Arşiv

Archive for the ‘Kisisel Gelisim’ Category

Zeki görünmek için başvurulan 13 “sahte davranış”

Temmuz 10, 2013 Yorum bırakın

Ask Jeeves arama motorunun yaptığı kamuoyu yoklaması, birini etkilemek için genellikle bu 13 davranışın tercih edildiğini ve erkeklerin söz

konusu davranışlara kadınlardan iki kat fazla başvurduğunu gösterdi.

En çok başvurulan “Sahte davranışlar” ise şöyle:

-Ünlü bir kişinin sözlerinden alıntı yapmak (bunu kendi sözleri gibi yansıtmak)

-Sık sık sanat galerisine gidiyormuş imajını yaymak

-Plajda “ciddi” konulu kitaplar okumak

-Zekice yazılmış ya da gündeme ilişkin bir tweeti re-tweet yapmak

-Yüksek sesle siyaset konuşmak

-Toplu taşıma araçlarında “ciddi” magazin dergileri okumak

-Zekice yazılmış bir makaleyi Facebook’ta paylaşmak

-Başta Shakespeare olmak üzere ünlü yazarlardan alıntı yapmak

-Şarap konusunda “engin bilgilere” sahipmiş gibi davranmak

-Numarasız da olsa gözlük takmak

-Operadan bahsetmek

-Caz ve klasik müzikten hoşlanıyormuş gibi yapmak

Kaynak: Cuhuriyet

Reklamlar
Kategoriler:Genel, Haber, Kisisel Gelisim

Her Yeni Günün Sabahı Yapılması Gereken 13 Şey

Şubat 5, 2013 1 yorum

Sabah işyerine geldiğinizde ilk saatleri nasıl geçirdiğiniz günün kalanını da etkiliyor. Bu nedenle günü verimli geçirebilmek için bir rutin tutturmak gerekiyor. Kariyer ve işyeri uzmanları Lynn Taylor, David Shindler, Michael Kerr, Anita Attridge, Alexandra Levit ve Michael Woodward, günün daha verimli geçmesi için sabah yapılması gereken 13 madde belirledi.

İşe vaktinde gidin Bu, birçok çalışan için olmazsa olmaz bir kural. Fakat bazıları da işe geç gidildiğinde kötü bir izlenim yarattıklarının farkında değil. Sadece kötü bir izlenim yaratmıyorlar, günlerini de mahvediyorlar. İşe zamanında veya biraz erken gitmek, o gün içinde yapılacakları düşünmenizi sağlar ve kendinizi işe hazır hissedersiniz.

Derin bir nefes alın Derin bir nefes alın ve şimdiye odaklanın. Birçok insan işyerine kafası dağınık halde geliyor. Çünkü evden çıkmadan önce evle ilgili işleri toparlayamıyorlar. Bu nedenle ofise geldiklerinde kafalarında hâlâ evle ilgili şeyler oluyor ve odaklanamıyorlar. Bir stres bitmeden başka bir stres başlıyor. Fakat evi evde bırakmak gerekiyor. Sakin olun, derin bir nefes alıp işi odak noktanıza alın.

5 dakika ara Derin bir nefes aldıktan sonra düzeninizi kurmak için kendinize 5 dakika verin. Bu 5 dakika, gün içinde ne yapacağınızı düşünmek için. İş arkadaşlarınızın çevrenizin koşturmacasına telaşına kapılmadan 5 dakikayı kendinize ayırıp planınızı yapın.

Güne temiz bir sayfayla başlayın Bir gün önce başlayıp hâlâ devam eden tartışmalar, yapılması gereken projeler olabilir. Fakat her güne yeni bir gün gibi başlamaya çalışın. Dünü dünde bırakın. Bugünü yeniden organize edin.

Karamsar olmayın Eğer sabahları aksi biriyseniz, bunun üstesinden gelmeye bakın. Hem kendinize hem de iş arkadaşlarınıza karşı pozitif bir tutum sergilemeye çalışın. Gerekirse ve iyi de geliyorsa birkaç bardak kahve için. Sabah işyerinde geçirilen ilk saatteki tutumun bütün günü etkileyebileceğini belirten uzmanlar, bu nedenle olumlu bir hava yaratmanın önemli olduğunu söylüyor.

