Archive

Archive for the ‘İnsan Kaynakları’ Category

Her Yeni Günün Sabahı Yapılması Gereken 13 Şey

Şubat 5, 2013 1 yorum

Sabah işyerine geldiğinizde ilk saatleri nasıl geçirdiğiniz günün kalanını da etkiliyor. Bu nedenle günü verimli geçirebilmek için bir rutin tutturmak gerekiyor. Kariyer ve işyeri uzmanları Lynn Taylor, David Shindler, Michael Kerr, Anita Attridge, Alexandra Levit ve Michael Woodward, günün daha verimli geçmesi için sabah yapılması gereken 13 madde belirledi.

İşe vaktinde gidin Bu, birçok çalışan için olmazsa olmaz bir kural. Fakat bazıları da işe geç gidildiğinde kötü bir izlenim yarattıklarının farkında değil. Sadece kötü bir izlenim yaratmıyorlar, günlerini de mahvediyorlar. İşe zamanında veya biraz erken gitmek, o gün içinde yapılacakları düşünmenizi sağlar ve kendinizi işe hazır hissedersiniz.

Derin bir nefes alın Derin bir nefes alın ve şimdiye odaklanın. Birçok insan işyerine kafası dağınık halde geliyor. Çünkü evden çıkmadan önce evle ilgili işleri toparlayamıyorlar. Bu nedenle ofise geldiklerinde kafalarında hâlâ evle ilgili şeyler oluyor ve odaklanamıyorlar. Bir stres bitmeden başka bir stres başlıyor. Fakat evi evde bırakmak gerekiyor. Sakin olun, derin bir nefes alıp işi odak noktanıza alın.

5 dakika ara Derin bir nefes aldıktan sonra düzeninizi kurmak için kendinize 5 dakika verin. Bu 5 dakika, gün içinde ne yapacağınızı düşünmek için. İş arkadaşlarınızın çevrenizin koşturmacasına telaşına kapılmadan 5 dakikayı kendinize ayırıp planınızı yapın.

Güne temiz bir sayfayla başlayın Bir gün önce başlayıp hâlâ devam eden tartışmalar, yapılması gereken projeler olabilir. Fakat her güne yeni bir gün gibi başlamaya çalışın. Dünü dünde bırakın. Bugünü yeniden organize edin.

Karamsar olmayın Eğer sabahları aksi biriyseniz, bunun üstesinden gelmeye bakın. Hem kendinize hem de iş arkadaşlarınıza karşı pozitif bir tutum sergilemeye çalışın. Gerekirse ve iyi de geliyorsa birkaç bardak kahve için. Sabah işyerinde geçirilen ilk saatteki tutumun bütün günü etkileyebileceğini belirten uzmanlar, bu nedenle olumlu bir hava yaratmanın önemli olduğunu söylüyor.

Gününüzü planlayın Günün ilk saati, öncelikleri belirlemek ve önce yapılması gerekenlere karar vermek için en uygun zaman. Uzmanlara göre birçok kişi, işe gelir gelmez e-postalarına ‘dalarak’ bir hata yapıyor. Bunun yerine kısa bir plan çıkarmak çok daha faydalı. Yapılacaklar listesi çıkarılmalı ve listedeki maddeler önceliklerine göre sıralanmalı. Acil bir iş çıkarsa da bu listeyi düzenleyebilirsiniz. Ayrıca böyle bir liste hazırlamak gün içinde ne kadar ilerlediğinizi göstereceği için zamanlama konusunda da sıkıntı yaşamazsınız.

Anı yaşayın Sabah insanı olmasanız bile işe geldiğinizde artık uyanık olmanız gerekir. Özellikle yöneticiyseniz, o anı yaşamalı, o an hem kafa olarak orada bulunmalı, iletişime açık olmalısınız. Çalışanların büyük bir kısmı, sabah işe gelen patronlarının kendilerini görmediğinden, zaman zaman da ortalıkta ruh gibi dolaştıklarından şikayetçi. Uzmanların yöneticilere tavsiyesi ise sabah işe geldiklerinde çalışanlarına gülümsemeleri, hal hatır sorduktan sonra işlerinin başına geçmeleri.

İş arkadaşlarınızla konuşun 5-10 dakikalık bir takım toplantısı güne hazırlık için güzel yöntemlerden biri. Öyle masada toplanmaya da gerek yok, ayak üstü, kahve makinesi önü sohbeti gibi kısa bir konuşma işle ilgili hazırlık yapmayı kolaylaştırıyor. Bu sohbetlerde gün içinde yapılması planlananlar veya ekibin, takımın bilmesi gereken şeyler paylaşılabiliyor. Böylece hem herkesin her şeyden haberi oluyor hem de takım içi iletişim sağlanıyor.

