Arşiv

Posts Tagged ‘ev’

Kira geliri olan 1 milyon ev sahibine otomatik vergi geliyor

Ocak 27, 2012 Yorum yapın

2011 yılında elde edilen kira gelirleri için vergiden istisna olacak tutar 2 bin 800 lira olarak belirlendi. Bu tutar yıllık kira bedelinden düşüldükten sonra kalan meblağ üzerinden vergi ödenecek. Örneğin aylık 500 lira kira geliri olan 6 bin liralık yıllık kazancın 3 bin 200 lirası için vergi verecek.

Maliye, kira gelirini eksik beyan edenlerin peşine düştü. Mart 2012′de geçen yıla ilişkin verilecek kira beyannamelerini vatandaşın yerine Gelir İdaresi Başkanlığı otomatik olarak dolduracak. Bankacılık sisteminden bilgileri alan İdare, ev sahiplerine vergilerini ödemeleri için mektup gönderecek. Mükellef, İdare’nin internet sitesi veya vergi dairesine gittiğinde ne kadar vergi ödeyeceğini görecek. Sistemde herhangi bir yanlışlık yoksa taraflar karşılıklı onay verecek. Maliye’nin uzun süredir üzerinde çalıştığı tebliğin çıkmasıyla 1 Mart 2012′den itibaren yaklaşık 1 milyon gayrimenkul sahibi otomatik olarak kira gelirinin vergisini ödeyecek.

Beyanname vermeyen veya eksik bildirenler hem istisna tutarından yararlanamayacak hem de idari para cezası alacak. Gayrimenkul niteliğinde olan mal ve haklardan elde edilen bu gelirler için beyanname verilmemesi veya gelirin düşük gösterilerek istisna tutarının altında kalınmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. 2011 yılında elde edilen kira gelirleri için istisna tutarı 2 bin 800 lira. Yıllık bu miktarın altında kira geliri elde edenler herhangi bir vergi ödemiyor. Bu miktarın aşılması halinde ise 2 bin 800 liradan çıkarılarak aradaki kısmın vergisi ödeniyor. Örneğin aylık 500 TL geliri olan bir mükellefin yıllık kazancı 6 bin lira ise istisna tutarı düşüldükten sonra 3 bin 200 lirası için Gelir Vergisi ödeyecek. Yüzde 15′ten başlayan oran gelir dilimi arttıkça yükseliyor. Kira geliri elde eden mükelleflerin doğru beyanda bulunmasının önemli olduğuna dikkat çeken Maliye, kaynakları beyan etmemelerinin ev sahiplerinin aleyhine olacağını kaydetti. Beyanda bulunmayanların banka veya tapudan alınan bilgilerle tespit edilmesinin kolay olduğuna dikkat çeken üst düzey bir yetkili, bu kişilerin istisnadan yararlanmamasının yanı sıra cezai yaptırımla karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekti.

Maliye Bakanlığı, kira gelirlerinin doğru olarak vergilendirilmesi için dört yıl önce 500 liranın üzerindeki kira gelirlerinin banka veya PTT aracılığı ile tahsil edilmesi uygulamasını başlatmıştı. Kira bilgileri, kira geliri beyanları ile karşılaştırıldığında gelirini banka aracılığı ile tahsil ettiği halde, kirasını devlete beyan etmeyen on binlerce ev sahibinin bulunduğu tespit edildi. Yine aynı şekilde, kira gelirlerini bankalar üzerinden tahsil eden binlerce ev sahibinin de, kira gelirlerini eksik beyan ederek, düşük vergi ödediği belirlendi. Gelir İdaresi Başkanlığı verilerine göre gayrimenkul sermaye iradı mükelleflerinin sayısı 1 milyonu aştı. 2011 başında 971 bin olan GMSİ mükellefi sayısı Kasım 2011′de 1 milyon 43 bin oldu. Uzmanlar Maliye Bakanlığı’nın kira gelirinin vergilendirilmesine ilişkin tebliğinin ardından bu sayısının artabileceği tespitinde bulunuyor.

Kaynak: Yapihaberleri.net

Evde haciz korkusu bitti

Aralık 27, 2011 2 yorum

Borç yüzünden eve haciz gelmesi ve ev eşyalarının haczedilmesi artık tarihe karışacak. Vatandaşlar için drama dönüşen ev eşyalarını haczetme olayına son verecek uygulama İcra İflas Yasa Taslağı’ndaki değişiklikle hayata geçirilecek. Adalet Bakanlığı’nın uzun süre önce hazırlayıp kurumların görüşe açtığı İcra İflas Yasa Taslağı’nda bazı değişiklikler yapılarak Bakanlar Kurulu’na sunulur hale geldi. Paket kapsamında 8 milyon civarında dosyanın düşmesi sağlanarak hem yargının yükü azaltılacak, hem de evlerine icra gelecek korkusu yaşayanlar rahatlayacak. İlk Bakanlar Kurulu’nda ya da en kısa zamanda ele alınıp Meclis’e sevkedilmesi beklenen paket kapsamında, İcra İflas Yasası’nın 30 maddesi değiştirilecek.

7 MİLYON DOSYA DÜŞECEK
Öncelik olarak icra dairelerinde para alışverişi kalkacak. Parasal işlemler banka aracılığı ile yapılacak. Vatandaşları kedere boğan ev eşyalarına haciz konulması uygulamasına son verilecek. İcra memurları evlere gelip televizyon, buzdolabı, koltuk ne varsa alıp götüremeyecek. KOBİ’lerdeki üretimin durmasını önlemek için buralardaki üretim araçlarına haciz yasağı konulması da gündemde. İcra İflas Yasası’nda yapılacak değişiklikle, icra dairelerinde bulunanlarla birlikte toplam 7 milyon dosya düşmüş olacak. Yani, 7 milyon hane icradan kurtulacak.

Zübeyde YALÇIN

Kaynak: www.1insaat.com.tr

Kategoriler:Emlak, Haber Etiketler:, , ,

Konut fiyatları artacak mı?

Aralık 22, 2011 Yorum yapın

Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) Başkanı Işık Gökkaya, 2012 yılında beklenen konut talebi ve yeni konut arzları çerçevesinde konut fiyatlarında artışın sınırlı kalacağı öngörüsünde bulundu.

-HÜKÜMETİN EKONOMİYİ SOĞUTMA ÇABALARINA KARŞIN KONUT PROJELERİNDE İŞTAH SÜRDÜ-

Bu yıl ekonomideki soğutma çabalarına, konut kredileri genişlemesinin kontrollü hedefine ve konut kredileri faizlerindeki yükselişe rağmen, yeni konut projelerinin iştahını koruduğunu söyleyen Gökkaya, “Konut satışları sürmüş, yeni markalı konutların arzı hızlanmış, konut kredisi kullanma iştahı korunmuş ve yeni konut başlangıçları sürmüştür” dedi. Gökkaya, ticari gayrimenkul sektörünün ise ekonomik büyümenin yanı sıra, tüketici güvenindeki artış, yabancıların ilgisi ve iş dünyasının beklentilerindeki iyileşmeyle birlikte alışveriş merkezi ve ofis alt pazarlarında büyümenin hızlandığının altını çizdi.

-”2011 SONUNDA KONUT SATIŞLARININ 450 BİNE ULAŞMASININ, KONUT KREDİLERİNİN 75 MİLYAR TL OLMASINI BEKLİYORUZ”-

Bu yılın ilk 9 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9’luk azalışla 427 bin adet yapı ruhsatı verildiğini belirten Gökkaya, 2011 yılın sonunda 570-580 bin adet yapı ruhsatı verilmesinin beklendiğini söyledi. Konut satışlarının yılın ilk 9 ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre 300 bin adet satışla yüzde 16 arttığını belirten Gökkaya, bu yılın sonunda 450 bin adet konut satışına ulaşılmasının beklendiğini bildirdi. Konut kredilerinde faiz oranlarının aylık ortalama yüzde 1’in üzerinde olduğuna dikkati çeken Gökkaya, “2010 yılı sonunda 60,8 milyar TL olan konut kredilerinin, bu yılın sonunda yüzde 22’lik azalışla 75 milyar TL olmasını bekliyoruz. Konut kredileri bu yılın kasım ayı sonunda 74 milyar TL oldu” dedi.

Yabancıların gayrimenkul net alımlarının 2010 yılında 2,5 milyar dolar olarak gerçekleştiğini, 2011 yılının ilk 9 ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19’luk düşüşle 1,5 milyar dolara gerilediğini belirten Gökkaya, “Yabancıların gayrimenkul net alımlarında yıl sonu beklentimiz 2 milyar dolar” dedi.

-”2012’DE KONUT FİYATLARI SINIRLI KALIR”-

Türkiye’de konut fiyatları ve kiraların bu yıl enflasyona paralel olarak sınırlı arttığına işaret eden Gökkaya, “Konut fiyatları alım için uygun seviyelerde. 2012 yılında beklenen konut talebi ve yeni konut arzları çerçevesinde konut fiyatlarında artış (enflasyonla paralel) sınırlı kalır. 2011 yılında yeni ve markalı konut arzı genişleyerek sürdü. 2012 yılında daha önce başlayan projelerin tamamlanması ile birlikte, her vasıfta konut arzı yavaşlayarak sürecek” dedi. Gelecek yıl AVM kiralama talebinin süreceğini söyleyen Gökkaya, 1,2 milyon metrekare kiralanabilir alana sahip yeni AVM arzının olacağını açıkladı.

-KENTSEL DÖNÜŞÜM ÖNERİLERİ-

Kentsel dönüşüm konusuna da değinen Gökkaya, daha planlı şehirler için kentsel dönüşümde özel sektörün rolünün arttırılması, kat mülkiyesi kanununda değişiklik yapılması, değerleme ve uzlaşma metodlarının belirlenmesini, finansal enstrümanların oluşturulması, imar hakkı transferi ve imar haklarının menkulleştirilmesi, kentsel dönüşümün konut olarak değil şehir olarak düşünülmesi önerisinde bulundu. (ANKA)

Kaynak: Milliyet

Kategoriler:Emlak, Haber Etiketler:, , ,

Nasıl doğru fiyatla gayrimenkul alınır?

Aralık 8, 2011 Yorum yapın

Nasıl doğru fiyatla gayrimenkul alınır?

BiZZ Gayrimenkul Ticari Mülk Uzmanı Jean Paul Varlık: ”Gayrimenkul bir yatırım aracıdır geliri kiradır kira geliri ile satış fiyatı ilişkilendirilmelidir”

Günümüzde yatırım aracı olarak ön plana çıkan gayrimenkul sektöründe, nasıl doğru fiyatla gayrimenkul alınacağı da yatırımcılar için en önemli soruların başında geliyor.