Gününüzü planlayın Günün ilk saati, öncelikleri belirlemek ve önce yapılması gerekenlere karar vermek için en uygun zaman. Uzmanlara göre birçok kişi, işe gelir gelmez e-postalarına ‘dalarak’ bir hata yapıyor. Bunun yerine kısa bir plan çıkarmak çok daha faydalı. Yapılacaklar listesi çıkarılmalı ve listedeki maddeler önceliklerine göre sıralanmalı. Acil bir iş çıkarsa da bu listeyi düzenleyebilirsiniz. Ayrıca böyle bir liste hazırlamak gün içinde ne kadar ilerlediğinizi göstereceği için zamanlama konusunda da sıkıntı yaşamazsınız.

Anı yaşayın Sabah insanı olmasanız bile işe geldiğinizde artık uyanık olmanız gerekir. Özellikle yöneticiyseniz, o anı yaşamalı, o an hem kafa olarak orada bulunmalı, iletişime açık olmalısınız. Çalışanların büyük bir kısmı, sabah işe gelen patronlarının kendilerini görmediğinden, zaman zaman da ortalıkta ruh gibi dolaştıklarından şikayetçi. Uzmanların yöneticilere tavsiyesi ise sabah işe geldiklerinde çalışanlarına gülümsemeleri, hal hatır sorduktan sonra işlerinin başına geçmeleri.

İş arkadaşlarınızla konuşun 5-10 dakikalık bir takım toplantısı güne hazırlık için güzel yöntemlerden biri. Öyle masada toplanmaya da gerek yok, ayak üstü, kahve makinesi önü sohbeti gibi kısa bir konuşma işle ilgili hazırlık yapmayı kolaylaştırıyor. Bu sohbetlerde gün içinde yapılması planlananlar veya ekibin, takımın bilmesi gereken şeyler paylaşılabiliyor. Böylece hem herkesin her şeyden haberi oluyor hem de takım içi iletişim sağlanıyor.

Masanızı toparlayın Temiz, derli toplu bir masada çalışmak motivasyonu artırıyor. Aynı zamanda konsantrasyonun dağılmasını da engelliyor. Her ne kadar iletişim ağırlıklı olarak elektronik ortamda sağlansa da ofis içinde patronunuz ya da iş arkadaşınız masanıza bir post-it bırakmış olabilir. Dağınık bir masaysa bu not gözünüzden kaçabilir. Tabii masa toplama işini sabah yapmanıza gerek yok. Akşam işten çıkmadan da birkaç dakikanızı ayırarak derli toplu bir masa bırakabilir, sabah da düzenli bir alanda çalışmaya başlayabilirsiniz.

E-postalar rahatsız etmesin Bu, birçok çalışan için en zor madde. Fakat uzmanlar bu uyarıyı yapmakta ısrarcı: Ofise geldiğinizde ilk işinizi e-postaları kontrol etmek olmasın! Yok illa yapacaksanız, acil olanlara bakın ve yanıtlanması gerekenlerle ilgilenin. Bütün e-postalar eşit değildir, bazılarına öncelik vermek gerekir. Önemli olanları halledin ve devamını getirmeyin. Yoksa işin içinden çıkamazsınız. Günün kalanında diğer e-postalara bakmak için vaktiniz olacak. Uzmanların böyle bir uyarı yapmasının nedeni ise e-postalara bakmak, daha doğrusu e-postalarla tek tek ilgilenmek dikkat dağıtabiliyor. İşle ilgili bir şey yazarken birden kendinizi bir arkadaşınızın gönderdiği kedi videosunu izlerken veya bir alışveriş sitesinde kılık kıyafet bakarken bulabiliyorsunuz. Linkler arasında kaybolup gitme ihtimali çok. Bir de bakmışsınız ki günlük planınızın gerisindesiniz.

Sesli mesajlarınızı dinleyin Az da olsa hala geçerli olan bir sistem. Bazıları e-posta gönderir, bazıları mesaj atar, bazıları da sesli mesaj bırakır. Ne olur ne olmaz kontrol edin.

İletişim planı yapın Gün içinde aramanız veya e-posta göndermeniz gereken birileri varsa bunları da bir kenara not edin. Örneğin öğlen aramanız gereken biri varsa her ne kadar önemli olursa olsun, gün içinde yoğunluktan unutabilirsiniz.