Masanızı toparlayın Temiz, derli toplu bir masada çalışmak motivasyonu artırıyor. Aynı zamanda konsantrasyonun dağılmasını da engelliyor. Her ne kadar iletişim ağırlıklı olarak elektronik ortamda sağlansa da ofis içinde patronunuz ya da iş arkadaşınız masanıza bir post-it bırakmış olabilir. Dağınık bir masaysa bu not gözünüzden kaçabilir. Tabii masa toplama işini sabah yapmanıza gerek yok. Akşam işten çıkmadan da birkaç dakikanızı ayırarak derli toplu bir masa bırakabilir, sabah da düzenli bir alanda çalışmaya başlayabilirsiniz.

E-postalar rahatsız etmesin Bu, birçok çalışan için en zor madde. Fakat uzmanlar bu uyarıyı yapmakta ısrarcı: Ofise geldiğinizde ilk işinizi e-postaları kontrol etmek olmasın! Yok illa yapacaksanız, acil olanlara bakın ve yanıtlanması gerekenlerle ilgilenin. Bütün e-postalar eşit değildir, bazılarına öncelik vermek gerekir. Önemli olanları halledin ve devamını getirmeyin. Yoksa işin içinden çıkamazsınız. Günün kalanında diğer e-postalara bakmak için vaktiniz olacak. Uzmanların böyle bir uyarı yapmasının nedeni ise e-postalara bakmak, daha doğrusu e-postalarla tek tek ilgilenmek dikkat dağıtabiliyor. İşle ilgili bir şey yazarken birden kendinizi bir arkadaşınızın gönderdiği kedi videosunu izlerken veya bir alışveriş sitesinde kılık kıyafet bakarken bulabiliyorsunuz. Linkler arasında kaybolup gitme ihtimali çok. Bir de bakmışsınız ki günlük planınızın gerisindesiniz.

Sesli mesajlarınızı dinleyin Az da olsa hala geçerli olan bir sistem. Bazıları e-posta gönderir, bazıları mesaj atar, bazıları da sesli mesaj bırakır. Ne olur ne olmaz kontrol edin.

İletişim planı yapın Gün içinde aramanız veya e-posta göndermeniz gereken birileri varsa bunları da bir kenara not edin. Örneğin öğlen aramanız gereken biri varsa her ne kadar önemli olursa olsun, gün içinde yoğunluktan unutabilirsiniz.

Önce yaratıcılık isteyen işler Birçok insan kafalarının sabahları daha iyi çalıştığını ve daha yaratıcı olduğunu düşünür. Bu nedenle yaratıcı olmanızı gerektiren işleri sabah saatlerine alın.

Kaynak: Hürriyet İK

İş Başvurularınıza Neden Yanıt Alamıyorsunuz?

Ocak 21, 2013 1 yorum

Firmaların birçoğu adaya cevap verme politikası uygulasa da başvurusu olumsuz sonuçlananlara bunu bildirmeyen şirketlerin sayısı hiç de az değil. Cevap gelmemesini olumsuz sonuç olarak kabul edip bunun nedenlerine bakalım. İşte olası nedenler…
– Nitelikleriniz o işe uygun değildir.

– Pozisyona alım yapılmıştır.

– Alım yapılması iptal edilmiştir.

– Alım yapılması ertelenmiştir.

– Gerekli niteliklerden fazlasını taşıyorsunuzdur. İşe alımcılar şirkette kalıcı olmayacağınız düşüncesiyle bu tarz özgeçmişleri eleyebiliyor.

– Sizden bir fazla artısı olan tercih edilmiştir.

– İstenen nitelikleri taşıdığınızı düşünseniz bile bunları yeterince ifade edememişsinizdir. Özgeçmişiniz bu nedenle işe alımcıların filtreleme işlemi sırasında elenmiştir.

– Bazı firmalar, aday havuzu oluşturma amacıyla genel başvuru adıyla ilan verdiği için başvuru yapanlara cevap vermeyebiliyor. Ümidi kestiğiniz hatta tamamen unuttuğunuz bir zamanda sizi çağırabilirler. Bu durum özellikle bankacılık-finans sektöründe daha çok görülüyor.

