Arşiv

Archive for the ‘İnsan Kaynakları’ Category

İlginç ve eglenceli bir kariyer testi :)

Eylül 12, 2011 Yorum yapın

Bir Amerikan kariyer testi..Basit ama uygulanan ve doğruluğu kanıtlanmış etkili bir test… bir tanesini secin bakalim.

Soru su;

“Kedinin biri agaca cikmis ve inemiyor… Kediyi o agactan indirmek icin ne yaparsiniz?. ..

” Burada düsünün ve cevabiniza göre kariyer analizinizi asagida bulun…

1-Agaca tirmanirsiniz;
2-Agaca merdiven dayayip tirmanirsiniz;
3-”Gel pisi pisi” diye bagirirsiniz;
4-Disi bir kedi bulup agacin altina getirirsiniz;
5-Itfaiye gibi kurtarici görevlileri ararsiniz;

Cevaplar aşağıda…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1-Agaca tirmandiysaniz; Cesur ve giriskensiniz. .. Iyi bir satis temsilcisi olursunuz…

2-Agaca merdiven dayayip tirmandiysaniz; Hedefe nasil ve ne yöntemlerle ulasacaginizi planlayabiliyorsunu z… Iyi bir halkla iliskiler müdürü olursunuz…

3-”Gel pisi pisi” diye bagirdiysaniz; Saflik derecesinde iyimsersiniz. .. Ne yaparsaniz yapin, sakin kendi isinizi kurmaya kalkmayin…

4-Disi bir kedi bulup agacin altina getirdiyseniz;Kendi isinizi kurup cok basarili ve ünlü olabilirsiniz. ..

5-Itfaiye gibi kurtarici görevlileri aradiysaniz; Sorumlulugu baskalarina atmayi iyi beceriyorsunuz. .. Iyi bir üst düzey yönetici olursunuz…

Proje Yönetiminde Kariyer

Eylül 12, 2011 Yorum yapın

17 Eylül 2011 Cumartesi günü Istanbul Proje Yonetim Dernegi’nin duzenledigi “PROJE YÖNETİMİNDE KARİYER” temalı etkinlikte “Is Arama Surecinde Karsiniza Cikacak Mayinlar” konulu bir sunum yapacagim. Etkinlik ile ilgili detayli bilgiyi asagida bulabilirsiniz.

İstanbul Proje Yönetim Derneği  Bilişim İlgi Grubu tarafından 17 Eylül 2011 Cumartesi günü düzenlenecek, “PROJE YÖNETİMİNDE KARİYER” temalı etkinlik duyurusunu aşağıda bilgilerinize paylaşır, etkinliğimizde bir arada olabilmeyi dileriz.

Saygılarımızla,

İSTANBUL PROJE YÖNETİM DERNEĞİ

“PROJE YÖNETİMİNDE KARİYER”

10:30 11:00 Kayıt ve Tanışma

11:00 11:40 Proje Yönetiminde Kariyer Yolculuğu; Mustafa DÖNMEZAkbank Bilgi Teknolojileri İlişki Yöneticisi

11:40 11:50 Kahve Arası

11:50 12:30 Kalite Bakış Açısıyla İPYD Kariyer Projesi, Bircan ŞEŞEN – İPYD Kariyer Projesi Yöneticisi, Bağımsız Danışman

12:30 13:10 İş Arama Süresince Karşımıza Çıkacak Mayınlar; Cem KAFADAR – Smart Solutions İnsan Kaynakları Yönetim Danışmanlığı Kurucu Ortağı

13:10 13:30 Soru – Cevap

Tarih   :  17 Eylül 2011 Cumartesi

Saat    :  10:30-13:30

Yer      :  YILDIZ HİSAR KULÜBÜ –   Rumelihisarı Mh. Salih Bey Sk. No:6 Rumelihisari / İstanbul

Tel: (212) 287 70 45 – 257 17 00 / http://www.yildizhisar.com

Etkinlik Katılım Ücreti:

35,00 TL (IPYD Üyeleri);  50,00 TL (Genel Katılım)

Ödemeler Garanti Bankası Kızıltoprak Şubesi 6200675 (IBAN: TR 91 0006 2000 7190 0006 2006 75) hesaba ya da web sitesinde
online ödeme bölümünden yapılmalıdır.