Önce yaratıcılık isteyen işler Birçok insan kafalarının sabahları daha iyi çalıştığını ve daha yaratıcı olduğunu düşünür. Bu nedenle yaratıcı olmanızı gerektiren işleri sabah saatlerine alın.

Kaynak: Hürriyet İK

Linkedin’i Nasıl Daha Etkili Kullanabilirsiniz?

Aralık 31, 2012 Yorum bırakın

Profiliniz hakkınızda eksiksiz mesaj vermeli

Profil sayfanız adınız, yaşınız, yaptığınız iş gibi sizinle ilgili temel bilgileri içeriyor. Fakat buradaki kilit nokta girdiğiniz bilgilerin eksiksiz ve doğru olması. Facebook ya da Twitter’da olduğu gibi gelişigüzel ya da tamamen hayalgücünüze kalmış bilgiler girerseniz hakkınızda doğru mesaj veremezsiniz, dolayısıyla belki de tam da size göre bir iş kapınızı çalmadan uzaklaşır. Eğer profilinizin eksiksiz olmasını istiyorsanız şu başlıkları doldurduğunuzdan emin olun:

* Çalıştığınız sektör, bulunduğu yer, pozisyonunuz

* Daha önceki iş tecrübeleriniz,

* Eğitim durumunuz (lise eğitiminiz dahil),

* En az dört ya da beş yan özelliğiniz,

* Anlaşılır bir fotoğraf

* En az 40 kişilik bir arkadaş listesi

 

Doğru arkadaş listesi için doğru arama yöntemlerini kullanın

LinkedIn diğer tüm sosyal medya araçlarında olduğu gibi size arkadaş listenizi oluşturmanızda yardımcı oluyor. Doğru insanlarla kontak kurduğunuzdan emin olmak için yapabileceğiniz en kolay şey hali hazırda tanıdığınız kişileri eklemek. Örneğin, şu an çalıştığınız şirketteki patronunuz, çalışma arkadaşlarınız vb. Daha sonraki adım her sayfanın sağ üst köşesinde göreceğiniz “Tanıyabileceğiniz kişiler” linkini tıklamak. Site sizinle ortak yönleri olan (aynı sektörde çalışan kişiler, listenizdeki bir arkadaşınızın arkadaşı vb) kişileri size eklemenizi önerir. Kontak listenizle daha fazla insana erişmek istiyorsanız “Kişiler” başlığı altında ye ralan “bağlantı ekle“ özellliği ile email adresinizdeki kontakları da ekleyebilirsiniz.

Size yardımcı olacak gruplara üye olun

LinkedIn’deki gruplar diğer sosyal iletişim platformlarından farklı olarak daha profesyonel bir içeriğe sahip. Yani belli bir konunun uzmanları ya da bellibir sektörde çalışan kişiler gibi birçok seçenek bulmak mümkün. Fakat gruplara üye olabilmeniz için öncelikle moderatörün onayını almanız gerekebilir. En azından LinkedIn’de yer alan grupların üçte ikisi bu yöntemi kullanıyor.

Sadece kişileri değil, şirketleri de takibe alın

Veritabanı sadece özel kişileri içermiyor. Bugün adını sıkça duyduğunuz birçok büyük şirket sitede özel bir sayfaya sahip. Hatta zaman zaman onları takip eden kullanıcılarına duyuru yaparak işe alım olanağı sağladıkları bile oluyor. Bunun için yapmanız gereken takip etmek istediğiniz şirketi anasayfada yeralan “Şirketler” başlığı altında bulmak ve yakından izlemek.

Yeni bir iş bulmak için en iyi yöntemi kullanın

İş arıyorsanız ya da iş değiştirmek istiyorsanız oturup birinin sizi bulmasını beklemenize gerek yok. Ne de olsa kariyer odaklı bir sosyal paylaşım sitesindesiniz, sunduğu kolaylıklardan faydalanın. Anasayfada “iş ilanları” sekmesine tıklayın. “Gelişmiş arama” seçeneğini kullanarak özel bir şirket ismi, pozisyon ya da sektör arayabilir, size uygun olan iş ilanına başvurabilirsiniz. Bulduğunuz ilanı daha sonra değerlendirmek için kaydetme imkanınız da var. Bir başka seçeneğiniz de “iş ilanları” sayfasındaki “ilgilenebileceğiniz işler” başlığı altındaki açık pozisyonlara başvurmak olabilir.

