.

Hastalarına en çok ne için pişmanlık duyduğunu soran Ware, aldığı yanıtların temelde benzer olduğunu ve beş başlık altında toplandıklarını keşfetti:

1. “Keşke başkalarının benden beklediği hayatı sürmek yerine düşlerimi gerçekleştirme cesaretim olsaydı.” Ware’e göre insanlar, yaşamlarının sona erdiğinin farkına varıp geriye döndüklerinde düşledikleri şeylerin çok büyük bir kısmını gerçekleştirmediklerini görüyor ve pişman oluyor.

2. “Keşke bu kadar çok çalışmasaydım.” Ware’e göre erkek hastaların büyük bir kısmı, işleri nedeniyle ailelerine ve dostlarına yeterince vakit ayıramadıkları için pişman oluyor. Ware, erkek hastaların büyük bir kısmının eğer bir şansları daha olsa dönüp çocuklarının kaçırdıkları anlarını yaşamak istediklerini gözlemledi.

3. “Keşke duygularımı dile getirmeye cesaretim olsaydı.” Birçok insanın diğerleri ile ilişkilerini belirli bir düzeyde tutmak için duygularını bastırdığını söyleyen Ware, bastırılan duyguların insan sağlığı üzerinde son derece olumsuz etkileri olduğunu ileri sürdü.

4. “Keşke arkadaşlarımla ilişkimi sürdürseydim.” İnsanların kendi yaşamlarına çok fazla odaklanıp arkadaşlarıyla ilişkilerini yitirdiğini ancak ölüm yatağında fark ettiğini söyleyen Ware, ölmekte olan insanların en çok eski arkadaşlarını özlediğini söyledi.

5. “Keşke kendime daha çok mutlu olmak için izin verseydim.” Çoğu insanın mutluluğun aslında bir seçim olduğunu ölüm anı gelene dek fark etmediğini söyleyen Ware, insanların rahat yaşamak uğruna eski alışkanlıklarına sıkı sıkıya bağlı kaldığını belirtti. Alışkanlıklarından vazgeçmek istemeyen insanların değişme korkusu yaşadığını ve daha fazla mutlu olma şansını kendi kendilerine yok ettiğini belirten Ware, ölüm yatağındaki hastalarının “Keşke daha çok gülseydim, keşke aptalca şeyler yapmaktan bu kadar korkmasaydım” diyerek pişmanlıklarını dile getirdiğini sözlerine ekledi.

Kaynak: Hurriyet

Kategoriler:Haber Etiketler:,

Libya, Türk müteahhitlerinin bekleyen hakedişlerini ödemeye başlıyor

Ocak 27, 2012 Yorum bırakın

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Libya’daki Türk müteahhitlerinin bekleyen hakediş ödemelerine başlanacağını belirterek, ”Libyalı muhataplarımız toplamda 400 milyon dolarlık hakediş ödemelerini yapmaya başlayacaklarını ifade ettiler” dedi. Çağlayan, Libya dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Libya’da, daha önce Gaziantep’ten Erbil’de uçuş talebinde bulunulduğunu hatırlatan Çağlayan, “Haftanın 4 günü Gaziantep’ten Erbil’e, 3 günü de Şanlıurfa’dan Erbil’e Türk Hava Yolları seferlerini başlatacağız” dedi.

Kaynak: GAZETE HABERTÜRK

Kategoriler:Haber Etiketler:,

Ortadoğu’da En Büyük Proje Piyasası Suudi Arabistan’da

Ocak 27, 2012 Yorum bırakın

Körfez ülkelerinden Suudi Arabistan‘da geçen yıl ihalesi neticelenen projelerin değerinin 66 milyar dolara ulaştığı ve bir önceki yıla kıyasla yüzde altı arttığı bildirildi.

Dubai merkezli MEED tarafından yayınlanan rapora göre Birleşik Arap Emirlikleri‘ndeki yavaşlamanın ardından Suudi Arabistan bölgedeki en hareketli proje piyasası haline geldi. Geçen yıl bölgede ihalesi tamamlanan projelerin değeri 120 milyar doları buldu.

Firma tahminlerine göre krallıktaki proje piyasası 2012′de yüzde 10 büyüyerek 72 milyar dolara ulaşacak. Bu artışta özellikle inşaat, petrokimya ve enerji sektörlerine yapılan yatırımlar etkili olacak.

Suudi Arabistan ayrıca planlanan ve henüz ihalesi kesinleşmemiş 300 milyar dolarlık projeleriyle geleceğin en büyük proje piyasası olarak da görülüyor.

Uzmanlar, yüksek petrol fiyatları neticesinde hükümetin projelere daha çok yatırım yaptığını ve artan nüfus ve gelişen ekonomi ile altyapıya yapılan yatırımların kaçınılmaz olduğunu belirtti.