Son Başvuru Tarihi:  16  Eylül 2011 Cuma günü, saat 16:00’ya kadardır. Bu tarihten sonra yapılacak katılım iptali bildirimlerinde ücret iadesi yapılamayacaktır.

Bilgi ve Kayıt İçin :
0216 455 43 86

*Etkinliğe katilim 75 kişi ile sınırlıdır.


İSTANBUL PROJE YÖNETİM DERNEĞİ
Tel & Fax  : +90.216.455 43 86
E-mail       : ipyd@ipyd.org
Web site   : www.ipyd.org

İş Hayatında Hangi Kişilik Tipine Sahipsiniz?

Eylül 7, 2011 Yorum yapın

İş Hayatında Hangi Kişilik Tipine Sahipsiniz?

 

Yönetici: Dışa Dönük, Öngörülü Ve Titiz
İlgileri dış dünyaya yoğunlaşan, sezgileri güçlü, doğuştan lider tabiatlı kişilerdir. Karmaşık olayları kısa sürede kavrayıp hemen harekete geçer. İyi ve etkili konuşur. Çevresini tarayarak, sorunları çözmeyi amaçlar. Eskilerin basiret dediği öngörü yeteneği ile olayların akışına egemen olmayı hedefler. Tekrarlanan yanlışlardan ve verimsizlikten nefret eder. Yeni fikirlere açıktır. En önemli zaafı, kendine aşırı güvenmesi ve bu nedenle biraz baskıcı olmasıdır. İş dünyası için biçilmiş kaftan olduğundan kariyerinde adım adım yükselir. İyi yaşamayı sever.

Düşünen Adam: İçe Dönük, Sezgisel Ve Gözlemci
O adeta beyninin içinde yaşar ve hep teorik olasılıklara kafa yorar. Her şeyde açıklık arar. “Dalgın Profesör” tipini andırır ve dış dünyaya metelik vermez. “Niçin?” ve “Neden olmasın?” soruları dilinden hiç düşmez ve araştırma onun için hayat tarzıdır. Analitik düşüncede ve mantıksal açıklamalarda iyi olduğu için çözüm üretme yeteneği güçlüdür.  Soyut düşünmeye yatkındır ama somut uygulamalarla ilgilenmez. Çalışma standartlara yüksektir ve bunları kendisine de uygular. Sosyal ilişkileri ve duygu okuma yeteneği zayıftır.

Yenilikçi: Dışa Dönük, Tutkulu Ve Yaratıcı
Sezgileri dışa, düşünceleri ise içe dönük olduğu için fikir üretiminde iyidir. Bir değişim ustasıdır. Olaylara yaklaşımı akılcı ve mantıklıdır. Çevresindeki bilgiyi bir sünger gibi emer. Tutku ve heyecanla işine kendisini adadığı için ilgisini çeken her konuda başarılıdır. Yaratıcı nitelikleri ile inovasyonda öncüdür. Hiyerarşiden, rutin işlerden, sıradanlıktan nefret eder ve hep yeniliğin, yeni çözümlerin peşinden koşar. Olaylara bakış ufku uzun vadeli ve bütünseldir. Rutin işleri savsaklaması ve biraz maymun iştahlı olması başlıca zaaflarındandır.

Özgür Düşünceli: Sezgisel, İçe Dönük Ve Özgün
Sezgileri ve teorik düşünce yeteneği çok güçlüdür. İç dünyaları zengin ve üretkendir. Anlamak kadar deneyip uygulamaya da önem verir.  Liderliğe yatkındır ama çoğunlukla geri planda durmayı tercih eder. Onun için kendi fikirleri ve amaçları önemlidir. Hızlı karar alıp uygulayabilir. Otoriteye değil, bilgi ve yeteneğe saygı duyar. Olay ve olgulara sistematik ve bütünsel bir yaklaşımı olduğundan bilim dallarında başarılı olur.  O, geçmişin sorunları ile uğraşmak yerine, çalıştığı kurumu ileriye götürecek yol ve yöntemleri araştırmayı sever.