Güncel kalmaya dikkat edin

Kendi hesabınızla giriş yaptığınız anda karşınıza ilk çıkacak sayfada bir “güncellemeler” bölümü göreceksiniz. Burada listenizdeki kişi ve şirketlerin statü değişiklikleri, açtıkları ilanlar, yaptıkları duyurular ve bunun gibi bilgiler yer alır. Siz de daha çok farkedilmek istiyorsanız ister LinkedIn web sitesinde yaptığınız güncellemelerle ister Twitter üzerinden attığınız tweetlerle gündemde kalabilirsiniz. Fakat dikkat etmeniz gereken önemli ve yaygın bir hata konusunda sizi uyaralım: Twitter hesabınız kariyerinizden ziyade özel hayatınız hakkında mesaj veriyorsa – mesela o gün izlediğiniz film, içtiğiniz içkinin lezzeti vb. – o hesapla LinkedIn hesabınız arasında ortak bir bağlantı oluşturmayın. Ayrıca çok yoğun tweet atmayın ve statü güncellemeyin. Bilgi kalabalığı diğer kullanıcıları rahatsız ederse, sizin güncellemelerinizi “sessiz”e alabilirler. Siz de aynı imkana sahipsiniz. Eğer sizi statü güncellemeleri ile yoran biri ya da bir şirket varsa onun kullanıcı anasayfasına giderek sessize alabilirsiniz.

Kaynak: GQ Dergisi Ayşe Zeynep Güldiken

Başarılı insanların farklı yaptığı 12 ortak şey

Aralık 31, 2012 1 yorum

Başarılı insanlara hepimiz imreniriz ve ilham alırız. Yöntemlerini ve ilerledikleri yolları merak eder, araştırır ve uygulamaya çalışırız. Uzun süreler boyunca yapılan araştırmalar, başarılı insanların bir çok ortak özelliği olduğunu, doğru hedefler belirleyebilmek ve doğru adımlar atabilmek için kullandıkları yöntemlerin, birbirine çok benzediğini ortaya koymuş.

Uplifers olarak, potansiyelinizi fark edip, kendi başarı hikayenizi yazabilmeniz için; başarılı insanların uyguladığı yöntemleri bir araya getirdik.

1. Doğru hedefler peşinde koşmak

Başarılı insanlar objektiftir ve gerçekçi hedefleri vardır. Ne aradıklarını ve ne için savaştıklarını bilirler. Ulaşamayacakları ya da kendilerine bir şey katmayacak hedeflerin peşinde koşmazlar. Eğer kişiliğinize ve yeteneklerinize uygun hedefler belirleyip, bu doğrultuda planlı bir şekilde ilerlerseniz, siz de başarının kapılarını aralayabilirsiniz. Gelişme kaydettikçe, çok uzak görünen hedeflerin bile yaklaştığını göreceksiniz.

Hedeflerinizi belirletken S.M.A.R.T. (specific, measurable, attainable, relevant, timely) tekniğinden yardım alabilirsiniz. Bu teknik;

Specific/Spesifik: “Forma gir.” spesifik bir hedef gibi görünse de, aslında “Bir spor salonuna kaydol ve 1 yıl boyunca haftada 3 gün spor yap.”  Demek daha etkilidir. Çünkü hedefleriniz için belirli parametreler kullandığınızda, doğru adımlar atma ve hedefinize ulaşma şansınız daha yüksek olur.
Measurable/Ölçülebilir: Hedeflerinizi koyarken, kaydettiğiniz ilerlemeleri ve aşamalarını kontrol edebileceğiniz bir ölçüm tekniğiniz olmalı. Böylece, önünüzü daha iyi görür ve başarının başarıyı getirdiğini anlarsınız.
Attainable/Ulaşılabilir: Bir hedefin ulaşılabilir olması için , yapabileceğiniz ve yapmak isteyebileceğiniz bir şey olması gerekir. Eğer “Bu hedefe nasıl ulaşabilirim” sorusunun cevabını alamıyorsanız, hedefiniz yeterince gerçekçi  olmayabilir.
Relevant/Uygun: Hedeflerinizin kişiliğinize ve yeteneklerinize uygun olması gerekir. Bir internet girişimcisinin “Saat 14:00’a kadar 75 ton balıklı sandviç yap” hedefi, bu teknikteki diğer tüm maddelere uygun olsa da, kendisi için uygun bir hedef olmadığı için, ulaşılmasını zora sokar.
Timely/Belirli zaman aralığı dahilinde: Hedeflerinizi belirli bir zaman aralığı içine yerleştirmelisiniz. Eğer hedefinize ulaşmak için bir son tarih belirlediyseniz, bu hedefinize odaklanmanızı sağlar ve sizi bu noktaya, belirlediğiniz süreden önce ulaşmak için kamçılar.
2. Kararlı olmak ve çabuk harekete geçmek