İstanbul’da uluslararası gayrimenkul yatırımcılarına danışmanlık hizmeti veren BiZZ Gayrimenkul Ticari Mülk Uzmanı Jean Paul Varlık, AA muhbirine yaptığı açıklamada, gayrimenkulün bir yatırım aracı olduğunu, gelirinin de kira olduğunu, kira geliri ile satış fiyatının ilişkilendirilmesi gerektiğini belirtti.

2007 yılı sonunda faizlerin net bir şekilde tek haneli rakamlara kadar düşme eğilimi ile beraber yatırımcıların ”Bu mülk satış fiyatını ne kadar sürede amorti eder” sorusunu sormaya başladıklarını ifade eden Varlık, ”2011 yılı ve bundan sonraki mülk alımlarında yeni bir satın alma alışkanlığı oluşmaya başladığını, gayrimenkul Satış fiyatının gerçek alıma veya doğru yatırıma dönüşmesi için amorti süresi veya gelir hesabı korelasyonun artık yaygın bir şekilde gayrimenkul sektöründe alıcı için kullanıldığını kaydetti.

Varlık, ”2007 yılına kadar hem ticari hem konut olsun gayrimenkul alıcıları duyguları ile hareket ediyordu. 2007 yılından itibaren alımlar gayrimenkulün kira geliri ile ilişkilendirilerek yeni bir gayrimenkul alışkanlığı oluştu ve oluşmaya da devam ediyor. Bu sebeple de fiyat belirlemede maliyetlendirme ile satış fiyatı yerine kira ile ilişkilendirilerek fiyatlandırmaya geçmeye başlandı” dedi.

Ana arterlerde mülklere alıcı ve kiralayıcı bulmanın gelişen bölgelere kıyasla hem daha kazançlı hemde daha az riskli olduğunu söyleyen  Varlık, ana arterlerde mülk fiyatlandırmada veya değerlendirmede gelir kapitalizasyonunun, 2011 yıllarında İstanbul gayrimenkul piyasasının satın alma kriterlerinin temelini oluşturmaya başladığını anlattı.

Varlık, ”Gelir kapitalizasyonun mülk değerlendirme piyasasında uygulanması ile önümüzdeki yıllarda finansal araçlarının önemli bir türevi olarak yer alacaktır” dedi.

Mülk satış fiyatlandırması, gelir kapitalizasyonu ile ilişkilendirildiğinde maliyet oluşturma yöntemi üzerine hesap yapan inşaat firmaları ve gayrimenkul geliştiricilerinin daha hızlı satılan mülkler inşa edeceklerini ve mülkün metrekare satış fiyatının daha gerçekçi belirleneceğini söyleyen Varlık, İstanbul gayrimenkul piyasası mülk maliyet hesabına göre ilişkilendirildiğinde veya metrekare fiyatına göre değerlendirildiğinde, alınan mülklerin yatırım değerini karşılamadığını kaydetti.

-Gelir kapitalizasyonunun hesaplanması…-

Varlık, gelir kapitalizasyonu ile mülk değerlendirmesinin, alımların ve satışların gerçek piyasa şartlarında gelişmesini sağlayacağını vurguladı. Gelir kapitalizasyonunun en basit hesaplama yönteminin ”yıllık kira geliri/mülk satış değeri” oranı ile hesaplandığını söyleyen Varlık, ”Özetle, 1.000.000 dolar satış tutarlı bir mülkten alınan yıllık kira geliri 24.000 dolarsa, gelir kapitalizasyon oranı yüzde 2,4 veya bu mülk 41 yılda kendini amorti ederse bu mülk gayrimenkul yatırım kriterlerinin uzağındadır” dedi. Bir mülkün Gayrimenkul yatırım kriterlerine yakınlığına bakarken, bunun konut veya ticari mülk olarak değişkenlik gösterdiğini, mülkün lokasyonunun da burada etkili olduğunu belirten Varlık, ”Kavacık’ta bu süre daha farkı, Beyoğlu’nda daha farklı. Merkezden uzakta olan yerlerdeki gayrimenkuller kendisini daha kısa sürede amorti edebilmeli. Mevcut mevduat faizlerine bakarak gelir kapitalizasyonu karşılaştırarak doğru alımlar yapılabilir” diye konuştu.

-180 aya kadar kendini amorti eden mülk, yatırım kriterine yakın-

Faizler yükseldikçe gayrimenkul fiyatının düştüğünü söyleyen Varlık, 180 aya kadar kendini amorti eden bir ticari mülkün, gayrimenkul yatırım kriterine yakın denilebileceğini söyledi.

Varlık, bugün ana arterlerdeki kira gelir kapitalizasyonunun yüzde 6′larda dolaştığını, bunun faizlerle orantılı olarak yüzde 7′yi geçebileceğini, ana arterlerin dışında ise bu oranın yüzde 8 olduğunu belirtti.  Varlık, yeni ekonomik dönemde bankalar kredilerini vermeden önce mülkün kira gelirini de artık değerleme raporlarında isteyeceklerine de dikkati çekti.
AA

Kaynak: www.1insaat.com.tr

Kategoriler:Emlak Etiketler:,

Birbirinden güzel iç mekan tasarımları (Video)

Aralık 5, 2011 Yorum yapın
Kategoriler:Video Etiketler:, , ,

Kiralık evi olanlara kötü haber

Aralık 5, 2011 1 yorum

Kira vergisinde ‘beyan’ bitiyor Al Capone sistemine geçiliyor. MALİYE Bakanlığı, halk arasında kira vergisi olarak bilinen gayrimenkul sermaye iratlarının vergilendirilmesinde, radikal değişikliğe gidiyor. Yeni sistemde, beyan edilecek kira tutarını ve ödenecek vergi bedelini ev sahibi değil Maliye Bakanlığı belirleyecek. Söz konusu sistem, ünlü mafya lideri Al Capone’u hapse atan ABD Vergi İdaresi’nin uyguladığı modelden örnek alındı. Maliye Bakanlığı’nın kira vergisi için geliştirdiği yeni sistem, 2012 yılından itibaren uygulanacak. Mevcut durumda, ev sahipleri her yıl Mart ayında, bir önceki yıl elde ettikleri kira gelirlerini beyan ediyor. Yani, beyanda ev sahibinin beyanı esas alınıyor. Beyana göre de, ev sahibinin ödeyeceği kira vergisi tutarı değişiyor. Bu sistemde, ev sahipleri kira gelirlerinin bir kısmını gizleyerek vergi kaçırabiliyor.

Miktarı vergi daireleri söyleyecek

Yeni sistemde ise kira gelir beyannameleri ve ödenecek tutarlar ev sahiplerinin bağlı olduğu vergi idareleri tarafından hazırlanacak. Bunun için bir bilgisayar sistemi geliştirildi. Vergi idaresi, ev sahiplerinin ödeyeceği kira bedelini ise, bankaya yatırılan kira tutarlarını, tapu kayıtlarını ve emsal kira gelirlerini baz alarak tespit edecek. Örneğin, Ankara’nın Çankaya İlçesi’nde bir kirada konutu bulunan Ahmet Bey’in, elde ettiği kira geliri, banka hesapları ve aynı ilçede bulunan diğer konutların kira gelirleri karşılaştırılarak bulunacak. Ve kira vergisi de bulunan gelir üzerinden kesilecek. Eğer ev sahibi ‘ben bu kadar kira geliri elde etmedim’ itirazında bulunursa, bunu kanıtlayacak. Kira beyannameleri de, ev sahipleri tarafından değil vergi idareleri tarafından hazırlanacak.

1 milyon ev sahibini etkiliyor

Maliye Bakanlığı’nın, kira vergisinde getirdiği düzenleme Türkiye genelinde yaklaşık 1 milyon ev sahibini ilgilendiriyor. Verilere göre, 2010 yılında Türkiye genelinde toplam 657 bin 312 ev sahibi kira geliri beyannamesi verdi. Bu sayının, 2011 yılı vergilendirme döneminde 750 bine çıkması planlanıyor. Şu anda yaklaşık 100 bin ev sahibinin kira beyannamesi vermediği belirlendi. Söz konusu ev sahiplerine de kira vergisini ödemesi için mektup gönderildi. Söz konusu sistemin, ünlü mafya lideri Al Capone’nu hapse atan ABD vergi idaresinden örnek alındığını bildirildi. ABD Vergi Dairesi (IRS), söz konusu sistemi ücretli ve serbest meslek sahiplerine de uyguluyor.

Hüseyin Özay

 

Kaynak: www.1insaat.com.tr

Kategoriler:Emlak, Haber Etiketler:, ,

Evini Satana Kötü Haber

Aralık 1, 2011 1 yorum

Süresine bakılmaksızın satılan tüm gayrimenkullere gelir vergisi getiren yasa taslağı hazırlanıyor. Değişiklik önerisi kabul edilirse vatandaş satın aldığı evini ilk yıl satarsa elde ettiği kazancın neredeyse tamamı, sonraki yıllar ise kademeli olarak belli bir kısmı vergiye tabi olacak. Süre 10 yılı aşarsa kazancının yüzde 10’u vergiye tabi olacak…

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek “Vergi kanunları gözden geçirilecek” diye beyanat verince vergi dünyasında yeni düzenlemelere dair neler yapılacağı konusunda tahmin ve duyumlar da havada uçuşmaya başladı.

Bunlardan birisi de Bakanlık’ın üzerinde çalıştığı yeni Gelir Vergisi çalışmasında olduğu ifade edilen ev ve diğer gayrimenkullerin satışında şimdiye kadar uygulanan 5 yıllık süre sınırının kaldırılması. Halen evini, dükkânını, arsasını 5 yıl elinde tutanlar bunları sattıklarında vergi ödemiyor. 5 yıldan önce ise satış yapılırsa alış ve satış arasındaki farkın tamamı vergiye tabi oluyor. Verginin adı ‘Değer Artış Kazancı’. Fakat örneğin 2011 için 8 bin liralık tutar vergiden istisna. 8 bin liranın üstündeki kazanç gelir vergisine tabi.