Kaynak: Showhaber

Kategoriler:Haber Etiketler:,

Yeşil alanı olmayan binaya ruhsat da yok

Ocak 27, 2012 1 yorum

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, imar ruhsatları tartışmalarına son noktayı koyacak yasa hazırladıklarını açıkladı. Yasa ile yeşil alanı, sosyal donatısı olmayan projeye ruhsat verilmeyecek.

Belediyelerin verdiği bina ruhsatlarına yapılan itirazların son bulacağı yeni bir kanun geliyor. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, imar planlarının sık sık değiştirilmesi ile ilgili tartışmalara son noktayı koyacak yeni bir yasal düzenleme hazırladıklarını açıkladı. Bayraktar, yeni yasa ile belediyelerin imar planlarını kolay kolay değiştiremeyeceklerini söyledi. Bakan Bayraktar, bir grup gazeteci ile yaptığı sohbette, afet riski taşıyan binaların yıkımını öngören tasarının yanı sıra imar mevzuatında da köklü bir değişikliğe gidileceğini kaydetti. Bayraktar, “Vatandaşların imarla ilgili belediyelerin yetkilerinin alınmasına ilişkin talepleri var ama biz buna dokunmayacağız. Yeni kıstaslar koyacağız. Yatırım ortamını iyileştirecek, ruhsat alımını kolaylaştıracak düzenlemeler getireceğiz” diye konuştu.

KAT ÇIKMAK KESİN YASAK
Yeni tasarı ile belediyelerin imar planlarında kolay kolay değişiklik yapamayacağını da belirten Bayraktar, “Yeşil alanlar kesinlikle binalara çevrilemeyecek, Sonradan katlar çıkılmasına izin verilmeyecek. İmar planları yapılırken, sosyal donatılar, yeşil alanlar, yaşam alanları, her türlü kriter dikkate alınacak. Sosyal donatısı olmayan, yeşil alanları olmayan projelere imar ruhsatı verilmeyecek” diye konuştu. Bakan Bayraktar afet riski taşıyan binaların yıkılmasını öngören tasarı kapsamında Alman firmalarla röntgen cihazı alımı için görüşmeler yapıldığını da hatırlattı. Bayraktar, ” Röntgen cihazlarından birkaç tane örnek aldık. Bunlar yapı denetim şirketlerinde zorunlu olacak. Bu cihazlar sayesinde bir binada kullanılan betonun türü demiri her şeyi ortaya çıkacak. Dışardan görünmeyen çatlaklar, yıpranmalar da tespit edilecek” dedi.

Kaynak: Arkitera

Kategoriler:Haber Etiketler:

Kanal Bakırköy Projesi

Ocak 27, 2012 Yorum bırakın

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın çılgın projesi ‘Kanal İstanbul’un ardından bir çılgın proje de Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’den geldi. Erzen, Ayamama Deresi’ni kanal haline getirip tekne ulaşımına açmak için bir proje hazırladı ve Başkan Kadir Topbaş’a iletti… Projenin öncelikli amacı, bölge trafiğini, özellikle de havaalanı trafiğini rahatlatmak.

İşte Ateş Ünal Erzen’in hayata geçirilmesini istediği Kanal Bakırköy projesinin detayları…

*Ayamama Deresi genişletilecek, denizden su basılarak kanal haline getirilecek.
*Tekne ulaşımına açılacak dereden ilk aşamada Yeşilköy Dünya Ticaret Merkezi’ne yolcu taşınacak. Böylece Uluslararası fuarların düzenlendiği Dünya Ticaret Merkezi’nin yarattığı trafik yoğunluğu azaltılacak.
*İkinci aşama ise kanaldan Atatürk Havalimanı’nı ulaşım. Havaalanına yakın bir noktaya teknelerin yanaşabileceği küçük bir liman yapılacak. Anadolu Yakası’ndan da havaalanına direkt tekne seferleri konulacak. Anadolu Yakası’ndan tekneye binen yolcu, kesintisiz bir şekilde kısa sürede havaalanına ulaşmış olacak. Böylece hem havaalanının yoğun trafiği nefes almış olacak hem de turizm potansiyeli yaratılacak.

2004’TE HAZIRLANDI

Ayamama’yı kanal haline getirecek projeyi 2004 yılında hazırladığını ve Başkan Kadir Topbaş’a ilettiğini söyleyen Ateş Ünal Erzen, “Fantastik bir proje değil. Hayata geçirilebilir. Kolaylıkla krediler alınabilir. Uygulandığı takdirde İstanbul için büyük bir değer olur” diyor.

Kaynak: GAZETE HABERTÜRK

Osmanlı’nın ilk tiyatro binası İnönü Stadı yapılırken yok edildi

Ocak 27, 2012 Yorum bırakın

Osmanlı’nın ilk tiyatro binası, İnönü Stadı yapılırken yok edilmişti. Şimdi Dolmabahçe Saray Tiyatrosu’nun tekrar yapılması isteniyor.