Maalesef bir çok insan hayalini kurdukları başarı hikayelerini yaşayamıyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri; hiç harekete geçmiyor olmaları. Bilgi, tek başına sizi geliştirmez. Sizi asıl geliştiren, bu bilgilerin size ne kattığını ve hayatınızı ne şekilde değiştirebileceğini görmektir. Bir şeyi bilmekle onu nasıl yapacağınızı bilmek arasında büyük fark vardır. Harekete geçmediğiniz sürece, bilgi de zeka da hedeflerinize ulaşma konusunda bir katkı sağlamaz.

Başarı, yaşam içerisinde aldığınız kararlara ve attığınız adımlara bağlıdır. Eğer kararınız, hayallerimizin ve hedeflerimizin peşinden gitmek ve harekete geçmek olursa, başarıya ulaşmamanız için hiçbir sebep yok.

3. Meşgul değil üretken olmak

Başarıyı getiren; bilinçsizce çok çalışmak değil, akıllıca çalışmaktır. Çünkü çok çalışmak ya da sürekli bir şeylerle meşgul olmak, daha iyi işler yapmak anlamına gelmez. Önemli olan dolu bir programa sahip olmak değil, programınızı daha verimli çalışabileceğiniz şekilde düzenlemektir.

Çözüm sakinleşmekten geçiyor. Nefes alıp yapmanız gerekenleri gözden geçirin. Acil ve önemli şeyleri ilk sıralara koyun. Harekete geçin ve aynı anda birden fazla işle uğraşmayın. İki saatte bir mola verin. Önemli olan ne kadar çok çalıştığınız değil, ortaya ne koyduğunuzdur.

4. Mantıklı ve bilinçli karar almak

Uzun vadeli ve sürdürülebilir hedefler belirlerken, duygularımızla hareket etmek, sizi yanlış yola sürükleyebilir. Duygulara dayanarak alınan kararlar, genellikle minimum oranda bilinçli düşünceyi barındırır ve farkındalıktan çok anlık hislerle şekillenir.

Duygularınızın mantığınızın önüne geçmesine izin vermeyin. Hayatınızı değiştirecek kararlar almadan önce,  almadan önce, gerekli tüm bilgileri edinin ve sahip olduğunuz tüm olasılıkları değerlendirin.

5. Her zaman mükemmeliyetçi olmamak

Çoğumuz kendimizce mükemmeliyetçiyiz. Kendimiz için en iyisini ister, en yüksek hedefleri koyarız. Kendi standartlarımızın üstüne çıkmaya çalışırız. Bu mükemmel olma çabası, bizi dinlenmeden, durmadan sürekli koşmaya zorlar.

Mükemmeliyetçilik,  çoğu zaman hedeflerinize ulaşmanızı sağlasa da, çok doğru bir bakış açısı değil. Mükemmeliyetçi kişilerin, hedeflerine ulaşamadığında ya da başarısız olduğunda, bunu kabullenmeleri zorlaşır. Tekrar harekete geçmek için gerekli gücü kendilerinde bulamazlar ve bu üzerlerinde daha çok baskı yaratır.

Sonuca ulaşanların; mükemmeliyetçi olanlar değil, işlerini bitirebilenler olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Sakin olun, tecrübeleriniz, size yavaş yavaş mükemmelliği getirecektir. Bu süreç içerisinde, kendinizi geliştirebilmek için; karar verin, uygulayın ve sonuçlardan ders alın.

6.  Güvenli bölgelerinin dışında çalışmak

Akıllı insanların harekete geçmelerini engelleyen şey çoğu zaman, karşılarına çıkan fırsatları; yeterli bilgi yetenek ya da tecrübeye sahip olmadıklarını düşünerek geri çevirmeleri. Bu davranış, kişisel başarıyı ve gelişimi engeller.