10 YILIN ÜSTÜ YÜZDE 10

Yeni düzenlemeyle 5 yıl sınırının kaldırılacağı, ev satılırken alınacak değer artış kazancının kademeli olarak vergilendirmesinin düşünüldüğü ifade ediliyor. Edinilen bilgilere göre hazırlanan çalışmada gayrimenkulün satın alındıktan sonra ilk yıl elden çıkarılması halinde alım satım fiyatı arasındaki farkın hemen hemen tüm tutarı vergiye tabi olacak. İkinci yıl satılması halinde yüzde 80, üçüncü yıl yüzde 60, dördüncü yıl yüzde 40, beşinci yıl yüzde 20’si vergiye tabi olacak. Kaynaklar 10 yıl elde tutulduktan sonra satılacak gayrimenkul için kazancın yüzde 10’u tutarında vergi alınması fikrinin ağır bastığını ifade ediyor.

ENFLASYON FARKI DÜŞECEK

Bu durumda 50-60 yıllık evlerin alım satım tutarları arasında büyük tutarlar oluştuğu için vergi matrahı büyük görünecek. Ancak ‘değer artış kazaçları’nda vergi matrahı hesaplanırken enflasyon farkı düşülüp, aradaki fark vergilendiriliyor. Örneğin 20 yıl önce 10 bin liraya alınan evin bugünkü değeri 200 bin lira ise aradaki 190 bin değil 20 yıl boyunca enflasyon farkı düşüldükten sonra kalan tutar kabul ediliyor. 20 yılda enflasyon evin değerini 10 bin liradan 100 bin liraya çıkarmışsa aradaki 100 bin lira dikkate alınacak. 100 bin liranın da yüzde 10’u olan 10 bin lira vergi matrahı olarak kabul edilecek. 8 bin lira vergiden muaf olduğu için 2 bin liranın vergisi ödenecek. Böylece şimdiye kadar gayrimenkulü 5 yıldan az elinde tutarak elde ettiği gelirin tamamını beyan edenler daha az tutar beyan ederek daha az vergi ödeyecek. Ancak 5 yıldan fazla elinde tutup hiç vergi ödemeyenler artık miktarı düşük de olsa vergi ödemek zorunda kalacak.

BABADAN KALMA EVE VERGİ YOK

Değer artış kazancı her yıl mart ayı sonuna kadar gelir vergisi beyannamesi ile veriliyor. Eğer kişi bu kazancını gizlerse vergi kanunlarına göre bir kat ceza ve yasal faizlerini ödemek zorunda kalıyor. Diğer yandan satılan ev vatandaşlara eğer miras kalmışsa bu durumda vergi alınmaması için ayrı bir düzenleme yapılacağı ifade ediliyor. Böylece babadan kalma evini satan vatandaş herhangi bir vergi ödemeyecek. Vergi sadece ev alıp satanlar ile sınırlı kalacak.

Kaynak: Habertürk

Kategoriler:Emlak, Haber Etiketler:, ,

Konut Kredinde Dikkat Edilmesi Gereken 10 Nokta

Ekim 16, 2011 Yorum yapın

Konut kredisi Danışmanlık Hizmetleri’nin kredi başvurusu yapacaklar için hazırladığı 10 maddelik liste, konut kredisi alırken zarar etmek istemeyenler için rehber olacak

Konut kredisi Danışmanlık Hizmetleri’nin kredi başvurusu yapacaklar için hazırladığı 10 maddelik liste, konut kredisi alırken zarar etmek istemeyenler için rehber olacak. Konut kredisi kullanırken zarar etmemenin yollarını araştıran Konut kredisi Danışmanlık Hizmetleri, banka banka dolaşmadan ve zarar etmeden konut kredisi almanın yolunu çarpıcı şekilde ortaya koydu. Konut kredisi Danışmanlık Hizmetleri Kurucu Ortağı Onur Tekinturhan, başvuru yapılan her bankaya T.C. kimlik numarası vermenin çok sayıda bağımsız kredi talebinin oluşmasına yol açtığına dikkat çekerek “Konut kredisi için yaptığınız her başvuru kredi skorunuzun düşmesine sebep olabilir” uyarısını yaptı.

Kredide zarar etmemenin 10 yolu
Konutu bulduktan sonra bankaya başvurunuzu yapmak daha avantajlıdır.

Düzenli çalıştığınız bankayla yetinmeyin.

Kredide yıllık maliyete dikkat edin.

T.C. Kimlik numaranızı çok sayıda bankaya vermek çok sayıda bağımsız kredi talebinin oluşmasına ve dolayısıyla bankaların gözünde kredi skorunuzun düşmesine sebep olabilir.

Taksiti uygun seviyeye çekerken faiz tutarını en azda tutan uygun vadeyi belirleyin.

Kredi hesabında konutun satın alım değeri değil, değerleme şirketlerinin ekspertiz değeri kullanılır. Raporu inceleyebilirsiniz.

Kredilerde DASK ve konut sigortalan zorunlu. Bankanın talep edebileceği hayat veya ferdi kaza sigortalan zorunlu değil.

Hesaplanan taksitin belgelenen geliriniz içindeki payı yüzde 50′den küçük olmalıdır.

Ara ödeme planlıyorsanız belirtin. Yoksa anapara üzerinden yüzde 2 ceza alırsınız.

Sözleşmeyi imzalamadan 1 gün önce bankanın “Bilgi Formu” sunması gerekir. Kanunen en az 1 gün inceleme hakkınız olan bu formda kredi ile ilgili tüm şartlar ve masraflar belirtilir.

Star

İnşaat Maliyetleri Hangi Projelere Yansıyor?

Ekim 2, 2011 Yorum yapın

Düzenli olarak yayınlanan Reidin Emlak Endeksi’nin Ağustos sonuçları, yeni proje geliştirmeye hazırlanan şirketler için önemli uyarılar içerdi.

Rapora göre, markalı konutlarda inşaat maliyetleri temmuzdan itibaren fiyatlara yansıtılmaya başlandı.

Yıllık bazda yeni konutfiyatları yüzde 7.66, ikinci el konutlarda ise yüzde 5.86 oranında yükseldi. Daire tipleri içinde en fazla fiyatartışı yüzde 1.33 ile 2 +1 dairelerde olurken, bir dönemin en popüler daire tipi olan ve büyüklükleri 51 ile 75 metrekare arasında değişen 1+1′lerin fiyatı ise yüzde 1 oranında geriledi. Reidin emlak endeksine göre 3+1 daire tipinde fiyatlar yüzde 0,92 oranında arttı, 4+1 daire tipinde değişmedi.

Emlak sektörü profesyonelleri bundan sonrakiprojelerinde 1+1 daire tiplerine ağırlık vermeyi düşünen müteahhitlerin dikkatli olması gerektiğini söyledi. İstanbul Emlak Komisyoncuları Odası Başkanvekili Nizameddin Aşa, piyasanın artık küçükdaireye doyduğunu, geçen sene sonuna kadar moda olan bu daire tiplerine talepte bu yıl bir azalma gözlendiğini söyledi. Büyükşehirlerde artık merkezilokasyonda olmadıkça küçük daire yapmanın gerçekçi olmayacağını savunan Aşa şunları söyledi:

Küçük evler öğrenciler, bekarlar ve çocuğu olmayanlar tarafından hala tercih ediliyor ama onlar damerkezi yerlerde olmasını istiyor. Bir dönem şirketler bu tip daireleri buldukları her arazide yaptılar ve sattılar ama artık o dönem bitti. Merkeze uzak yerlerde daire alanların veya tutanların tercihi, sosyal alanıgeniş, çocuklarının güvenliğini sağlayabileceği, ferah ve büyük dairelerden yana. Yani 2+1 ve 3+1dairelere ilgi yüksek.”

Nizameddin Aşa, karma proje yapanların satış şansının artık daha yüksek olduğuna inanıyor. Aşa, özelliklede müşterinin tercihine göre daire tiplerini değiştirebilen, birleştirme elastikiyeti olanların satıştazorlanmadıklarını savunuyor.

Raporu değerlendiren GYODER Başkanı Işık Gökkaya da bir başka noktaya dikkat çekti ve yeni konutfiyat endeksinde temmuzdan sonra ağustos ayında da yaşanan artışın, markalı konut fiyatlarındayükselişin artık başladığını gösterdiğini savundu. Gökkaya, “Önümüzdeki dönemde, inşaat maliyetlerindeki yükselişe bağlı olarak markalı konut fiyatlarındaki bu artışın devam edeceğini öngörüyoruz” dedi.

Memur kenti olarak bilinen ve gayrimenkulde kiralık ve satılık fiyatlarında durağan bir seyir izleyen Ankara, ağustos ayında konutun zam şampiyonu olarak dikkat çekti. Ankara’da bir önceki aya göre fiyatlarmetrekare başına yüzde 0.95 oranında arttı. Aynı dönemde ikinci el konut satış fiyatları, İzmir’de yüzde 0.93, Kocaeli’de 0.85, İstanbul’da 0.62, Adana’da 0.15, Antalya’da 0.08 oranında arttı. Bursa’da ise yüzde 0.02 oranında azaldı.

Metrekare başına konut kiralarının en fazla yükseldiği il ise yüzde 0.87 oranında artışla Antalya oldu. Adana’da kiralar değişmezken, Ankara’da yüzde 0.77, İzmir’de yüzde 0.65, Bursa’da 0.59, İstanbul ve Kocaeli’de ise yüzde 0.53 oranında arttı.

Kaynak: Milliyet Emlak

Kategoriler:Emlak, Haber Etiketler:, , ,

En Çok Kazandıran Konut Projeleri

Temmuz 24, 2011 2 yorum

İstanbul’da en çok kazandıran yatırım türlerinin başında konut geliyor. Depremden sonra yükselişe geçen markalı konutlar, yaptıkları primle dikkat çekiyor. Lokasyon, ulaşılabilirlik, sosyal imkanlar, inşaatı yapan şirketin algısı gibi pek çok unsur, projenin değerini artırıyor.Bu nedenle bazı markalı konutlar, rakiplerinden daha fazla prim yapıyor.

En çok kazandıranlar arasında ise Teknik Yapı’nın Ataşehir’deki Uphill Court sitesi dikkat çekiyor. Bu proje yüzde 200 prim yaptı. Gaziosmanpaşa’daki Avrupa Konudan TEM yüzde 144, My City Bahçelievler yüzde 156 kazandırdı.

Seçim ve kentsel dönüşümle birlikte inşaatçılar gözünü şehir merkezindeki eski yerleşim bölgelerine dikti. Levent-Etiler-Zincirlikuyu hattında yeni proje yapmak isteyen şirketlerin odağında arazi sıkıntısından dolayı 40-50 yıllık eski siteler var. Kat sahiplerinden onay alındığı taktirde eski binalar yıkılıp yerine lüks rezidanslar yapılacak. Burada dairesi olanların kazancı ise en az ikiye kazanacak.