Empatik: Duygulu, Dışa Dönük Ve Sezgisel
Duyguları dışa, sezgileri ise içe dönüktür. Başkalarının ne düşündüğü ve istediği konusunda duyarlıdır. Karşısındakinin duygularını ve düşüncesini okur. Çevresi tarafından sevilen popüler bir insandır. Yalnız kalmayı hiç sevmez. Her olaya insani açıdan bakar ve soğukkanlı analizlerden pek hoşlanmaz. Ekip çalışmasına yatkındır ve etrafındakileri istediklerini kolayca yaptırabilir. İnsanlarla doğrudan ilgili her işte başarılı olur. Sosyal ilişkilerin ağı içindeki aktif hayatı, onun hızlı karar verme ve eyleme geçme yeteneklerini törpüleyebilir.

Vizyoner:  Esin Kaynağı Akıl Ve Güçlü Sezgi
Sezgileri dışa, duyguları ise içe dönük bir kişilik yapısına sahiptir. “Beynindeki göz” onun geleceği kavramasını sağlar. Vizyonunun çevresindekilerle paylaşarak onların önüne yeni ufuklar açar. Bağımsız çalışmayı sever ve denetlenmekten nefret eder. Karşısındakinin düzeyine uygun konuşur ve davranır. O, çevresindeki kişiler için bir esin kaynağı olmayı başarır. Yazma ve konuşma konusunda ustadır. Proje yaklaşımını tercih ettiği için zihni hep gelecekle meşguldür. Karmaşık sorunlara pratik çözümler bulabilir. Coşkulu ve yaratıcıdır.

Neşeli: Duygulu, Pratik Ve Gerçekçi
Sezgileri ve düşünce yeteneği zayıf ama duyguları kuvvetlidir. Bugünü yaşamaya eğilimlidir. Kendiliğindenliğe ve içinden geldiği gibi yaşamaya önem verir. Yeni deneyim fırsatları onu heyecanlandırır. Gerçekçi ve pratik bir yaklaşımla, verilen görevi yapmaya çalışır. Yalnız sevdiği ve kendi değerler sistemine uygun işleri yapmak ister. Teorilerden ve uzun bilimsel açıklamalardan hoşlanmaz. İnsan ilişkilerinde başarılıdır. Kaygısız ve dost canlısıdır. Sporla uğraşır ve hobileri vardır. Çevresinin neşe kaynağı olduğu için çok sevilir.

Yardımcı: Dışadönük, Sosyal Ve İnsancıl
Duyguları ve sezgileri dışa dönük, algılama ve düşünceleri içe dönüktür. Gittiği her yerde ve her çevrede bir ahenk yaratacak ilişkileri kurabilir. Çevresindekilerin yardımına koşmayı sever. Sorunlara pratik ve uygulanabilir çözümler bulmada ustadır. Çalıştıkları yerde kurallara uyar ve pek sorun çıkarmaz. İyi kalpli, konuşkan ve sempatiktir. Doğuştan işbirliğine yatkındır ama ilgisizlik ve soğuk davranışlar onu kırar. İnsanlardan uzakta kalmaya dayanamaz. Soyut düşünmeye ve teknik konulara pek ilgi duymaz.

Örnek Vatandaş: Dışa Dönük, Kuralcı Ve Görev Adamı
Düşünceleri ve sezgileri hep dışa dönüktür. Beş duyusuyla aldığı somut algılamalara önem verir. Yalnız gerçek olgularla ve somut ihtiyaçlarla ilgilenir. Görev duygusu epey güçlüdür. Her işin kuralına uygun ve düzenli bir şekilde yapılmasına çok önem verir. Ailesine, işine ve topluma karşı tüm sorumluluklarını eksiksiz yerine getirir. Sivil toplum kuruluşlarında da çok faaldir. İnsanları örgütlemeyi ve yönetmeyi sever ama yöneticilikte pek başarılı değildir. Çünkü kendisine güveninin tam olması bazen onu agresif ve duyarsız yapabilir.