Gerçek şu ki, kimse, karşısına çıkan fırsatlar için önceden hazırlıklı değildir ve iyi diyebileceğimiz fırsatlar genelde bizi duygusal ve entelektüel olarak geliştiren fırsatlardır. Kendimizi geliştirmek ve güvenli bölgemizden (comfort zone) dışarı adım atmak için zorlarlar.

Gelişim ve başarı için karşınıza hayatınız boyunca fırsatlar çıkacak. Eğer pozitif değişiklikler istiyorsanız, bu fırsatları, hazırlıksız hissetseniz de, değerlendirmelisiniz.

7. İşleri basit tutmak

Leonardo da Vinci’nin, sofistike olmanın yolunun sadelikten gçtiği fikrine katılmamak mümkün değil. Sonsuz fırsatların olduğu ve her şeyin saniyeler içinde değiştiği günümüzde, hayatınız için almanız gereken sayısız karar var. Bu kadar çok tercihinizin olması, çoğu zaman karmaşaya ve kafa karışıklığına yol açıyor.

Çeşitliliğin artması, karar vermeyi zorlaştırıyor ve seçenekler denizinde boğulan bilinçaltınız pes ediyor.

Çözüm, sadeleşmekten geçiyor. Hayatınızla ilgili önemli bir karar alacaksanız, vaktinizi her seçeneğin en basit ayrıntısına kadar listelemekle harcamayın. İşe yarayacağını düşündüğünüz bir şeyi seçin ve uygulamaya geçin. Eğer işe yaramazsa, bunu bir tecrübe olarak görün ve başka bir tarafa yönelin.

8. Küçük ve devamlı gelişmelere odaklanmak

Henry Ford’un “Hiçbir şey zor değildir, yeter ki küçük parçalara bölebilelim.” felsefesi, hedeflerinize ulaşabilmek için uygulamanız gereken yöntemin ta kendisi. Küçük ama emin adımlarla ilerlemek,sizi  ulaşmak istediğiniz hedefe en hızlı şekilde yaklaştırır.

Hedefiniz yolunda küçük adımlar atarak başlamak her zaman daha kolaydır. Bir yerden başlamak size ivme kazandırarak, üst üste eklenerek çoğalan bir gelişim göstermenizi sağlar.

Bir yerden başlayın, programlı ve karşınıza çıkabilecek problemlere karşı hazırlıklı olun. İlerleyip güçlendikçe, daha büyük engelleri aşabilir hale geleceksiniz.

9. Gelişimi takip etmek

Başarılı insanlar, belirli zaman aralıklarıyla gelişimlerini ölçümler. Bulundukları yeri, ulaşmak istedikleriyle karşılaştırıp, ne yöne ağırlık vermeleri ya da nerede hızlanmaları gerektiğini belirlerler. Eğer ölçemiyorsanız, kontrol de edemezsiniz. Eğer yanlış şeyleri kovalarsanız, karşınıza çıkan olası fırsatları da kaçırırsınız.

Doğru yaklaşım, bir numaralı hedefinizin peşinden gitmek ve sizi bu yolda ilerletecek şeylere odaklanmak, haftalık ya da aylık gelişimlerinizi bir tablo halinde sıralamak ve attığınız adımların sizi ne kadar ilerlettiğini görebilmektir.

10. Hatalarından ders almak

Bardağa dolu tarafından bakmak, başarılı insanların bir diğer ortak özelliği. Çünkü büyümeyi sağlayan, pozitif olmaktır. Hayat sizi tekrar tekrar test edecektir. Başarılı olmak istiyorsanız, hayata karşı pozitif bir bakış açısı geliştirmelisiniz.

Yaptığınız her yanlışın sizi aslında geliştirdiğini aklınızdan çıkarmayın. Hatalar sizi önemli dersler öğretir ve hatalarınızdan ders aldığınızda, hedefinize bir adım daha yaklaşırsınız. Aslında yapabileceğiniz tek yanlış, yanlış yapma korkusuyla harekete geçmemek. Kendinizden şüphe etmeyin ve olumsuz düşüncelerin size engel olmasına izin vermeyin.

11. Doğru insanlarla vakit geçirmek

Başarılı insanlar, benzer görüşlü, hedeflerine odaklanmış ve destekleyici insanlarla işbirliği yaparlar. Sosyalleşmeyi tercih ettikleri insanlar, enerjileriyle bulundukları ortama bir şeyler katanlardır. İlerleyebilmek için, kendilerine ilham veren kişilerle zaman geçirirler.