Son 10 yılda İstanbul’da en fazla primi depremden sonra inşa edilen markalı konut projeleri yaptı. 2007′de yapımına başlanan Ataşehir’deki Uphill Court sitesinde, daire fiyatları 4 yılda 3 katına çıktı. Siteden proje aşamasında 190 metrekarelik daireyi 300 bin liraya satın alan Zeynep Hanım’ın konutun değeri, bugün 855 bin liraya yükseldi. Zeynep Hanım’ın o gün yaptığı yatırım 4 yılda 3 kata yakın prim yaptı.

İstanbul’da sadece bin 742 daireden oluşan Uphill Court değil, Kiptaş ve TOKİ’nin de gerçekleştirdiği birçok proje benzer oranda primlendi. Son dönemde yüksek oranda prim yapan projelerden biri de Kiptaş’ın İstanbul Alibeyköy’de inşa ettiği Finanskent oldu.

2009′un mayıs sonunda satışa çıkan projede, o dönem 325 bin lira olan 140 metrekare 3+1 dairelerin fiyaü, bugün 461 bin 140 liraya yükseldi. Geçtiğimiz aylarda Finanskent’in kaçak olduğu için ruhsatının iptal edilmesi gündeme gelse de proje 2 yıl içinde yüzde 42′ye yakın değer kazandı.

Önümüzdeki dönemde ise markalı konut projelerinin daha fazla prim yapması bekleniyor. Özellikle seçim öncesinde taleplerini askıya alan gayrimenkul yatırımcılarının gelecek döneminin netleşmesiyle birlikte birikimlerini konut alımına aktarması öngörülüyor. Bu da başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerdeki yeni ve modern sitelere olan talebi artıracak.

LOKASYON İLK SIRADA

Bir konut projesinin zaman içinde değerlenmesini sağlayan birden fazla unsur bulunuyor. Projenin bulunduğu lokasyon, ulaşılabilirlik, sosyal imkanlar bunlar arasında ilk sırada yer alıyor. Hemen hemen bütün inşaat şirketleri, ileri görüşlü davranarak şehir içindeki ulaşım akslarına yakın bölgelerde konut projelerini hayata geçiriyor. Gelecek dönemin imar planları, ulaşım yatırımları titizlikle incelenerek Beykoz, Kartal, Poyrazköy, Çatalca gibi gelecek dönemin en çok prim yapacak bölgelerine yatırım yapılıyor.

Ataşehir ve Kartal bölgesinde ağırlıklı proje geliştiren Teknik Yapı’nın başkan yardımcısı Umut Durbakayım da lokasyon ve markalaşmanın projenin değer kazanmasında önemli bir faktör olduğunu söylüyor. Durbakayım, “Projenin yerini seçerken ileri görüşlü davranıyoruz” diyor ve ekliyor: “Projelerimizi yıldızı parlayacak ve prim yapacak bölgelerde gerçekleştirerek orta ve uzun vadede

kazanç kapısı sağlıyoruz.” Son dönemde hem şehir merkezine hem de ulaşım araçlarına yakınlığından dolayı prim yapan projeler arasında Boyner Holding ve Fer Yapı ortaklığında Yenibosna’da yapımı devam eden İstwest projesi bulunuyor. 2011′in nisan ayında satışa çıkan projede, metrekare fiyatları 2 bin 800 lira civarındayken aradan geçen 3 ayda bu tutar 4 bin liranın üzerine çıktı. Haziran itibariyle projede 2+1 141 metrekarelik dairelerin fiyatı, 696 bin liraya kadar çıktı.

Altın Emlak Genel Müdürü Hakan Erilkun’a göre İstwest’in kısa sürede yüksek getiri getirmesinde hedeflediği kitlenin yanı sıra şehrin kalbinde bulunması etkili oldu. İstwest’in Basın Ekspres Yolu’nun Yenibosna çıkışında yer almasının projeye değer kattığını söyleyen Hakan Erilkun, “En çok prim yapacak konut projeleri için yatırım maliyetinden önce lokasyona bakılmalı” diyor.

MARKALAŞAN ÖNE GEÇİYOR

En çok prim yapan projelere bakıldığında lokasyonun yanında markalaşan inşaat şirketlerinin ilk sırada yer aldığı görülüyor. Perakendede olduğu gibi gayrimenkülde de inşaat şirketinin markalaşma konusundaki doğru yatırımlan projenin zaman içinde değerini artırmasına neden oluyor. Yatırımcılar, konutun yanında yaşam tarzı da sunan projelere rağbet ediyor.

Gayrimenkulde markalaşmayı doğru kullanan inşaat şirketlerinin başında ise Ağaoğlu, Artaş, Sinpaş, Varyap, Teknik Yapı, Dumankaya gibi markalı konut üreticileri geliyor.

Bunların geliştirdiği ve proje aşamasındayken satışını yaptığı projelerde başlangıç ile bitiş fiyatları arasında büyük farklılıklar olabiliyor. Gayrimenkulde son dönemin en başarılı markalarından Avrupa Konutları’nı yaratan Artaş’ın satış ve pazarlama koordinatörü Varol Tezmen, İstanbul’da 2010 ve sonrasında lansmanı yapılan birçok konut projesinin markası ve lokasyonuna göre başlangıç ile teslimi arasında yüzde 30 ila 60 arasında prim yapma olasılığının olduğunu söylüyor.

Markalaşmadaki başarılarını geçmişteki projelerinden daire alan müşterilerinin memnuniyetini üst düzeyde tutmalarına bağlayan Tezmen, “Bunun sonucunda aynen futbol takımı gibi fanatik bir müşteri kitlemiz var. Bunlar yapağımız her projeye yoğun ilgi göstererek yaptığımız konutların yüksek prim yapmasını sağlıyor” diyor.

Artaş örneğinde olduğu gibi markalı konut üreticileri sadık müşteri kidesi yaratmak için pazarlama yöntemlerinden sonuna kadar yararlanıyor. Reklam ve tamum kampanyalarında ‘olmayanı öne çıkarma’ mantığı ile hareket ediliyor.

EMLAK DANIŞMANLIĞI YAPIYORLAR

Prim yapmayı arttıran etkenler arasında ikinci el konutların yönetimi de yer alıyor. FiYapı’dan Ukra İnşaat’a kadar hemen hemen bütün inşaat firmaları bitmiş projelerinde ikinci el konut yönetimi uyguluyor. Bunun için de ya dışarıdan emlak danışmanlığı hizmeti alıyorlar ya da kendi içlerinde sadece bu iş için özel bir ekip kuruyorlar.

Cokhvell Banker’ın broker’larından Yener Öztürk, inşaat şirketlerinin konut projelerine prim yaptırmak için profesyonel yönetim firmalarına sitelerini teslim ettiklerini söylüyor. Öztürk, “Site yönetimleri fiyatlar üzerinde tek elden kontrol için profesyonel, markalı gayrimenkul firmalarıyla çalışıyor” diyor.

Böylece şirketler, sitedeki mülkler ile ilgili yanlış fiyatlardan çıkan ilanlar hakkında daha fazla kontrol sahibi olabiliyor. Sonuç olarak biten konutlarda 2′nci el pazarının düzgün yönetilmesi projeyi gerçekleştiren firmanın müşteri memnuniyetini arttırmasına neden oluyor.

Ukra İnşaat CEO’su Kürşat Tuncel de ‘Teslim edilen binalarda profesyonel yönetim ve başarılı bir 2′nci el yönetimi prim yapmayı artıran etkenler arasında yer alıyor “diyor. Ayrıca yaşamın başladığı projelerden ev alanların sosyal hizmetlerden beklediklerini bulmaları da zaman içinde projenin değerlenmesine yol açıyor.

Son dönemde çevre ve enerji konuları da projenin pirim yapması için kullanılan en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Uzmanlara göre, son dönemde geleceğin teknolojisini kullanarak hayata geçirilen ve enerji tasarrufu sağlayan projeler öne çıkıyor ve diğerlerine göre daha fazla pirim yapıyor.

Son dönemde, İzmir’de gerçekleştirdikleri Soyak Mavişehir Optimus’un en çok prim yapan projeleri olduğunu söyleyen Soyak Holding CEO’su Emre Çamlıbel, “Önümüzdeki dönemde, enerji verimliliği ve tasarrufunu ön planda tutan uygulamalar, tüketici beklentileri arasında yer alacak” diyor.

Emlak Lobisi

 

Kaynak: http://www.1insaat.com/tribe/textdetail?id=62278

Kategoriler:Emlak, Haber Etiketler:, , , , ,

Amerika’nın En Pahalı Evi (Video)

Temmuz 6, 2011 Yorum yapın
Kategoriler:Video Etiketler:,

Peşinat artıyor, faizler yükseliyor. Ev almak zorlaşacak mı?

Temmuz 6, 2011 Yorum yapın

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) gayrimenkul kredilerinde öz kaynak kullanım oranını yüzde 25’ten 40’a kademeli olarak çıkaracağı gayrimenkul sektörünün gündeminde. Sektör oyuncuları, kredilerdeki öz kaynak oranıyla birlikte peşinatın da yükseleceği, bunun da satışları ciddi şekilde frenleyeceği endişesini taşıyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu neden öz kaynak kullanım oranını artırıyor? Bu artıştan sonra sektörü neler bekliyor?

Patronlar ne diyor?

Sektörün gelişmesini engellemek intihardır

Varyap Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Varlıbaş

Son günlerde ekonominin soğutulması ile ilgili alınan kararlarda gayrimenkul sektörünün de soğutulması yönünde bazı girişimler var. Sektörde büyümeyi durdurmak, ekonomiyi soğutmak için değil, adeta ekonomiyi durdurmak için atılan bir adım olur. Cari açığı düşürmek için ekonominin soğutulması isteniyorsa, tedbir alırken sadece faizler ve borçlanmayı zorlaştırmak değil, cari açığa sebep olan sektörlerdeki farklı yöntemleri de devreye almak daha başarılı neticeler elde etmekle mümkün olur. Ancak tedbirler alınırken, faiz oranlarını yükseltmek, insanların kredibilitesini zorlaştırmak ve gayrimenkul sektörünü gelişimini engelleyecek yaklaşımlarda bulunmak intihar olur. Gayrimenkul sektörü için kararlar alırken, sektörün gelişmesini bozmadan sadece genel değil, projeler bazında da kararlar vermek daha sağlıklı olur. Tedbirler alınırken, gayrimenkul sektörü ile bankaların bir araya gelerek konuları masaya yatırması ve birlikte karar vermeleri daha sağlıklı olur. Çünkü, gayrimenkul sektörünün önünü tıkayabilecek tedbirler,  ilk önce genel ekonomiyi sekteye uğratır.