Bütün bunların ışığında, başvurunuzun olumlu sonuçlanma olasılığını artıracak önerileri şöyle sıralayabiliriz:

1- Özgeçmişiniz, başvurduğunuz ilandaki kriterleri karşılıyor mu? Özgeçmişin harika olması değil, o işe uygun nitelikleri içermesi önemli.

2- Her başvuruya ayrı özgeçmiş hazırlayarak o işin gerektirdiği niteliklerinizi öne çıkarın.

3- Özgeçmişte yeterince detay olsun. Okul yıllarında çalıştığınız yarı zamanlı bir işi, öğrenci kulübünde yaptığınız bir konser organizasyonunu, bir dernekteki gönüllü çalışmanızı mutlaka yazın, iyi birer deneyimdir. Eğer başvurduğunuz işle ilgili ise, katıldığınız kurs ve seminerleri de eklemeniz puan kazandırır.

4- İş ve insan kaynakları sitelerindeki özgeçmişinizi haftada birkaç kez, hatta her gün güncelleyin. Sık güncellenen özgeçmişler, uzmanların değerlendirmesi sırasında üst sıralarda görünüyor.

5- Güncelleyebileceğiniz bir şey yoksa bile sistemde ilgili fonksiyonu kullanın. Örneğin, Yenibiris.com’daki “Hâlâ İş Arıyorum” butonunu sıklıkla kullanmanız size avantaj sağlar. Kimi zaman işe alım uzmanları başvuru yapanlar arasında eleme (filtreleme) yaparken özgeçmiş güncelleme tarihini kriter olarak kullanıyor. Özgeçmişiniz mükemmel bile olsa onu güncellediğiniz tarih, işverenin kriter olarak seçtiğinden gerideyse elenebiliyorsunuz.

6- Özgeçmişinizi “aktif” konumda tutarsanız, özgeçmişler arasında arama yapan firmalar da sizi görür. “Pasif” durumdakileri sadece başvurduğunuz firmalar görebilir.

7- Önyazı firmalarca her zaman okunmayabilir ama iyi bir önyazınız mutlaka olsun. “İyi”den kastımız, o işe neden uygun olduğunuz ve ne tür katkılarda bulunabileceğinizle ilgili düzgün birkaç cümle.

8- Kişisel blogunuz, dijital portfolyonuz vs. varsa bunlara mutlaka özgeçmişte yer verin.

9- Standart özgeçmişin yanısıra ek dosya olarak koyacağınız belgeler sizi karşı tarafa daha iyi anlatacaktır.

10- Referanslarınız profesyonel olmalı ve onları referans gösterdiğinizi bilmeli. Firma tarafından arandığında “böyle birini tanımıyorum” diyenler yüzünden çok sayıda özgeçmiş ziyan oluyor.

Kaynak: Hurriyet IK Didem Tekin

Kategoriler:İnsan Kaynakları Etiketler:

Mülakatta neden garip sorular sorulur?

Ocak 21, 2013 Yorum bırakın

Mülakatlarda sorulan garip sorular anlamsız görünse de insan kaynakları uzmanları için birçok şey ifade edebiliyor. Tuhaf sorular, görüşmeye gelen aday hakkında bilgi toplanması için faydalı bir araç olabiliyor. Tabii insan kaynakları uzmanı ne yaptığını ya da sorduğu soruya verilen cevabın ne anlama geldiğini biliyorsa. Eğer ne aradığını bilmiyorsa ve sadece sormak için soruyorsa anlamsız oluyor.

Fakat yine de bu soruların bir anlam içerdiğini düşünebiliriz. Mesela muhasebeci istihdam edecek bir şirket, adaya “Lotoda 20 milyon dolar kazansan ne yaparsın?” sorusu sora, aldığı cevap muhasebecinin iş yapış şekli konusunda bir fikir verebilir. Ne kadarını kenara ayıracak, ne kadarıyla yatırım yapacak…

Bilişim alanında istihdam sağlayan şirket TxMQ CEO’su Chuck Fried, bu soruların alışılmamış cevaplar almak için hazırlandığını söylüyor: “Eğer ıssız bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız 3 şey ne olurdu gibi bir soru sorarsanız alacağınız cevaptan adayın pragmatik veya fantazi dünyasında yaşayan biri olup olmadığını anlayabilirsiniz. Bir kutu kibrit, cep telefonu ve su arıtma sistemi cevabını da verebilir, bir şişe şarap, güzel bir roman ve iPod da diyebilir.”