Müfettiş: İçe Dönük, Düzenli Ve Sadık
Sorumluluk duygusu güçlü, sakin ve ciddi bir insandır. İşinde ve aile hayatında hep disiplinli ve düzenli olmayı ister. Sadakate, yerleşik kurallara kurumlara ve geleneklere değer verir. Her işin kitabına ve kuralına uygun yapılmasını ister. Sorunlara nüfuz ederek pratik bir yaklaşımla her görevin üstesinden gelebilir. Çalışkan ve görev adamıdır. Hayatı ciddiye alır ama özellikle aile ve iş çevresinde bazen neşe kaynağı olabilir. Duygularını saklar ve başkalarının duyguları ile ilgilenmez. İşlerin kötüye gitmesi durumunda ise huzuru ve uykuları kaçar.

Sanatçı: İçe Dönük, Mükemmelci Ve Özgür
Çekingen, sakin ve alçakgönüllüdür. Çatışma ve kavgadan kaçar ama özgürlüğü konusunda çok titizdir. Estetik duygu ve yetenekleri güçlüdür. Kendi hayatını, duygularının gösterdiği yönde yaşamak ister. Özgün ve bağımsız olduğu için kendi ilgi alanlarını kıskançlıkla korur. Doğanın güzelliklerini ve insanları gözlemlemeyi sever. Başkalarını yönetmek ve denetlemekle hiç ilgilenmez. Mükemmelci olduğu için başkalarını ve kendi eserlerini insafsızca eleştirebilir. Yaratıcılık onun en güçlü olduğu alandır.

Gerçekçi: İçe Dönük, Cesur Ve Eylemci
Bir eylem adamıdır. Macerayı ve meydan okuyan spor dallarını ve zor görünen işleri sever. Genelde iyimserdir. Boş durmaktan hoşlanmaz. Düzen ve disiplin gerektiren işlerden pek hoşlanmaz ama kriz yönetiminde başarılıdır. Ayrıntılı analiz ve teknik ustalık gerektiren işleri tercih eder. Olayları uzaktan izler ama sorun çıktığında akla yakın çözümler bulabilir. Uzun vadeli düşünmeye yatkın değildir. Kendi duygularının sesine kulak vermez. Bastırılan duygular onun arada bir öfke nöbetleri ile sarsılmasına insanları kırmasına yol açar.

Maceracı: Dışa Dönük, Atak Ve Doğal
Dışa dönük ve sosyal bir kişiliğe sahiptir. Esnek ve hoşgörülüdür. Teoriler ve kavramlar ona sıkıcı gelir. Pragmatik yaklaşımlarla hemen sonuca gitmek ister. Çatışan tarafları aralarını bulma ve uzlaştırma konusunda üstüne yoktur. Hep aktif ve hareketlidir ama doğallığını hiç kaybetmez. Hayatta her şeyin tadını çıkarmaya bakar. Kentteki tüm eğlence yerlerini bilir. İş hayatında ise verilen görevi eksiksiz yapar. Yaparak öğrenir. İşe başladığındaki coşkuyu, sıra ayrıntılara geldiğinde kaybeder. Konfordan hoşlanır ve her işte bir stili vardır.

İdealist: Pozitif, Mücadeleci Ve Uyumlu
Sakin ve çekingen davranışları içe dönüklükten kaynaklanır.  Değerlerine ve önem verdiği kişilere sadık kalır. Olasılıkları keşfetmeye meraklı olduğu için değişimi kolaylaştırır.   Öğrenmeyi, fikirleri, dil becerilerini ve kendi ürettikleri projeleri daha çok önemser. İçsel değerlerine ve onuruna düşkündür. Duygu ile zekânın birlikteliği ve uyumu ile ilgilenir. Gereğinden çok iş üstlenir ama bir şekilde bunların üstesinden gelir. Hayata pozitif bir açıdan bakar ve ideallerini gerçekleştirmeyi hedefler. Dost canlısı ama çoğunlukla dalgındır.