 

Sektörü ve alıcıyı yormamak lazım

DAP YAPI Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Yılmaz

Konut kredilerinde ya da peşinatlarında yaşanan artışlar kırılganlığa sebep oluyor. Zaten inşaat malzemelerine gelen zamlar yüzünden maliyetlerde belli bir artış yaşıyoruz. Demire ve çimentoya yapılan zamları ya da arsa fiyatlarındaki yükselişleri sineye çekip alıcıya yansıtmamaya çalışıyoruz. Kredi peşinatlarındaki artış alıcıda tedirginlik yaratıp, satın alma talebini erteletecek boyutta değil. Uygulama, bankalar için olduğu kadar, kredi kullanan taraf için de doğrudur. Kredi miktarından çok kime hangi şartlarda kredi verildiği önemlidir. Konut kredisi kullanan kişi bir miktar peşinat verirse geri ödeme konusundaki kararlılığını ve iyi niyetini de ifade etmiş olur. Kredi faizlerindeki 3-5 puanlık artışlar da konut üreticileri tarafından çoğu kez sübvanse ediliyor ancak tüm bunlar yıllarca uzun vadeli kredi olanaklarından yoksun kalan sektörü ve alıcıyı yoruyor.  Yine de piyasadaki “alımların” sınırlı düzeyde gerçekleşmesine neden olduğunu sanmıyorum. Yükselen talep sektörü genişletirken inşaat maliyetinin yüzde 52’sini oluşturan inşaat girdi kalemlerindeki fiyat artışları bazı projeleri tehlikeye sokabilir. Rekabet Kurulu piyasada spekülatif hareketler olup olmadığını araştırmalı.

 

AKP’nin bu uygulamaya izin vermeyeceğini düşünüyoruz

Dumankaya İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Dumankaya

İnşaat sektörü ekonomimize büyük canlılık ve ivme katıyor. Sektör içerisinde yaşanılan son gelişmeler, sektörde ister istemez bir tedirginlik yaratacak daha küçük çapta yatırım yapan inşaat firmalarını olumsuz etkileyecek ve piyasanın az da olsa daralmasına sebep olacaktır. Ancak bizim gibi kurumsal firmalar için bu tip dalgalanmaların pek sorun yaratacağını düşünmüyorum. Şu an için sektörün tartışması gereken en önemli konu, BDDK’nın konut kredileri için  yüzde 40’lık öz kaynak zorunluluğu getirmesi. Bu artış sektörün kurumsal anlamda büyümesine darbe vururken, kayıtdışı yapılaşmanın da tekrar ortaya çıkmasına sebebiyet verecektir. Aynı zamanda  yüzde 40’lık bu oran, konut satışlarının ciddi anlamda düşmesine yol açacak. AK Parti gibi seçim vaatlerini gayrimenkul projelerine adayan bir siyasal partinin, böyle bir uygulamaya izin vermeyeceğini düşünüyoruz. Sektör açısından bakıldığında kurumsal ve planlı olarak büyüyen firmalar için sektördeki bu tip gelişmelerin büyük problemler yaratacağını düşünmüyorum. Ancak fiyatlar konusunda aynı stabilizasyonun süreceğini düşünmüyorum. Bu gelişmeler daire fiyatlarında ister istemez artışların yaşanmasına sebep olacaktır.

 

BDDK sektörün önünü kesmez

Sinpaş GYO İcra Kurulu Başkanı Ömer Faruk Çelik

Piyasalar Avrupa’dan ve Yunanistan’dan gelen haberler ile yön belirlemede kararsız ve yatayda seyrediyor. Türkiye’de zaten seçimler nedeniyle durağan bir döneme girilmişti. Aynı seyir devam ediyor. Hükümetin kurulması ile yeni söylemler ve hedefler ortaya çıkacaktır. Bu da piyasaları hareketlendirecektir. İnşaat fiyatlarındaki artış, konut fiyatlarına da yansıyacaktır. BDDK’nın kredi oranlarına müdahalesi ile ilgili bir söylenti var ancak biz bunun olacağını ön görmüyoruz. Çünkü BDDK sektörü çok iyi takip ediyor ve lokomotif bir sektörün önünü kesmeyeceğini düşünüyorum. Kredi oranlarında bir değişiklik olursa bu elbette satışlara yansır ve cirolarda azalma olur. Ancak asıl büyük sorun sektörün kayıt dışına kaymasıyla ortaya çıkar. Çünkü kredi ile sektör kayıt içine alınıyor.

 

Demir ve beton fiyatların artışı suni

Fi-Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Fikret İnan

Piyasanın yukarı gitmeyeceği kesin. Yatay gitmesi bile bana göre olumlu. Ancak piyasa psikolojik olarak gayrimenkulün doygunlaşmaya başladığını hissederse bir miktar aşağıya gitme ihtimali de var. Bana göre en iyi senaryo yatay gitmesi. Demir ve beton fiyatlarının artışı ise suni. Fiyatların yüzde 25, yüzde 30 geri geleceğini tahmin ediyorum. Banka faizlerinin 1’in üzerine çıkmasını sektör açısından olumsuz, ancak Türkiye’de yaşayan bir vatandaş olarak baktığımda ise olumlu değerlendiriyorum. Peşinat oranının yüzde 40’a çıkarılması da aynı şekilde sektör açsından olumsuz olur, ancak bir vatandaş olarak değerlendirdiğimde de olumlu olacağını düşünüyorum. Çünkü bu tedbirler alınmazsa, gayrimenkul sektörü Amerika gibi bir ülkeyi yutmuş  bir sektördür. İşlerin o  noktaya gelmemesi için bu tedbirler zaruridir. Sektör ve fiyatlar bu durumdan mutlaka olumsuz etkilenecektir. Faizlerin 1’in üzerine çıkması,  peşinatın yüzde 40 olmasından konut fiyatlarının düşeceği sonucu çıkıyor. Bana göre bunun yapılması bir daralmaya yol açacak ancak bu daralmanın da olması şart. Yani arzın azalması lazım.

 

Konut alıcısının iştahı kesilmeye başladı

Ant Yapı Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Okay

Son dönemde  inşaat maliyetlerindeki yükseliş trendi devam ediyor. Bu arada alıcının iştahı kesilmeye başladı. Özellikle konut kredisi kullanarak ev almayı düşünen kesim faiz oranlarındaki artış ve peşinat miktarının yükselmesi neticesi hayallerini ertelemeye başladı bile… Şehir merkezindeki A plus projeler haricinde konut projelerinde tehlike çanları çalmaya başladı. Çünkü projeler çok düşük fiyatlara satıldı, maliyetler beklenildiği gibi çıkmayabilir. Yeni satılacak konutlar ise çok düşük peşin ve konut kredisi ile satış projeksiyonu üzerine kurulduğu için satış sıkıntısı doğabilir. Dolayısı ile doğru projeksiyon yapmayan projelerin tamamlanması dolayısıyla teslimi ile ilgili sıkıntılar olabilir… Bu konuda özellikle sektöre yeni girmiş değişik sektörlerden gelen tecrübesiz firmaların zorlanacağını düşünüyoruz. Bizler gibi yıllarını bu sektöre vermiş firmaların bu konjonktürden etkilenmeyeceğini düşünüyoruz.

 

BDDK ne diyor?

Gayrimenkul kredilerinde öz kaynak kullanım oranının yüzde 25’ten yüzde 40’a kademeli olarak artırılması söylentileri üzerine, görüşlerini almak için başvurduğumuz BDDK yetkilileri, işlerinin yoğunluğundan bu haberi hazırladığımız ana kadar bir cevap veremedilar. Ancak BDDK geçen hafta internet sitesinden yaptığı açıklamada, tüketici kredisi kullananların temkinli olmaları çağrısı yaparken, karşılık oranlarında yapılan artışın nedenlerini şöyle açıklamıştı: “Konut kredisi kullanacakların daha temkinli olmalarını hem de bankaların daha ihtiyatlı hareket etmelerini sağlayacak uygulamalar geliştirilmesi gerekiyor. Hanehalkı toplam yükümlülüklerinin toplam varlıklarına oranında hızlı bir artış gözleniyor. Aralık 2009 itibarıyla yüzde 29.6 seviyesinde bulunan söz konusu oran, mart ayı itibarıyla yüzde 35.1 seviyesine ulaştı. Bireysel kredilerin toplam tasarruf mevduatına oranı da hızla artıyor. Kriz öncesi dönemde yüzde 48 düzeyindeyken, Nisan 2011 itibarıyla yüzde 54 seviyesine yükseldi.”  BDDK’nın konut kredisine getirdiği yüzde 25’lik peşinat şartını müşteriye tüketici kredisi kullandıran bankalar, bundan böyle kullandıracağı tüketici kredilerine daha fazla karşılık ayırmak durumunda kalacak. Bu da maliyetleri artıracağı için kredi faizlerine zam olarak yansıyacak.

 

İşler yolunda gitse BDDK sektörün önüne taş koymaz

Hürriyet Gazetesi yazarı Ege Cansen

BDDK’nın aldığı bu tedbir bir bütünün parçası. Tedbir almasının sebebi ise ortada gördükleri bir tehlike. Bu tehlike cari açığın gitgide büyümesi ve patlama noktasına gelmesi. Herşey yolunda gidiyor olsa BDDK sektörün önüne böyle taş koymaz. İnşaat sektöründekiler ‘Ne tedbir alacaksanız alın, bize dokunmayın’ diyemez. Sektör, iç piyasada önemli bir boyuta erişti. Üstelik ekonomide balonlar genellikle gayrimenkul balonu olarak kendini gösterir. Sadece Türkiye’de değil, her yerde. Boom and bust denir: Balon yapar, çok şişince de patlar. Emlak piyasasındaki aşırı talep ve hareketlilik böyle bir balona ve patlamaya sebep olur, diye düşünülünce, talebi kısmak gerekir. Gayrimenkul piyasası ‘Bu tedbirlere ne lüzum var’ diye düşünüyorsa, peşpeşe 2 soru sormak lazım. İnşaatçılar Türk ekonomisinde bir balonlaşma ve bunun sonucunda bir patlama tehlikesi görüyor mu, görmüyor mu? Ekonomiyi yönetenler böyle bir tehlike görüyor. Onun için inşaat sektörünün bu soruya ‘hayır’ cevabı vermesi bir şey değiştirmez. BDDK da bu tehlikeye karşı tedbir alıyor. İkinci soru da şu, alınan tedbir doğru mudur, değilse hangi tedbir alınmalı? Arabanın tekerine çomak sokmak, taş koymak arabayı kurtarabilir. Eğer o araba boşalmış bir vaziyette yokuş aşağı gidiyorsa, bir yerleri çabuk parçalanacaksa, o tekerin önüne taş koyan, araba sahibine hayırlı bir iş yapıyor demektir. İnşaatçılarla BDDK arasında görüş farkı var. ‘Bana taş koyma’ derken, kendisini kurtaran kişiyi tenkit ediyor gibi bir durum olabilir. Bazen böyle olur, sektör, tedbir alanlara cephe alabilir. O taşı koyanlar ise ‘Böyle yapmazsak senin sonun kötü olur’ derler. Bu arada tabii ki talebi böyle yavaşlatmanın, inşaat sektöründe devam eden teşebbüsler açısından bir takım problemler yaratacağını da inkar edemeyiz.