Mülakat sırasında aniden gelen bu sorular adayları genelde gafil avlıyor. Fakat bu şekilde zor durumda nasıl düşündükleri de ortaya çıkıyor. Görüşmeyi yapan insan kaynakları uzmanının ülkede kaç benzin istasyonu veya telefon kulübesi olduğunu bilmesi de gerekmiyor. Fried’a göre sorulara verilen cevaplar adayın düşünme ve problem çözme şeklini görmek için iyi bir yöntem. Cevabın doğru olup olmaması da Fried’ın umrunda değil. Onun için önemli olan cevaba ulaşmak için kullandığı yöntem ve mantık.

Mülakatlarda sorulan ilginç sorulara birkaç örnek:

San Francisco’da cuma günü saat 14.30’da kaç kişi Facebook’taydı? (Google)

Eğer Almanlar dünyadaki en uzun insanlarsa bunu nasıl kanıtlarsın? (Hewlett-Packard)

Dünyadaki açlık sorununa nasıl bir çözüm önerirsin? (Amazon.com)

Oda, masa ve araba. İlk önce hangisini temizlersin? (Pinkberry)

Hayat seni büyülüyor mu? (Ernst & Young)

Bir fili buzdolabına nasıl sığdırırsın? (Horizon Group Properties)

37 kere 37 kaç eder? (Jane Street Capital)

Pepsi mi Coke mu? (United Health Group)

İş etiğini en iyi hangi şarkı yansıtıyor? (Dell)

Arabada yalnız kaldığında ne düşünüyorsun? (Gallup)

Hafızana puan verecek olsan kaç verirdin? (Marriott)

Size akşam yemeğine gelecek olsak bize ne pişirirdin? (Trader Joe’s)

Karım ve ben tatile çıkacağız, nereyi önerirsin? (PricewaterhouseCoopers)

Telefonunu sessize aldığın halde gürültülü bir şekilde çalmaya başlarsa ne derdin? (Kimberly-Clark)

Kaynak: Hurriyet IK

Başarılı insanların farklı yaptığı 12 ortak şey

Aralık 31, 2012 1 yorum

Başarılı insanlara hepimiz imreniriz ve ilham alırız. Yöntemlerini ve ilerledikleri yolları merak eder, araştırır ve uygulamaya çalışırız. Uzun süreler boyunca yapılan araştırmalar, başarılı insanların bir çok ortak özelliği olduğunu, doğru hedefler belirleyebilmek ve doğru adımlar atabilmek için kullandıkları yöntemlerin, birbirine çok benzediğini ortaya koymuş.

Uplifers olarak, potansiyelinizi fark edip, kendi başarı hikayenizi yazabilmeniz için; başarılı insanların uyguladığı yöntemleri bir araya getirdik.

1. Doğru hedefler peşinde koşmak

Başarılı insanlar objektiftir ve gerçekçi hedefleri vardır. Ne aradıklarını ve ne için savaştıklarını bilirler. Ulaşamayacakları ya da kendilerine bir şey katmayacak hedeflerin peşinde koşmazlar. Eğer kişiliğinize ve yeteneklerinize uygun hedefler belirleyip, bu doğrultuda planlı bir şekilde ilerlerseniz, siz de başarının kapılarını aralayabilirsiniz. Gelişme kaydettikçe, çok uzak görünen hedeflerin bile yaklaştığını göreceksiniz.

Hedeflerinizi belirletken S.M.A.R.T. (specific, measurable, attainable, relevant, timely) tekniğinden yardım alabilirsiniz. Bu teknik;

Specific/Spesifik: “Forma gir.” spesifik bir hedef gibi görünse de, aslında “Bir spor salonuna kaydol ve 1 yıl boyunca haftada 3 gün spor yap.”  Demek daha etkilidir. Çünkü hedefleriniz için belirli parametreler kullandığınızda, doğru adımlar atma ve hedefinize ulaşma şansınız daha yüksek olur.
Measurable/Ölçülebilir: Hedeflerinizi koyarken, kaydettiğiniz ilerlemeleri ve aşamalarını kontrol edebileceğiniz bir ölçüm tekniğiniz olmalı. Böylece, önünüzü daha iyi görür ve başarının başarıyı getirdiğini anlarsınız.
Attainable/Ulaşılabilir: Bir hedefin ulaşılabilir olması için , yapabileceğiniz ve yapmak isteyebileceğiniz bir şey olması gerekir. Eğer “Bu hedefe nasıl ulaşabilirim” sorusunun cevabını alamıyorsanız, hedefiniz yeterince gerçekçi  olmayabilir.
Relevant/Uygun: Hedeflerinizin kişiliğinize ve yeteneklerinize uygun olması gerekir. Bir internet girişimcisinin “Saat 14:00’a kadar 75 ton balıklı sandviç yap” hedefi, bu teknikteki diğer tüm maddelere uygun olsa da, kendisi için uygun bir hedef olmadığı için, ulaşılmasını zora sokar.
Timely/Belirli zaman aralığı dahilinde: Hedeflerinizi belirli bir zaman aralığı içine yerleştirmelisiniz. Eğer hedefinize ulaşmak için bir son tarih belirlediyseniz, bu hedefinize odaklanmanızı sağlar ve sizi bu noktaya, belirlediğiniz süreden önce ulaşmak için kamçılar.
2. Kararlı olmak ve çabuk harekete geçmek