Yetiştirici: Özenli, Sabırlı Ve Güvenilir
İçe dönük ve düşünceye önem veren yapıları nedeniyle çevresindekileri etkileyebilir. Sükûn ve huzur içinde bir hayat peşindedir. Güvenceye ve güvenliğe önem verir. Kendisine önemli görünen ayrıntılar konusunda belleği çok güçlüdür. Çevresiyle uyumlu yaşar ve ilişkilerinde sabırlı ve sebatlıdır. Anlamsız gördüğü şeyleri yapmaktan hoşlanmaz. Sakin ve arkadaş canlısı bir tabiatı vardır. İşinde titiz, özenli ve çok dikkatlidir. Sorumluluk üstlenir ve aldığı görevi, titiz bir şekilde yerine getirir. İnsanların kişisel gelişimine katkıda bulunmayı amaçlar.

Mistik: Sezgisel, Duygulu Ve Yaratıcı
İç dünyası çok zengindir. Sezgileri çok güçlüdür ve içinden gelen sesi dinlemeyi bilir. Kendisini, insan tabiatını ve dünyayı anlamaya önem verir. Olaylar ve ilişkilerin anlamını ararken, kendi değerler sistemine titizlikle bağlı kalır. Bu nitelikleri onu yaratıcı kılar ama bazen somut gerçeklikten kopmanın sorunlarını yaşar. Başkalarını dinlemeye ve kalıcı ilişkiler kurmayı amaçlar. İnsan psikolojisini bildiği için, başkaları üzerinde gösterişsiz bir nüfuzu vardır. Olayları bütünsel olarak kavramayı ve düşüncelerini gerçekleştirmeyi amaçlar.

Kaynak: Referans Gazetesi / Faruk Türkoğlu

Videolu iş ilanı dönemi başladı

Temmuz 5, 2011 Yorum yapın

İş arayanlar da, eleman arayanlar da artık daha yaratıcı yöntemler kullanıyor. Videolu CV’lerden sonra videolu iş ilanı dönemi de başladı. Videolu ilanlar sayesinde aday kurum ve pozisyon hakkında çok daha fazla bilgi edinebilecek.

VİDEOLU İŞ İLANLARI GELİYOR

İş ilanları sayfalardan taşmaya başlayacak. Gelişen teknoloji şirketlere ilan verirken yeni fırsatlar sunuyor. Bunlardan biri de quick response Code (QR). Kurumlar iş ilanı verirken akıllı telefonlar tarafından okunabilen bu kodlar sayesinde adayları kendi çektikleri videoya ya da bir web sitesine yönlendirebilecek. Böylece adaya kurum, pozisyon hakkında çok daha fazla bilgi sunabilecekler.

Bir iş ilanı düşünün; sizi alıyor ve ilandaki şirketi gezdiriyor. Şirketin kapısından içeri girip, koridorlarda dolaşıyor, yöneticileri tanıyor, odaların kapısından içeri göz atıyor, çalışanlarla karşılaşıyor, yemekhane, spor salonu, kafeterya, bahçe gibi mekanları geziyor, sosyal kulüp ve etkinliklerle ilgili alanları görüyor, çalışanların kurumla ilgili görüşlerini dinliyorsunuz. Gelişen teknoloji sayesinde, ilanın üzerine eklenen özel bir kodu, cep telefonunuza okutarak, kurumun size sunduğu çalışma ortamı ile ilgili bir video izlemeniz ve başvurunuzu yapmadan önce kurumu bir işveren olarak daha yakından tanımanız mümkün.

Videolu iş ilanları, işverenlerin kendilerini adaylara daha iyi anlatmalarını, iş deneyimi olmayan ve firmaları yeterince tanımayan genç kesimle daha etkin iletişim kurmalarını sağlayacak bir uygulama.

Türkiye’de şu an 250.000’e yakın cihazda bu tür kodları okutmak için gerekli uygulamalar yüklü ve bunların çok büyük çoğunluğunu Turkcell’in Microsoft’la birlikte sunduğu çözüm olan MobilKod uygulamasını kapsıyor.