Kaynak: Hürriyet Emlak

 

Kategoriler:Emlak, Haber Etiketler:, , ,

3 saat içinde inşa edilen ev (Video)

Temmuz 5, 2011 Yorum yapın
Kategoriler:Video Etiketler:,

Seçimler sonrasında gayrimenkul alım koşulları ağırlaşacak

Haziran 26, 2011 Yorum yapın

İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD), seçimler sonrasında gayrimenkul alım koşulları ağırlaşabileceği için tüketicileri hızlı davranmaları konusunda uyardı.

Derneğin yayınladığı aylık inşaat sektörü değerlendirme raporunda, seçim sonrasında ekonomiyi soğutmak için alınabilecek tedbirlerin inşaat sektörüne olası etkileri ele alındı.

Raporda, 2011 yılına başlarken Merkez Bankasından gelen ekonomiyi soğutma adımlarının önemli bir bölümünün inşaat sektörünü zorlayıcı nitelikte olduğu belirtildi. Raporda, uzun vadeli düşük faizli kredilerle satış rakamlarını güçlendirmeyi amaçlayan inşaat sektörünün bu çabalarının, Merkez Bankasının zorunlu karşılık oranları ile krediler üzerinde oluşturduğu baskıdan olumsuz etkilendiği belirtildi.

Buna bağlı olarak gerek konut satışlarında, gerekse yapı ruhsatlarında gerileme yaşandığı kaydedilen raporda, son açıklanan TÜİK verilerinde konut satışlarında bir önceki döneme göre yüzde 6,61 gerileme belirlendiği, yapı ruhsatlarının ise ocak, şubat ve mart aylarında sırasıyla yüzde 7,8, yüzde 29,3 ve yüzde 37,6 düzeylerinde düşüş gösterdiği anımsatıldı.

Raporda, 2011 yılının ilk yarısında özellikle Merkez Bankasının adımları sonrasında gayrimenkul alımına yönelik koşulların olumsuza döndüğü belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:

”Seçim sonrasında tek başına iktidara gelen AK Parti’nin ekonomiyi soğutma hamleleri devam edebilecektir. Önümüzdeki dönemde ekonomi yönetiminin ilk olarak faiz dışı araçlarla tüketici talebinin hızını kesmeye çalıştığı görülebilecektir. Böyle bir ortamda özellikle konut sektöründe kullanılan kredilerde yüzde 25 öz kaynak şartının gerekirse yüzde 40′a kadar yükseltilmesi doğrudan sektörü olumsuz etkileyebilecek unsurdur.

Bunun yanı sıra kredi kartıyla alışverişte taksitlendirme adedinin 3 ile sınırlandırılması, Merkez Bankasının zorunlu karşılık oranlarını daha da arttırması, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun bankaların topladıkları TL ve döviz mevduatına uygulanan mevduat sigorta priminin yükünü arttırması, kredilere uygulanan Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) kesintisinin ve çeşitli masrafların yükünün arttırılması gibi seçenekler konuşulmaktadır. Bu seçeneklerin uygulamaya konulması konut alım koşullarını kötüleştirecektir. Yine AK Parti tarafından en son seçenek olarak görülse de, faizlerde yükselişe yönelimin de bir noktadan sonra gündeme gelebileceği unutulmamalıdır. Tüketicinin bu olasılıkları göz önünde bulundurarak gayrimenkul piyasasındaki mevcut koşulları değerlendirmesi yerinde olacaktır. Kısaca, seçimler sonrasında gayrimenkul alım koşulları ağırlaşabilir, tüketici hızlı davranmalı.”

Kaynak: http://www.1insaat.com/tribe/textdetail?id=61924

Kategoriler:Emlak, Haber Etiketler:, ,

İşte Yatırımcılar için Türkiye’nin En Gözde Yeni Mekanları

Haziran 26, 2011 Yorum yapın

İstanbul Gayrimenkul Değerleme (İGD) tarafından hazırlanan Türkiye Turizm Piyasaları Araştırma Raporu‘nun Haziran 2011 sayısını yayımladı. Raporda önümüzdeki süreçte turizm yatırımları için öne çıkacak en gözde mekanların Erzurum, Aydın ve Bursa olacağı belirtiliyor.

İGD’nin hazırladığı Türkiye Turizm Piyasaları Araştırma Raporu yayımlandı. Aylar süren titiz bir çalışma sonucunda hazırlananı raporda İGD, Türkiye’de bulunan ve turizm yatırımcılarının yeni gözdesi olacak merkezlere dikkat çekti.

Rapor, Hazine Müsteşarlığı tarafından verilen 2009 yılı sonrasına ait turizm yatırım teşvik belgelerinin bölgelere dağılımı incelendiğinde, Antalya ve Muğla’nın uzun yıllardır elinde tuttuğu otel pazarının Anadolu’ya kaymaya başladığını gözler önüne seriyor. Aynı zamanda illere ait turizm potansiyellerinin detaylı bir şekilde incelendiği raporda, yatırımcıların geleceğe ait planlarına ışık tutuyor.

İşte rapordan ayrıntılar…

Yarının turizm gözdeleri

Türkiye Genelinde Antalya,  İstanbul,  İzmir ve Muğla illeri haricinde, yüksek turizm potansiyeline sahip ve önümüzdeki yıllarda bu potansiyeli arttırılacağı öngörülen 21 ile ait İGD tarafından yapılan araştırma sonucu 2 yıldızlı oteller için Türkiye Geneli konaklama fiyatları 20 Euro ile 45 Euro arasında. 3 yıldızlı otel kategorisinde bu fiyat 25 Euro’dan başlayıp, 55 Euro’ya kadar çıkabiliyor.

Ayrıca, Türkiye’de, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın son verilerine göre Turizm Bakanlığı Belgeli Konaklama Tesis Sayısı 2 bin 900 civarındadır. 800’den fazla konaklama tesisi de yatırım aşamasında. Bu yatırımların 70 tanesi İç Anadolu’ya, 58 tanesi Karadeniz Bölgesi’ne ve 48 tanesi Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne yapılacak.

Önümüzdeki dönemde hizmete girecek turistik konaklama tesislerinin yarısından fazlasının Anadolu’nun iç bölgelerindeki illerde olduğu görülüyor. Bu eğilimin artmasında ve gelişmesinde Anadolu illerindeki gelişen iş hacmi, hizmete giren havaalanları ile havayolu şirketlerinin artan seferlerinin de etkileri oldukça fazla.

2010 yılı boyunca Hazine Müsteşarlığı tarafından Resmi Gazete’de yayınlanan Yatırım Teşvik Belgeleri Listesi Tebliğlerinin toplamına göre 2010 yılında toplam 317 adet belge alınmış olup, bu belgelerin 242 tanesi komple yeni yatırım için. Yapılacak olan bu turizm yatırımları sonucunda yaklaşık 18 bin kişi istihdam edilecek ve 104 bin yeni yatak kapasitesi oluşturulacak.

Erzurum, Türkiye’nin yeni kış turizm merkezi

4 yıldızlı otellerde kişi başı ortalama gecelik konaklama fiyatı en düşük 35 Euro iken, 100 Euro seviyelerine çıkabiliyor. En düşük fiyata sahip il Afyon iken, yapılan yatırımlarla Türkiye’nin yeni Kış Turizm Merkezi haline gelen Erzurum’daki Palandöken bölgesi otellerine ait fiyat, 4 yıldızlı otellerde Muğla, Antalya, İzmir ve İstanbul’dan sonra en yüksek fiyat.

Bursa 3 yıldızlı otel fiyatlarında Ankara’yı geride bıraktı

Sadece Kış Turizm Merkezi olmanın haricinde yeni turizm türlerinin de yatırımlarla güçlendirildiği Bursa’da, yükselen bu potansiyel otel satış fiyatlarına da yansıdı. Bursa, 3 yıldızlı otellerde rakip illeri geride bırakarak 8 milyon Euro-18 milyon Euro satış fiyatı aralığıyla lider konumda yer alıyor.

Yeni İzmir: “Aydın”

Aydın, 5 yıldızlı otellerin odabaşı satış değerlerinde Ankara’nın hemen arkasında yer alıyor. Didim ve Kuşadası’na gelen turist sayısı her geçen gün artmakta buna bağlı olarak bölge tesis yatırımı olarak yoğun talep alıyor. 2 yıldızlı, ortalama 20-50 odaya sahip otellerdeki satış fiyatı aralığı 500 bin Euro ile 1 milyon 800 bin Euro arasında, 3 yıldızlı, ortalama 40-80 odaya sahip otellerde ise 2 milyon Euro ile 8 milyon Euro arasında değiştiği gözleniyor. Bölgede konaklamada daha çok tercih edilen 4 ve 5 yıldızlı oteller için Aydın’nın sahip olduğu satış fiyat aralığının 10 milyon Euro ile 35 milyon Euro arasında gerçekleştiği görülmüş olup, fiyatlar otellerin oda sayısı ve sahip oldukları özelliklere bağlı olarak değişiklik gösteriyor.