Maalesef bir çok insan hayalini kurdukları başarı hikayelerini yaşayamıyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri; hiç harekete geçmiyor olmaları. Bilgi, tek başına sizi geliştirmez. Sizi asıl geliştiren, bu bilgilerin size ne kattığını ve hayatınızı ne şekilde değiştirebileceğini görmektir. Bir şeyi bilmekle onu nasıl yapacağınızı bilmek arasında büyük fark vardır. Harekete geçmediğiniz sürece, bilgi de zeka da hedeflerinize ulaşma konusunda bir katkı sağlamaz.

Başarı, yaşam içerisinde aldığınız kararlara ve attığınız adımlara bağlıdır. Eğer kararınız, hayallerimizin ve hedeflerimizin peşinden gitmek ve harekete geçmek olursa, başarıya ulaşmamanız için hiçbir sebep yok.

3. Meşgul değil üretken olmak

Başarıyı getiren; bilinçsizce çok çalışmak değil, akıllıca çalışmaktır. Çünkü çok çalışmak ya da sürekli bir şeylerle meşgul olmak, daha iyi işler yapmak anlamına gelmez. Önemli olan dolu bir programa sahip olmak değil, programınızı daha verimli çalışabileceğiniz şekilde düzenlemektir.

Çözüm sakinleşmekten geçiyor. Nefes alıp yapmanız gerekenleri gözden geçirin. Acil ve önemli şeyleri ilk sıralara koyun. Harekete geçin ve aynı anda birden fazla işle uğraşmayın. İki saatte bir mola verin. Önemli olan ne kadar çok çalıştığınız değil, ortaya ne koyduğunuzdur.

4. Mantıklı ve bilinçli karar almak

Uzun vadeli ve sürdürülebilir hedefler belirlerken, duygularımızla hareket etmek, sizi yanlış yola sürükleyebilir. Duygulara dayanarak alınan kararlar, genellikle minimum oranda bilinçli düşünceyi barındırır ve farkındalıktan çok anlık hislerle şekillenir.

Duygularınızın mantığınızın önüne geçmesine izin vermeyin. Hayatınızı değiştirecek kararlar almadan önce,  almadan önce, gerekli tüm bilgileri edinin ve sahip olduğunuz tüm olasılıkları değerlendirin.

5. Her zaman mükemmeliyetçi olmamak

Çoğumuz kendimizce mükemmeliyetçiyiz. Kendimiz için en iyisini ister, en yüksek hedefleri koyarız. Kendi standartlarımızın üstüne çıkmaya çalışırız. Bu mükemmel olma çabası, bizi dinlenmeden, durmadan sürekli koşmaya zorlar.

Mükemmeliyetçilik,  çoğu zaman hedeflerinize ulaşmanızı sağlasa da, çok doğru bir bakış açısı değil. Mükemmeliyetçi kişilerin, hedeflerine ulaşamadığında ya da başarısız olduğunda, bunu kabullenmeleri zorlaşır. Tekrar harekete geçmek için gerekli gücü kendilerinde bulamazlar ve bu üzerlerinde daha çok baskı yaratır.

Sonuca ulaşanların; mükemmeliyetçi olanlar değil, işlerini bitirebilenler olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Sakin olun, tecrübeleriniz, size yavaş yavaş mükemmelliği getirecektir. Bu süreç içerisinde, kendinizi geliştirebilmek için; karar verin, uygulayın ve sonuçlardan ders alın.

6.  Güvenli bölgelerinin dışında çalışmak

Akıllı insanların harekete geçmelerini engelleyen şey çoğu zaman, karşılarına çıkan fırsatları; yeterli bilgi yetenek ya da tecrübeye sahip olmadıklarını düşünerek geri çevirmeleri. Bu davranış, kişisel başarıyı ve gelişimi engeller.