Videolu iş ilanlarının, cep telefonlarını yoğun olarak kullanan genç kesim için deneyimsel bir yanı var çünkü ilanda karşınıza bir kod çıkıyor. Videolu iş ilanıyla kendini bir işveren olarak daha iyi anlatmak isteyen firmaların yapması gereken şey, bu amaca uygun olarak çekilmiş kısa bir tanıtım filmi.
Doğuş Üniversitesi Öğretim Görevlisi Filiz Bozkurt ve Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ahu Ergen, mobil iletişim araçlarından biri olan Quick Response kodların (QR), iletişim alanında kullanımına yönelik çalışmaları kapsamında, iş ilanının interaktif bir reklama dönüştürülmesini sağlayacak videolu iş ilanı fikrini geliştirdiler.

Türkiye’de kullanımı henüz sınırlı
Videolu iş ilanı, adayların basılı ilan üzerindeki kodu cep telefonuyla okutarak video izlemelerine olanak sağlayacak bir ilan türü. Akıllı telefonlar bu kodları okuyabiliyor. Sadece küçük bir yazılım indirmek gerekiyor. Ardından bu yazılımla kodu okuyarak içinden çıkan videoyu veya verilmek istenen mesajı görebiliyor, izleyebiliyorsunuz. QR kodun bilgi depolama kapasitesi yüksek iki boyutlu bir barkod türü olduğunu belirten Ergen, Türkiye’de bilinirliği ve kullanımının henüz sınırlı olduğunu, Uzak Doğu ülkleri, ABD ve Avrupa’da ise popülerliğinin hızla arttığını söylüyor: “Bu kodlar, iletişim alanında, basın reklamları, dış mekan reklamları, ürün ambalajları, mağaza vitrinleri, promosyon malzemeleri gibi birçok ortamda kullanılıyor. Giyilen bir tişört, el ilanı, kartvizit veya CV üzerine koyulacak bir kodun kişinin web sitesine, bloguna, videosuna ya da Facebook profiline bağlanabilir olması bu fırsatlar konusunda fikir verebilecek örneklerden. Türkiye’de birçok kişi bu kodların kolaylıkla yaratılabildiğinden, akıllı telefonlar yardımıyla okutulabildiğinden ve iletişim alanında ilginç bir deneyim, bir zenginlik sunduğundan haberdar değil.”

Normal iş ilanlarından farkı, ilanın üzerine eklenen kod yardımıyla kişilerin işveren hakkında görsel ve daha zengin bir içeriğe ulaşması ve iş ilanının interaktif bir deneyime dönüşmesi. Bozkurt şu anda Türkiye’de bu çizgide videolu iş ilanlarının olmadığını söylüyor.

Yanlış algılanma ihtimali var
Hazırlanacak videolarda kullanılan iletişim tarzının sektöre ve firmaya göre farklılık gösterebileceğini belirten Filiz Bozkurt, burada belirleyici olanın kurumun işveren marka yönetimi konusundaki stratejileri ve nasıl bir işveren olduğunu adaylara anlatma konusundaki tercihi olduğunu söylüyor.

Görüştükleri İK yöneticilerinin bir kısmının, doğru kullanıldığında bu uygulamanın bir dezavantaj yaratmayacağını düşündüğünü belirten Bozkurt, bir kısmının ise bu uygulama konusunda bazı konulara dikkat edilmesi gerektiği görüşünde olduğunu ifade ediyor. Dile getirilen kaygılar;

- İşveren videolarında çalışanların görüşlerine yer verildiğinde kimi zaman adayların şirketleri o kişilermiş gibi algılama ihtimali,

- Bu videolarla kendini olduğundan farklı yansıtabilecek kurumlara başvuran adayların hayal kırıklığı yaşayabileceği,

- Farklı çalışma ortamları olan (şube ve merkez) işverenin kendini tek bir videoyla anlatmakta zorlanabileceği ve bu videoların iş ilanının önüne geçerek, ilana uygun olmayan başvurularla sonuçlanabileceği şeklinde.