Kaynak: http://www.1insaat.com/tribe/textdetail?id=61961

Kategoriler:Emlak, Haber Etiketler:, , ,

Seçim sonrası konut fiyatlarında %10-20 artış bekleniyor

Haziran 2, 2011 Yorum yapın

Geçen yıl sonundan bu yana yüzde 30-40′lara ulaşan maliyet artışlarını fiyatlara yansıtmayan sektör, ‘zam’ için seçim sonrasını bekliyor. 13 Haziran sonrasında konut sektöründe yeni projelerin vitrine çıkmasıyla fiyatlarda yüzde 10-20 artış olacağı tahmin ediliyor

Türkiye nefesini tutmuş 12 Haziran’da yapılacak genel seçimleri beklerken, inşaat sektörü de yeni projelere başlamak, fiyatlarda artışa gitmek konusunda biraz temkinli davranıyor. Yaz dönemi durgunluğunu, seçim tedirginliğini bir tarafa bırakıp yeni yatırımlara başlayan, yeni projelerini satışa sunup, başarılı satış grafikleri yakalayan firmalar da var ancak piyasadaki genel eğilim seçim sonrasını bekleme yönünde. Seçim sonrası yeni projelerine start vermeye hazırlanan firmalar ise bu süreci stoklarını eritmek için değerlendiriyor.

PROJE ARZI DA ARTACAK
Geçen yıl sonundan bu yana inşaat maliyetlerinde yüzde 30 – 40 seviyesinde artış olduğunu ancak bu artışın fiyatlara tam olarak yansıtılmadığını söyleyen Özyurtlar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Özyurt, ‘Seçim öncesi dönemde fiyatların baskı altında olduğunu söylemek mümkün. Geçen yıl 11′inci ayda 1000 TL olan demir şimdi 1400 TL ve piyasada bulunamıyor. Genel olarak maliyetlerde yüzde 40′a yakın bir artış söz konusu. Ancak bu maliyet artışının ancak yarısı proje fiyatlarına yansıtıldı. Seçimin sonucu üç aşağı beş yukarı belli olsa da sonuçta konut bir yatırım aracı. Ve yatırımcılarda seçim öncesi tedirginliği var. Firmalar fiyat artırmak de büyük projelerini vitrine çıkarmak için de seçim sonrasını bekliyor’ diye konuştu.

Seçim sonrasında arzda patlama beklediğini vurgulayan Özyurt, ‘Biz de Özyurtlar olarak bu dönemde stoklarımızı eritiyoruz. Biri 1500 diğeri 1000 konutluk 2 büyük projemizi ise seçimden sonraya, yılın üçüncü çeyreğine bıraktık’ dedi.

Tam alım zamanı
MAR Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Münir Özkök, Merkez Bankası’nın zorunlu karşılık oranlarını artırmasının piyasayı olumsuz etkilediğine dikkat çekerek, ‘Kredi faizlerinin yükselmesinden kaynaklanan bir yavaşlama söz konusu. Bu nedenle de fiyatlar son derece cazip. Aslında şu an emlak piyasası için tam alım zamanı denebilir. Çünkü yılın üçüncü çeyreğinden itibaren fiyatların yüzde 10-20 oranında artması bekleniyor’ şeklinde konuştu.

Olumlu hava devam edecek
DAP Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Yılmaz ise şu anda Türkiye ekonomisinde olumlu bir hava olduğunu ifade ederek, ‘Seçimler sonrasında bu olumlu havanın artarak devam edeceğini düşünüyorum. Tabii maliyet artışları muhakkak konut fiyatlarına yansıtılacaktır. Her firma kendi ürettiği konut adedine, kendi stratejisi ölçüsünde zam yapacaktır’ diye konuştu.

Kredi faizlerinde artış sürpriz değil
MALİYE Bakanı Mehmet Şimşek hafta içi yaptığı açıklamada, kredilerdeki sıkılaştırmaya göndermede bulunarak ‘İç talep yüksek. Buna dönük önlemler aldık. Kredi veren bankalarda bunu sınırlamaya çalışıyoruz. Harcamaları kontrol altında tutuyoruz’ demişti. Şimşek, 12 Haziran sonrası çözümün yine bankalarda aranıp aranmayacağı sorusuna da ‘Çözüm para politikası sıkılaştırılarak, kredi hacminin daraltılmasında aranacak’ yanıtı vermişti. Şimşek’in açıklamaları ‘kredi faizlerinde artış sürpriz olmaz’ yorumlarına yol açtı.

2000′in üstüne zam olmaz
TAMER Özyurt fiyat artışı beklentisi ile ilgili olarak da ‘Yüzde 20 civarında bir fiyat artışı olacağını öngörüyoruz. Ancak bu fiyat artışı metrekaresi 1000-1500 TL olan projelerde geçerli olacak. Metrekaresi 2 bin TL’nin üzerinde olan projelerde ise zaten satış sıkıntısı olduğu için zam olacağını tahmin etmiyorum’ diye devam etti.

Akşam/Şenay KÖŞDERE

Kategoriler:Emlak, Haber Etiketler:, , , ,

Rezidanslar mı, yoksa güzel bir site içerisinde yaşam mı daha avantajlı?

Mayıs 25, 2011 Yorum yapın

Son yıllarda özellikle İstanbul’da birbiri ardına yükselmeye başlayan konut projelerinin her birinin özellikleri, sunduğu imkanlar, konforlu yaşamın kapılarını açıyor… Çok katlı bir binada, otel konforunda yaşamayı tercih edenlerin sayısı da günden güne artıyor… Biz de rezidanslar mı daha avantajlı, yoksa güzel bir site içerisinde yaşam mı daha avantajlı araştıralım istedik…

Türkiye’nin önde gelen konut projelerine göz atmak için tıklayın!

Rezidans’ları normal konut projelerinden ayıran en büyük özellik hizmet ve güvenliğin ön planda olması. Her rezidans rezidans mı? Tabii ki hayır… 5 yıldızlı konfor ve hizmet vaadeden, bir otelde bulabileceğiniz ve sizin için donatılmış tüm özellikleri barındıran ve işletmesi ile adından söz ettiren konut tiplerine rezidans deniyor.

Rezidanslar genellikle orta yaş üstü ve çalışan kesim tarafından tercih ediliyor. 1+1, 2+1 tipi rezidanslar ise en çok rağbet görenlerden… Gelelim Rezidans yaşamının avantajları ve dezavantajlarına…

Dezavantajları:

- Aidatların yüksek olması

- Yüksek katlı olması

- Çok büyük m2′lerde olmaması

-Çocuklu ailelerin yaşam tercihleri arasına girmemesi

Avantajları:

-Otel konforunda hizmet

-24 saat kontrollü giriş-çıkış ve güvenlik sistemleri

-Ses yalıtım özelliği ( hemen hemen tüm rezidanslarda mevcut)

- Otopark sorunu olmaması

- Genelde lokasyon itibariyle şehir merkezlerine inşaa ediliyor olması (Çalışan kesim tarafından birinci sırada tercih sebebi)

Türkiye’nin en gözde rezidans projelerine bakmak için tıklayın!

Peki toplu konut, villakentlerin avantaj ve dezavantajlarına bakalım:

Avantajlar:

-Çocuklu ailelerin tercih ettiği bu tip konutlar, bahçe ve sosyal olanaklarıyla dikkat çekiyor.

-Bahçe ve doğal yaşamdan kopuk olmayan siteler, ebeveynler için adeta hayat kurtarıcı oluyor. Hem çocuklarıyla huzurlu bir yaşam sürüyorlar hem de doğa ile içiçe olabiliyorlar.

-Normal siteleri tercih edenler genellikle ailelerden oluşuyor. Bunun sebebi ise siteler içinde her büyüklükte dairelerin olması.

- 24 saat güvenlik

- Spor faaliyet alanları

Bu projelere bakmadan ev almaya karar vermeyin!

Dezavantajları:

- Şehir merkezlerine uzaklığı. (Toplu yerleşim alanları özellikle son yıllarda artık şehir merkezlerine uzak yerlere yapılmaya başlandı. Kendi yaşam alanını kendi yaratan tarzda donatılsa bile şehir merkezlerine uzaklığı toplu yaşam alanlarını tercih etmeyi engelliyor.)

Aidat hesabına şaşırıp evinizde kiracı olmayın!

Yelda Akgün

Kaynak: http://www.1insaat.com/tribe/textdetail/id/61609

Kategoriler:Emlak, Haber Etiketler:, , , ,

Evinizin Satış Değerini Arttırmanın Yolları

Mayıs 10, 2011 Yorum yapın

Ev alımı hayatınız boyunca yapacağınız en önemli alımlardan birisi belki de en önemlisi olacak. Alım kararınızı etkileyen pek çok faktor var ama her ne amaçla alım yapıyorsanız yapın, evin ikinci el değerini koruması sizin için fevkalade önemli.  Tahmin edebileceğiniz gibi emlak sektöründe  bir evin değerini koruması iki ana faktöre bağlıdır: evin konumu ve durumu. Konuma bağlı fiyat artışları her ne kadar sizin elinizde olmasa da evin durumunu geliştirmek elbetteki kontrolünüzde. Ülkemizde ve dünyada yapılan çeşitli araştirmalara göre evin satışından önce çeşitli  yenileme ve onarımlar yapanlar kazançlı çıkıyor. Yapılan harcamaların hepsi değer artışı olarak geri dönmese de harcamaların yüzde 80-90’ına yakını evinizin fiyatına pozitif katkı sağlayarak geri dönüyor.

Evinizin değerini arrtırmanın en kolay yolu alıcı gibi düşünmek ve kendinizi alıcının yerine koyabilmek.  Buda ilk önce genel görünümü düzeltmekle başlıyor. Evinizi satışa hazır duruma getirmek için renove etmeye alıcının gözüne hitap eden ve görünülür faktörlere öncelik vererek başlayın. Diyelim ki ya duvardaki çatlakları yaptırmak ya da tesisatla ilgili bir yenilikden sadece birini yapabilecek bütçeniz var. Emin olun görünüme yönelik olan yenilik sizin için daha kazançlı olacaktır.

Paranızı onarıma harcamaya başlamadan önce aşağıdaki tavsiyleri göz önünde bulundurun:

·    Kozmetik Yenilemeler: Görsel etki yaratacak kozmetik yenilemere önem verin (badana, halı, pencere çerçevelerinin yenilenmesi gibi). Önce evin dışını sonra içini düzeltin. Bu daha cok villa tarzı evlere yönelik bir tavsiye gibi gözükse de, apartman dairenizin girişini düzeltmek için yapılabilecek çok şey var. Kapının boyasını yenileme, kiliti ve kapı kulpunu gösterişli bir modelle değiştirmek, güzel bir paspas yerleştirmek ve çeşitli süsler asmak gibi.