Sizin kim olduğunuzu, beraber vakit geçirdiğiniz insanlar gösterir. Yanlış insanlarla zaman geçirerek vakit kaybetmeyin.

12.Dengeli bir hayat sürmek

Hayattan beklentilerimiz birbirine benzer; aşk, para, mutlu bir aile… Ancak hayatımızı bu hedeflere ulaşabilecek şekilde yaşamıyoruz. İstediklerimizin tümüne ulaşmak yerine, bir iki tanesini elde ettikten sonra diğerlerini gözden çıkarabiliyoruz.  Asıl amacınız mutlu bir aile sahibi olmaksa, milyon dolarlarınız size bunu getirmez. Aynı şekilde, mutlu olmadığınız sürece, başarılı da sayılmazsınız.

Eğer tüm enerjinizi hayatınızın sadece tek bir alanına yoğunlaştırırsanız, dengenizi kaybedersiniz. Motivasyon ve odaklanmak kadar, dengeli bir hayat sürmek de, başarı ve mutluluk için gerekli. Herhangi bir amacınızı bir diğerine tercih ettiğiniz bir hayat, uzun vadede stres ve sıkıntıları beraberinde getirir.

Kaynak: uplifers.com

Leonardo Da Vinci’nin 7 Önemli Prensibi

Aralık 17, 2012 Yorum bırakın

1-Curiosita:
Hep merak et.
Ölünceye kadar öğren.
2- Dimostrazione:
Hatadan ders çıkart.
Bilgini test et.
3- Sensazione:
Duygularını hep canlı tut.
Görüşünü devamlı geliştir.
4-Sfumato:
Belirsizliği yen.
Çelişkiyi bitir.
5- Arte-Scienza:
Hayallerini ateşle.
Bütün beyninle düşün.
6-Corporalita:
Zarafetten sakın vazgeçme.
Zindelikten asla şaşma.
7-Connessione:
Olayların bağlantısını bul.
Sistemli düşünmeyi ibadet yap

Bizi tutsak eden bagimliklarimizdan ote birsey degil…

Aralık 12, 2012 Yorum bırakın

AVUCUNUZU AÇMAYI DENEDİNİZ Mİ?

Asya’da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır: Bir Hindistan cevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır. Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı büyüklüktedir. Yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. Maymun tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır. Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkmaz. Avcılar geldiğinde maymun çılgına döner, ama kaçamaz. Aslında bu maymunu tutsak eden hiçbir şey yoktur. Onu sadece, kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey, elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.

Bizleri de tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Tüm yapmamız gereken; elimizi açıp benliğimizi, bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla özgür olmaktır! Bu örnekle benzeştirirsek; ben, sahip olduğumuzu düşündüğümüz her şeyin bizim için birer tuzak olduğunu fark etmediğimizi düşünüyorum:

— Çoğunlukla konuşmaktan fazla bir özelliğini kullanmadığımız son model cep telefonlarına sahip olmak,

— Ortalama 15 m2´sini kullandığımız ama kullandığımız alandan 10–20 kat büyük evlere sahip olmak,

— Belki bir kez giydikten sonra çok uzun sure dolabımızın bir köşesinde unuttuğumuz günün modasına uygun giysilere sahip olmak,

— Okumadığımız kitaplara sahip olmak,

—Asla kadranın gösterdiği sürate ulaşamayacağımız en süratli arabaya sahip olmak,

— Bize günde 3–5 kez zamanı, başkalarına sürekli zenginliğimizi gösteren kol saatlerine sahip olmak,

— Vakit bulup gidilemeyen, gidilse bile dinlendirmekten çok uzak; tabiri caizse yorgunluktan haşatımızı çıkaracak deniz kenarına yakın bir yazlık, bir dinlence evine sahip olmak,

— Vaktimize, nakdimize, aklımıza, çenemize zarar verse bile bir futbol takımı taraftarlığına sahip olmak,

— Oturmadığımız koltuk takımları, izlemediğimiz dev ekran televizyonlar; kullanmadığımız, faydalanmadığımız daha nelere sahip olmak… Ya da sahip olduğumuzu sanmak…

— Sadece çevre olsun diye bulunduğumuz ortamlar ve arkadaşlıklar!