Y jenerasyonu görsel iletişime yatkın
Y kuşağı, teknolojiyi ve deneyim yaşamayı çok seviyor, iş yaşam dengesini önemsiyor ve bir işvereni değerlendirirken, kendisine sunulan ücret ve kariyer fırsatları kadar, çalışma ortamına da bakıyor. İş ilanlarında, Y jenerasyonuna daha uygun bir dil kullanılabileceğini belirten Filiz Bozkurt, mevcut ilanların yazı ağırlıklı olduğunu fakat Y jenerasyonunun görsel iletişime daha yatkın olduğunu söylüyor.

Yurtdışında bu tür video örnekleri daha fazla. Fortune dergisinin her yıl düzenli olarak yürüttüğü Best Places to Work For araştırmasında ilk 100 arasındaki bazı firmaların işveren videoları bulunuyor. Bu videolarda, kurumun çalışma ortamı, çalışanlara neler sunulduğu, kurum içindeki sosyal alanlar, çalışanların kurumla ilgili fikirleri gibi pek çok konuya yer vermek mümkün. Türkiye’de de bazı kurumlar kendilerini adaylara daha iyi anlatmak için bu tür videolardan faydalanıyorlar. Ama henüz bu videolar basılı iş ilanları üzerinde kullanılmıyor.

 

Kaynak: Biymed.com

 

http://www.youtube.com/watch?v=I6BTn6_G7Ng

Patronları Çileden Çıkaran 10 Neden

Haziran 30, 2011 Yorum yapın

1-Geç Kalmak:

Sular taştı, çocuğunuzun midesi bozuldu ve bütün gece hastane kapıları aşındırıldı, saatin alarmı çalmadı, trafik inanılmaz boyuttaydı… Patronların duyduğu geç kalma bahanelerinden sadece birkaçı bunlar. Bütün bu bahaneler yerine ’sabah uyanıp yataktan kalkmak o kadar zor geldi ki!’ gibi dürüst bir cümleyi duymak için çok şey verebilecek işverenler de varmış. Sizinki onlardan biri mi acaba?

2-İnisiyatif Eksikliği

“Bugün toplantı için müşteriler gelecekse, onlar için öğle yemeği hazırlatayım mı diye soru sormayın!” Bu cümle işverenin; inisiyatif kullanmadığınız için dile getirdiği serzeniş olabilir gayet tabii! Bu gibi basit durumlarda inisiyatif kullanamamak da kızgınlık maddelerinin içinde ilk sıralarda!

 

3-Aşırı İnisiyatif

Patronlar için bir önceki maddenin tam tersi durumlar da kızgınlık yaratabiliyor! Yani kendilerini aşacak durumlarda inisiyatiflerine yüklenip; durumu çığırından çıkarmaları.

 

4-Gerginlik ve Sızlanmak

İş arkadaşınızla aranızdaki gerginlik; işi olumsuz etkilemediği sürece patronunuzu ilgilendirmek zorunda mı? İş yerinde huzursuzluk yaratmanız kötü ama bu konu hakkında patrona gidip sızlanmanız daha da kötü.

 

5-Sadakatsizlik

Patronunuz sizi korusun ve hatta savunsun istersiniz. Ne var ki aynı sektörde yer alan diğer şirketlerden arkadaşlarınızla kendi firmanızı çekiştirmekten, olumsuz yanlarını anlatmaktan da geri kalmazsınız. Ve bunu normal olarak algılarsınız. O halde, patronun sizi kollamasını beklerken bir kere daha düşünün.

 

6-Şevksizlik

Size şaşırtıcı gelebilir ama patronunuzun da dışarıda bir hayatı var. Sizin gibi o da; bol alkol tüketilen bir gecenin sabahında yataktan kalkmakta zorlanabilir, aynı sıkıcı toplantılara katılmak zorunda kalabiliyor. Ama her halükarda motive olmak durumunda, çünkü patron değil mi? Sırf yönetiniz oldukları için hem kendilerini motive etmek hem de sizin arkanızı toplamak zorundalar. İşte böyle düşünmek de bir hata.