·    Yaşama Yönelik Yenilemeler: Mutfak ve banyo evinizin değerine direk olarak etki eden ve alıcıların çok dikkatle inceledikleri iki alan. Temiz, bakımlı ve onarımlı olmalarına dikkat edin.  Kötü kokuyu yok etmek, eskimiş görünüm yaratan boruları, kaloriferleri boyamak gibi işleri ihmal etmeyin. Evi gösterirken etrafın toplu ve temiz olmasına dikkat edin.

·    Onarımlar: Onarıma yönelik yenilikler gerekli ancak bunların evin değerini arttirmasını beklemeyin. Alıcılar evin tesisatinin ve diğer araç gereçlerin zaten sorunsuz çalışıyor olmasını bekler. Onarım işlerini evin fiyatını arttırmaktan çok düşmesine karşi korumak için gerekli yatırımlar olarak görün.

·    Fiyatları Takip Edin: Bölgenizdeki ev fiyatlarını iyi takip edin. Satılan evlerin durumu ve evlerin sizin evinize olan benzerlikleri en iyi indikator olacaktır.  Etrafınızdaki satılık evleri zaman zaman gezin ve evlerin iç ve dışının durumunu fiyatlar hakkında fikir edinmek için sizinki ile karşılaştırın.

·    Bahçe: Eğer villada oturuyorsunuz bahçenize çeki düzen verin. Gerekiyorsa bir bahçivana elden geçirtin.  Çeşitli dekoratif bitkileri ve çiçekleri girişe yakın yerlere yerleştirmek, kapı önüne renkli çiçekler ile dolu saksılar koymak sıcak bir ortam havası vererek etkileyici olacaktır.

·    Dış Çephe: Evin dışını iyice tetkik edin. Villada yaşıyorsanız binanın dış boyasını, apartman ise evininizin giriş kısmını iyi inceleyin.

·    Ev Hayvanları: Eğer evde hayvan besliyorsanız hayvan beslemeyen bir komşunuzu eve çağırın ve koku olup olmadığını test edın. Eğer varsa hayvan kokusuna karşı çeşitli spreyleri petshop mağazalarından temin edebilirsiniz.

·   Aşırı Yatırımdan Kaçının: Özellikle 3-4 sene içerisinde taşınma ihtimaliniz var ise bütün bu yenilemeleri bir daha gözden geçirin.  Kısa vadelerde yaptığınız yatırımların ev fiyatına pek bir etkisi olmayabilir. Özellikle eviniz göreceli olarak yeni ve fazla yıpranmamış ise.

Kolay Gelsin…

Kategoriler:Emlak Etiketler:, ,

Yeni inşasına başlanan konut sayısında tüm zamanların rekoru kırıldı

Nisan 6, 2011 Yorum yapın

Yeni inşasına başlanan konut sayısında patlama yaşanıyor. 2010 yılında 817 bin 92 adet konut için yapı ruhsatı alındı. Böylece yeni ev yapımı sayısı Türkiye tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. İnşaatçının ‘altın yılımız’ dediği 2006′daki 597 bin adetlik rekoru geride kaldı. GYODER Başkanı Işık, “Bu hızla inşaatın 2011 yılı büyüme rakamı yüzde 10-15′i bulur.” dedi.

 

Yapımına yeni başlanan konut sayısında 2010 yılının son 4 ayından itibaren büyük bir artış yaşanıyor. Konutta büyük hareketliliğin olduğu son on yılda en yüksek yeni ev inşaatının başlandığı sene 2010 oldu. Türkiye’de markalı konut üreticilerinin üyesi olduğu Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER), 2010 yılında 817 bin 92 adet konut yapı ruhsatı alındığını, bunun 341 bin 31 adedinin yılın son çeyreğine ait olduğunu açıkladı. Yapı ruhsatı, müstakil veya apartman dairesi şeklinde yeni inşasına başlanan ev sayısını gösteriyor. İnşaatçıların ‘patlama yaşadığımız altın yıl’ dediği 2006′daki yapı ruhsatı sayısı 597 bin 786 adet idi. 2010 yılında inşasına başlanan konut sayısı, 2006 yılının dahi 220 bin adet üzerinde gerçekleşti.

‘Gayrimenkul 2010′ raporunu açıklayan GYODER Başkanı Işık Gökkaya, “Konutta beklentimiz 2010′un normalleşme, 2011′in büyümeye başlama yılı olmasıydı. Fakat geçen yılın ilk yarısında normalleşme, ikinci yarıda hızlı büyüme yaşadık. 817 bin adetlik yapı ruhsatı ile yeni konut inşasına başlamada tüm zamanların rekoru kırıldı. Özellikle son çeyrekte 341 bin adet ile daha önce eşine rastlanmayan şekilde yeni konut yapı ruhsatı alındı. Buna bakarak bu sene başında yüzde 6-8 olarak açıkladığımız 2011 yılı inşaattaki büyüme tahminimizi yüzde 10-15 olarak revize ettik.” dedi. 2010′un son 4 ayında alınan yapı ruhsatı sayısı 341 bin adetle, bir önceki yılın 159 bin adetlik ruhsat sayısını ikiye katladı.

GYODER’in 2010 yılı gayrimenkul raporunu Dr. Can Fuat Gürlesel hazırladı. 2010 yılı yapı ruhsatındaki rekorda 1+1 ve 2+1 konut sayısındaki yükselişin etkili olduğunu belirten Gürlesel, bununla birlikte metrekare bazında inşaat alanı miktarının da önceki yılların çok üzerinde arttığını ifade etti. Rapora göre 2006 ve 2008 yıllarını kapsayan 3 yıl boyunca, Türkiye’deki yabancıya konut satışı yıllık 3 milyar dolar oldu. Küresel krizle birlikte 2009 yılında 1,8 milyar dolara gerileyen satış rakamı geçen yıl yeniden yükselerek 2,5 milyar dolar olarak geçekleşti. Işık Gökkaya, “Mütekabiliyet şartlarının yeniden düzenlenmesi halinde bu rakam çok yukarılara çıkar.” dedi.

2010 yılında tapuya yansıyan konut satışı 357 bin 341 adet oldu. Bu rakam bir önceki sene 531 bin 546 idi. Tapu kayıtlarına dayanan bu verinin gerçek satışları göstermediğini belirten Can Fuat Gürlesel, “2009 yılında tapu harçlarındaki indirim nedeniyle, daha önce yapılan satışlar tapu kayıtlarına yansıdı. Bunlar tahminen 90 bin konut olduğunu tahmin ediyoruz. 2010′da ise maketten yapılan markalı konut satışları henüz tapu kaydına yansımadı. 2009′daki şişkinlik çıkıp geçen yılki henüz tapuya yansımayan satışları eklediğimizde, 2010 yılı için kuvvetli bir satış verisi ortaya çıkacak.” dedi. GYODER raporuna göre 2010 yılında banka kredisiyle 410 bin adet konut satıldı. Geçen yıl 29 milyar liralık yeni ev kredisi kullanıldı. 2010′da konut kredisi kullanımı rakamı da rekor kırdı. 2010 yılı sonu itibarıyla kullanılan konut kredisi rakamı ise 60,4 milyar liraya, gayrisafi milli hasılanın ise yüzde 5,5′ine erişti. Bunun 3,1 milyar lirası katılım bankalarından, 57,3 milyar lirası ise diğer bankalar vasıtasıyla kullanıldı.

GYODER Yönetim Kurulu üyesi ve Soyak Holding CEO’su Emre Çamlıbel, Merkez Bankası’nın banka munzam karşılıklarını artırmasının konut kredi maliyetlerini yükselttiğini; konut kredilerinin bundan muaf tutulmasını istediklerini söyledi. Çamlıbel, “Çünkü konut bir tüketim malı değil bir ihtiyaç. İnşaatçı yerli malzeme ile çalışıyor.” dedi.

Kaynak: http://www.1insaat.com/tribe/textdetail?id=60906

Kategoriler:Haber Etiketler:, ,

Ev sahipleri kira vergisini nasıl hesaplayacak?

Mart 9, 2011 Yorum yapın

Ev sahipleri kira vergisini nasıl hesaplayacak?

2010 yılında yıllık 2 bin 600 liradan fazla kira geliri elde eden ev sahipleri, bu ay beyanname vererek vergi ödeyecek. Zor duruma düşmemek için haklarınızı mutlaka öğrenin…

Vatandaşın en çok merak ettikleri konuların başında, kirada oturan ev sahiplerinin durumu geliyor.

Kendi evini kiraya verip bir başka evde kiracı olarak oturanlar harcadıkları kira parasını gider gösterip vergiden düşürecekler. İşte örnek: 12 bin lira kira geliri olan bir vatandaş, aylık 750 TL kira ile bir evde oturuyorsa, bu harcamasını vergiden düşürebiliyor. Bunun için kiraya harcadığı para ile gelirinden 2 bin 600 liralık payları düşüyor. Daha sonra da giderini gelirinden düşürecek. Vatandaş vergisini 2 bin 350 TL üzerinden verecek. Bu da yaklaşık 352 lira olacak

İŞTE BİLMENİZ GEREKENLER

Kira bedeli 500 TL’nin üzerindeyse, mutlaka bankaya yatırılacak.

Bedelsiz kiraya verilen konutlardan emsal kiraya göre vergi alınıyor.

Birden fazla kira geliri olanlar, istisna tutarı olan 2 bin 600 lirayı toplamdan düşecek.
Kira gelirinden o konut ya da dükkanla ilgili elektrik su, asansör, tamirat ve belediye harçları gibi giderler düşürülebiliyor.

60 yaşın üzerindeki ve engelli mükellefler vergi dairesini aradığında memurlar evlerine gelerek beyanname doldurmasına yardım edecek.

Son beyanname verme tarihi 25 Mart 2011. Verilecek yer ikametin bulunduğu vergi dairesi.

HARCAMA NASIL İNDİRİM SAĞLIYOR?

Örneğin; bir vatandaş evinden 18 bin lira kira geliri elde etti.
Başka geliri olmayan vatandaş bu ev için 4 bin 500 lira harcama yaptı. Vergisi şöyle hesaplanacak:

Hasılat: 18.000-2.600=15.400 TL
İndirilebilecek gider= (4.500x 15.400)/18.000=3.850 TL Masrafını düşen vatandaş böylece vergisini yeni rakam üzerinden verecek.

Kaynak: http://www.1insaat.com/tribe/textdetail?id=60309

Kategoriler:Emlak, Haber Etiketler:, , , ,
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 21.076 takipçiye katılın