 

O maymun gibi; avucumuzda tuttuğumuz sürece (faydalanamasak bile) sahip olduğumuzu sanmıyor muyuz? Ve ancak parmaklarımızı gevşetip bunlardan vazgeçtiğimiz zaman gerçekten özgür olup tüm yeteneklerimizi kullanabilir hale gelmeyecek miyiz?

Kategoriler:Kisisel Gelisim Etiketler:

Einstein’den 10 Hayat Dersi

Kasım 17, 2012 Yorum bırakın

Albert Einstein çoğu insan tarafından dahi olarak görülür. Şu ana kadar yaşamış en etkili bilim insanı olmanın yanında teorik fizikçi, filozof ve yazardı. Bilime birçok katkı sağlamış Einstein’ın başarı sırlarını merak ediyor musunuz?

 1. Merakınızın peşinden gidin

“Benim özel bir yeteneğim yok. Yalnızca tutkulu bir meraklıyım.”

Sizin merakınızı çeken nedir? Neyi en çok merak ediyorsunuz? Benim merak ettiğim neden bazı insanların başarılı olup bazılarının olamadığıdır. Bu yüzden yıllarca başarı üzerine çalıştım. Merakınızın peşinden giderseniz başarıya ulaşırsınız

2. Azim paha biçilmezdir

“Çok zeki olduğumdan değil, sorunlarla uğraşmaktan vazgeçmediğimden başarıyorum.”

Belirlediğiniz yolun sonuna ulaşacak kadar sabırlı mısınız?

Posta pullarının gideceği yere varasıya kadar mektuba yapışıp kalmasından ötürü çok değerli olduğu söylenir. Posta pulu gibi olun ve başladığınız işi bitirin.

3. Bugüne odaklanın


” Güzel bir kızı öperken düzgün araba kullanan birisi, öpücüğe hak ettiği dikkati vermiyor demektir.”

İki atı aynı anda süremezsiniz. Bir şeyler yapabilirsiniz ama her şeyi yapamazsınız. Şimdiye odaklanın ve bütün enerjinizi şu anda yaptığınız işe verin.

4. Hayal gücü güç verir

4. Hayal gücü


“Hayal gücü her şeydir. Sizi bekleyen güzelliklerin önizlemesi gibidir. Hayal gücü bilgiden daha önemlidir.”

Hayal gücünüz geleceğinizi belirler. Einstein şöyle der: ‘Zekanın gerçek göstergesi hayal gücüdür, bilgi değil’. Bu yüzden hayal gücünüzün hantallaşmasına izin vermeyin.

5. Hata yapın

“Hiç hata yapmamış bir insan yeni bir şey denememiş demektir.”

Hata yapmaktan korkmayın. Eğer nasıl okuyacağınızı bilirseniz hatalar sizi daha iyi bir konuma getirebilir. Başarılı olmak istiyorsanız yaptığınız hataları üçe katlayın.

6. Anı yaşayın


“Ben geleceği hiç düşünmem, ne de olsa gelecektir.”

Geleceği ayarlamanın tek yolu olabilidiğiniz kadar şimdide olmaktır. Şu anda dünü ya da yarını değiştiremezsiniz. Önemli olan tek an şimdidir.

7. Değer yaratın

” Başarılı olmaya değil, değerli olmaya çalışın.”

Zamanınızı başarılı olmak için harcamayın, değerler yaratın. Eğer değerli olursanız başarı kendiliğinden gelecektir.

8. Farklı sonuçlar beklemeyin

“Delilik: Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek.”

Hergün aynı rutinde yaşayarak farklı görünmeyi bekleyemezsiniz. Hayatınızın değişmesini istiyorsanız kendinizi değiştirmelisiniz.

9. Bilgi deneyimden gelir


” Bilgi malumat değildir. Bilmenin tek yolu deneyimlemektir.”

Bir konuyu tartışabilirsiniz ama bu size sadece felsefi bir anlayış kazandırır. Bir konuyu bilmek istiyorsanız onu deneyimlemelisiniz.

10. Kuralları öğrenin, daha iyi oynayın

” Oyunun kurallarını öğrenmek zorundasınız. Böylece herkesten iyi oynayabilirsiniz.”

Yapmanız gereken iki şey var. Birincisi oynadığınız oyunun kurallarını öğrenmek. İkincisi ise oyunu herkesten iyi oynamayı istemek. Bu iki şeyi yaparsanız başarı sizinle olur!