Gerçek şu ki, kimse, karşısına çıkan fırsatlar için önceden hazırlıklı değildir ve iyi diyebileceğimiz fırsatlar genelde bizi duygusal ve entelektüel olarak geliştiren fırsatlardır. Kendimizi geliştirmek ve güvenli bölgemizden (comfort zone) dışarı adım atmak için zorlarlar.

Gelişim ve başarı için karşınıza hayatınız boyunca fırsatlar çıkacak. Eğer pozitif değişiklikler istiyorsanız, bu fırsatları, hazırlıksız hissetseniz de, değerlendirmelisiniz.

7. İşleri basit tutmak

Leonardo da Vinci’nin, sofistike olmanın yolunun sadelikten gçtiği fikrine katılmamak mümkün değil. Sonsuz fırsatların olduğu ve her şeyin saniyeler içinde değiştiği günümüzde, hayatınız için almanız gereken sayısız karar var. Bu kadar çok tercihinizin olması, çoğu zaman karmaşaya ve kafa karışıklığına yol açıyor.

Çeşitliliğin artması, karar vermeyi zorlaştırıyor ve seçenekler denizinde boğulan bilinçaltınız pes ediyor.

Çözüm, sadeleşmekten geçiyor. Hayatınızla ilgili önemli bir karar alacaksanız, vaktinizi her seçeneğin en basit ayrıntısına kadar listelemekle harcamayın. İşe yarayacağını düşündüğünüz bir şeyi seçin ve uygulamaya geçin. Eğer işe yaramazsa, bunu bir tecrübe olarak görün ve başka bir tarafa yönelin.

8. Küçük ve devamlı gelişmelere odaklanmak

Henry Ford’un “Hiçbir şey zor değildir, yeter ki küçük parçalara bölebilelim.” felsefesi, hedeflerinize ulaşabilmek için uygulamanız gereken yöntemin ta kendisi. Küçük ama emin adımlarla ilerlemek,sizi  ulaşmak istediğiniz hedefe en hızlı şekilde yaklaştırır.

Hedefiniz yolunda küçük adımlar atarak başlamak her zaman daha kolaydır. Bir yerden başlamak size ivme kazandırarak, üst üste eklenerek çoğalan bir gelişim göstermenizi sağlar.

Bir yerden başlayın, programlı ve karşınıza çıkabilecek problemlere karşı hazırlıklı olun. İlerleyip güçlendikçe, daha büyük engelleri aşabilir hale geleceksiniz.

9. Gelişimi takip etmek

Başarılı insanlar, belirli zaman aralıklarıyla gelişimlerini ölçümler. Bulundukları yeri, ulaşmak istedikleriyle karşılaştırıp, ne yöne ağırlık vermeleri ya da nerede hızlanmaları gerektiğini belirlerler. Eğer ölçemiyorsanız, kontrol de edemezsiniz. Eğer yanlış şeyleri kovalarsanız, karşınıza çıkan olası fırsatları da kaçırırsınız.

Doğru yaklaşım, bir numaralı hedefinizin peşinden gitmek ve sizi bu yolda ilerletecek şeylere odaklanmak, haftalık ya da aylık gelişimlerinizi bir tablo halinde sıralamak ve attığınız adımların sizi ne kadar ilerlettiğini görebilmektir.

10. Hatalarından ders almak

Bardağa dolu tarafından bakmak, başarılı insanların bir diğer ortak özelliği. Çünkü büyümeyi sağlayan, pozitif olmaktır. Hayat sizi tekrar tekrar test edecektir. Başarılı olmak istiyorsanız, hayata karşı pozitif bir bakış açısı geliştirmelisiniz.

Yaptığınız her yanlışın sizi aslında geliştirdiğini aklınızdan çıkarmayın. Hatalar sizi önemli dersler öğretir ve hatalarınızdan ders aldığınızda, hedefinize bir adım daha yaklaşırsınız. Aslında yapabileceğiniz tek yanlış, yanlış yapma korkusuyla harekete geçmemek. Kendinizden şüphe etmeyin ve olumsuz düşüncelerin size engel olmasına izin vermeyin.

11. Doğru insanlarla vakit geçirmek

Başarılı insanlar, benzer görüşlü, hedeflerine odaklanmış ve destekleyici insanlarla işbirliği yaparlar. Sosyalleşmeyi tercih ettikleri insanlar, enerjileriyle bulundukları ortama bir şeyler katanlardır. İlerleyebilmek için, kendilerine ilham veren kişilerle zaman geçirirler.