“İnönü Stadı yıkılsın mı yıkılmasın mı” tartışmaları sürerken 1945 yılında İnönü Stadı yapılırken yol ve çevre düzenlemesine kurban giden İstanbul’un ilk tiyatrosu da gündeme geldi. TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı Dolmabahçe Sarayı müştemilatından sayılan saray tiyatrosuna ait binanın fotoğraflarına ve planlarına ulaştı. Şimdi binanın yeniden yapılması gündemde.

Umumi tuvalet oldu

İnönü Stadı yapılırken, 1863 yılındaki yangından sonra uzun süre bakımsız kalan Dolmabahçe Saray Tiyatrosu, tamamen yıkıldı. Binanın üzerinden yol geçti. Geriye kalan bir müştemilatsa Gümüşsuyu Parkı içinde, uzun yıllar umumi tuvalet olarak kullanıldı. Milli Saraylar Daire Başkanlığı tuvaletin kaldırılması için mücadele ettiyse de başarılı olamadı.

Daha sonra Büyükşehir Belediyesi tuvaleti iptal ederek müştemilatı sosyal tesise çevirdi.

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ise son “İnönü Stadı yıkılsın mı” tartışması sırasında, ‘‘Stadın altından Dolmabahçe Sarayı’nın has ahırları çıkar, birileri de bunları yeniden yapalım diyebilir. Ben de ona destek veririm’’ demişti. Ancak bu tartışmada İstanbul’un ilk tiyatrosu unutuldu.

Milli Saraylar Daire Başkanlığı yetkilileri şimdi belediye uhdesindeki binayı alıp eski tiyatro binasını yeniden canlandırmanın yollarını arıyor. Önemli bir kısmı yola giden binanın tüm fotoğraf ve planlarına ulaşıldı. Gümüşsuyu Parkı içinde tiyatroyu yeniden hayata geçirmek mümkün olabilir.

Eğer bu mümkün olmazsa, İstanbul’un ilk sinema sarayı Majik ve Emek Sineması da yıkıldığında sanat dünyamızın ilkleri tamamen yok olacak.

86 yıl yaşadı

İstanbul’un ilk tiyatro binası, Sultan Abdülmecid tarafından yaptırıldı. 12 Ocak 1859’da Naum Tiyatrosu tarafından sergilenen Luigi Ricci’nin ‘Scaramuccia’ operasıyla açıldı. Mızıka-i Hümayun Okulu’nun öğrencileri tarafından da kullanıldı. İlk Türkçe oyun ‘Şair Evlenmesi’ de bu tiyatroda oynanmak üzere ısmarlanmıştı.

Eski ihtişam gravürlerde kaldı

Tiyatro binası, Dolmabahçe Sarayı ile Has Ahırların (halen İnönü Stadı’nın olduğu bölge) arasında, Gümüşsuyu’na çıkan yokuşun başındaydı.

300 seyirci kapasiteli tiyatronun zemin katında parter ve localar, birinci katta yine localar, ikinci katta ise saray kadınları için kafesli localar vardı. Bu tiyatronun küçüğü daha sonra Sultan II. Abdülhamid tarafından Yıldız Sarayı’na yaptırıldı.

“Restore edilebilirdi ama edilmedi”

Mimar Sinan Genim, tiyatronun fotoğraflarını ‘Konstantiniyye’den İstanbul’a’ isimli kitabında bastı. Bu bölgede Koruma Kurulu Başkanlığı da yapan Genim tarihi tiyatro için şunları söyledi:

‘‘Yazık olmuş işlerden bir tanesi. Lütfi Kırdar döneminde Taksim’i Dolmabahçe-Beşiktaş yoluna bağlamak için yıkılıyor. Çok hoş bir binaydı. Restore edilebilirdi ama cumhuriyetin o sıradaki öncelikleri farklı. Reddettikleri bir kültürün yapılarını korumak öncelikli bir anlayış değildi. Yol yapmak o dönemin insanları için herhalde daha öncelikliydi.”

Hisardan da yol geçti

Genim, “1935-50 arasındaki bu yıkımlardan kimse bahsetmek istemez ama Menderes’in Millet Caddesi, Vatan Caddesi için yıktıkları hep gündeme gelir. Anadolu sahilinde 1925’te Boğaz yolu yapılırken Anadolu Hisarı’nı ortasından yarıp geçiyoruz ve öyle yapıyoruz. O, İstanbul’daki ilk Türklerin ilk yapısı. Yani biraz sağından solundan geçirilebilirdi. Bizim şehirlerimiz çağdaş ve modern olacak deniliyordu….Tiyatro başka bir alanda yapılabilir ama o bölgede çok zor. O parkın içinde olmaz. Yolun üstünde kaldı, tüneller falan…Çok zor’’ dedi.

Kaynak: internetspor.com

Kategoriler:Haber Etiketler:,