Sizin kim olduğunuzu, beraber vakit geçirdiğiniz insanlar gösterir. Yanlış insanlarla zaman geçirerek vakit kaybetmeyin.

12.Dengeli bir hayat sürmek

Hayattan beklentilerimiz birbirine benzer; aşk, para, mutlu bir aile… Ancak hayatımızı bu hedeflere ulaşabilecek şekilde yaşamıyoruz. İstediklerimizin tümüne ulaşmak yerine, bir iki tanesini elde ettikten sonra diğerlerini gözden çıkarabiliyoruz.  Asıl amacınız mutlu bir aile sahibi olmaksa, milyon dolarlarınız size bunu getirmez. Aynı şekilde, mutlu olmadığınız sürece, başarılı da sayılmazsınız.

Eğer tüm enerjinizi hayatınızın sadece tek bir alanına yoğunlaştırırsanız, dengenizi kaybedersiniz. Motivasyon ve odaklanmak kadar, dengeli bir hayat sürmek de, başarı ve mutluluk için gerekli. Herhangi bir amacınızı bir diğerine tercih ettiğiniz bir hayat, uzun vadede stres ve sıkıntıları beraberinde getirir.

Kaynak: uplifers.com

Yapi Sektorune Yonelik Kariyer Firsatlari ve Insan Kaynaklari Ile Ilgili Merak Ettiginiz Hersey

Aralık 19, 2012 Yorum bırakın

Yapi Sektorune Yonelik Guncel Kariyer Firsatlarina Her Zaman Icın asagidaki Linketen Erisebilirsiniz.

 

https://cemkafadar.wordpress.com/tag/is-ilani/

 

Insan Kaynaklari Ile Ilgili 100’un Uzerinde Yaziya Asagidaki Linkten Erisebilirsiniz.

 

https://cemkafadar.wordpress.com/tag/insan-kaynaklari/

 

 

Insaat sektorunu Facebook, Twitter ve Linkedin sayflarimizdan ani anina takip edebilirsiniz.

 

http://twitter.com/ckafadar2

http://www.facebook.com/ckafadar2

http://tr.linkedin.com/in/cemkafadar

Patronun çalışana “keşke söyleyebilsem” dediği 10 şey

Aralık 18, 2012 Yorum bırakın

Başarılı ve harika bir patron olsanız bile çalışanlarınız hakkında bilmediğiniz bir sürü şey vardır. Tıpkı çalışanlarınızın da sizin hakkınızda bilmedikleri çok şey olduğu gibi. Bazı şeyleri onlara söylemek istersiniz ama konumunuz uygun değildir, söyleyemezsiniz. İşte patronların çalışanlarına “keşke söyleyebilseydim” dediği 10 şey:

1. Aslında çalışanlarım beni sevsin istiyorum

Hiç önem vermez gibi yapıyorum ama, aslında ben de çalışanlarım tarafından sevilmek istiyorum. Sert ve anlayışsız görünüyorsam, çoğu zaman kendime güven eksikliğinden, otoritemden enim olmadığımdan.

2. Benim de bilmediğim bir sürü şey var

Sorularının hepsine cevap vermem olanaksız, çünkü benim de bilmediğim bir sürü şey var. Her şeyi biliyormuş gibi sana tavsiye vermek de istemiyorum. Ama bunu itiraf edemiyorum, otoritem sarsılır endişesiyle.

3. Keşke sana ‘hem çalış hem eğlen’ diyebilsem

Ben yanına geldiğimde başını işine gömüp çalışır gibi yapmana gerek yok. Aslında işini iyi yapıyorsan, performansın yüksekse, eğlenmenin sakıncası yok. Hatta eğlenerek çalışmak performansını da yükseltebilir. Ama yüz göz olmaktan korkuyoram; sonra kontrol edemem diye söyleyemiyorum.

4. Keşke sana daha çok maaş verebilsem

Aslında sana daha iyi bir maaş verip yüzünün gülmesi, daha şevkle çalışman benim de işime gelirdi. Ama bu işi kurarken bir sürü riske girdim ve açılmaktan korkuyorum. Zarar edersem, bundan sen de etkilenirsir. Yarın bir iş kurar, insan çalıştırırsan, beni anlarsın.

5. Ömür boyu burada çalışsan keşke

İsterdim ki, insanlar işe benim yanımda başlasın, benim yanımda emekli olsun. Senin iş değiştirmen çok doğal, anlıyorum, iyi bir iş bulduğunda ben de seviniyorum ama… içimden bir şey kopuyor. Biraz terk edilmiş, başarısız olmuş gibi hissediyorum kendimi.

6. İş dünyası böyle ne yapalım

Biliyorum, hep aynı şeyleri satmak, aynı rutin işleri yapmak seni sıkıyor. Ben de senin yerindeyken biraz değişiklik isterdim. Ama müşteri ne istiyorsa, onu vermek zorundayız. Ben de istemez miydim sanıyorsun yeni, daha keyifli şeyler yapmayı…

7. Ben de isterdim senin işine karışmamayı

Biliyorum, işine karıştığımda çok bozuluyorsun. Mümkün olsa, ben de senin işine hiç karışmak istemem. Ama özgürlük ve güven verilmez, alınır. Bana güven ver, kendi kanatlarınla uçabildiğini göster, ben de kendi işime bakayım. Ama şimdilik güvenemiyorum, bir hata olursa sen de üzülürsün ben de.

8. Birileri kaytardığında bunu farkediyorum

Kör değilim. Kim çalışıyor kim çalışmıyor görebiliyorum. Ama bir çalışanı senin karşında hizaya sokmam, aynı şekilde seni de diğer çalışanlar arasında rencide etmem. Ne kadar yetersiz bir çalışan olursa olsun herkesin bir mahremi, özeli vardır.

9. Sana söyleyemeyeceğim şeyler var

Sana söyleyemeyeceğim şeyler var. Nasıl seninle ilgili bildiklerimi başkalarına söyleyemiyorsam. Onun için bazı söylediklerimi, bazı yaptıklarımı anlayamaman, bana kızman doğal. Sana söyleyemediğim gerekçelerim var.

10. Senin de beni anlaman lazım

Ara sıra sana patlarsam bana kızma. Kafamda bin tane sorun var. Kimseye söyleyemediğim endişelerim var. Böyle bir ortamda önemsiz bir şeyi büyüterek karşıma gelince, bazen istemesem de ters davranabiliyorum. Unutma ki, sizin tek tek meselelerinizin ötesinde, ben global sorunlarda da didişiyorum. Bana biraz hoşgörü göster.

Kaynak: Hürriyet İK

Kategoriler:İnsan Kaynakları Etiketler:

Yeni mezunlara iş bulma taktikleri

Aralık 17, 2012 Yorum bırakın

– Acele etmeyin ve paniğe kapılmayın; yeni mezun bir bireyin ortalama iş bulma süresi altı ila sekiz ay arasında değişiyor.

– Bu süreyi kısaltmak mümkün; tabii ki doğru bağlantılarınız varsa. Özgeçmişinizi her yere rastgele göndermeden önce, size yardımı dokunabilecek kişilerle görüşmeyi ihmal etmeyin.

– Erken kalkan yol alır. İş aramaya mezun olmadan altı ay önce başlayın, bu süreçte yeni fırsatları kollarken geçmişte staj yaptığınız yerlere kendinizi hatırlatın.

– Özgeçmişinizi eksiksiz doldurun ama kendiniz hakkında her şeyi yazmayın. Fantezi futbol takımınızın ya da tekir kedinizin adını müstakbel işvereninize yazılı olarak vermenin kariyerinize bir katkısı olmayacak.

– İşverenin bakış açısını yakalamaya çalışın. “Ben olsam beni neden işe alırdım ya da almazdım?” sorularına cevap arayın. Kendinizi bu yönde geliştirmeye çalışın.

– Sosyal medyadaki varlık gösterebilmeniz artık kariyeriniz açısından da çok önemli; tabii ki öğle yemeğinde yediklerinizden daha önemli şeyler paylaşıyorsanız.

– Hala yoksa kendinize mutlaka bir LinkedIn hesabı açın ve bu dünya çapında başarısı kanıtlanmış platformu etkin olarak kullanmaya başlayın.

– Profesyonel düşünün. Unutmayın, kolayca erişilebilen Facebook’taki çılgın parti fotoğraflarınız ya da Twitter’daki imlası bozuk, anlamsız paylaşımlarınız işvereniniz açısından bakıldığında geçerli eleme sebepleri.

– Moralinizi asla bozmayın, her gün yeni fırsatlar karşınıza çıkacak. Önemli olan kariyeriniz için doğru tercihleri yaprak gelen fırsatları en iyi şekilde değerlendirebilmeniz. Bol şans…

Kaynak: GQ Dergisi Eser Teker

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 22.992 takipçiye katılın