 

7-Samimiyet

Patronunuzla bütün gün birliktesiniz diye; sizinle iş çıkışı bira içmek, sevgilinizle kavga nedeninizi dinlemek ya da iş arkadaşınızın kılık kıyafetini sizinle çekiştirip fazlasıyla samimi olmak zorunda değil! Tamam aranız iyi olabilir ama onun da daha önceden edindiği ve patron-çalışan arkadaşlığının sarpa sarabileceğine dair deneyimleri olabilir.

 

8-Beyaz Yalanlar

İşe gitmemek için; uydurduğunuz arkadaşım evleniyor, hastayım ya da dişçim ancak bugüne randevu verebiliyor gibi bahaneler karşısında patronunuz da ’tamam o zaman işe gelme’ dedi. Siz günü kurtardığınızı düşünüyor olabilirsiniz ama onun bunlara inandığına adınız kadar emin olmayın!

 

9-Çocuksu Tavırlar

İş arkadaşınızla tartıştığınızda ağlamanız ya da tuttuğunuz takımın maç kaybetmesi onu, sizi avutmak durumunda bırakmamalı. Patronların genel kanısı; ’burada iş yapıyoruz ve ben çalışanların annesi değilim!’ yönünde.

 

10-Yerlerine Göz Dikme

Onlar hiyerarşik düzeni korumak ve sizin de bu dengedeki yerinizi tutmak için çabalasınlar sizinse gözünüz onun yerinde olsun; asla affedilemez!
Kaynak : patronlardunyasi.com

Kategoriler:İnsan Kaynakları Etiketler:

Yaratıcı bir ekip nasıl olusturulur?

Haziran 30, 2011 Yorum yapın

Yaratıcılık ancak olaylara yeni bir gözle ve farklı bir açıdan bakıldığında ortaya çıkar. Bir soruya tek bir doğru cevap istenen işyerlerinde yaratıcılık düzeyi sıfıra kadar iner. Yaratıcı kişinin beyninde her çeşit farklı görüş at oynatır ve o bir soruya çok sayıda cevap üretir.

Bir iş kurarken veya mevcut bir işi yapılandırırken en fazla ihtiyaç duyulan yetenek yaratıcılıktır. Ancak yalnız sizin arayış içinde olmanız, yeni yol ve yöntemler aramanız ve yaratıcı çözümler peşinde koşmanız yetmez. Birlikte çalışacağınız kişilerin de belirli düzeyde yaratıcılığa sahip olması gerekir. Yaratıcı ekipler, her tür işte tutunma ve başarı ihtimalini yükseltir.

Özellikle reklamcılık, iletişim, perakendecilik, finans ve bilişim gibi hizmet sektörlerinde yaratıcılık başarının ilk koşuludur. Günümüzde sivil toplum kuruluşlarında da yaratıcılık belirlenen amaçlara ulaşılmasını kolaylaştırıyor.
Bir işyerinde herkes, işleri alışageldiği şekilde yaptığında, yaratıcı fikirler ortaya çıkmaz. Sıkı bir denetim ve disiplin anlayışının egemen olduğu işyerlerinde yeniliklere yönelik yaratıcı fikirlere iyi gözle bakılmaz. ”Eski köye yeni icat çıkaranlara” neredeyse disiplinsiz bir bozguncu muamelesi yapılır.

Yaratıcılık ancak olaylara yeni bir gözle ve farklı bir açıdan bakıldığında ortaya çıkar. Bir soruya tek bir doğru cevap istenen işyerlerinde yaratıcılık düzeyi sıfıra kadar iner. Yaratıcı kişinin beyninde her çeşit farklı görüş at oynatır ve o bir soruya çok sayıda cevap üretir.

Yaratıcı ekibi oluştururken aşağıdaki önerilere kulak vermen yararlı olabilir:
Farklı bakış açısı olanları seç: Ekibinize iş arkadaşı seçerken, sıra dışı düşüncelere sahip ve herkesin göremediğini görebilen kişileri tercih edin. Bu kişiler giyim-kuşam, işe devam ve disiplin konusunda çoğunluğun katlandığı kurallara karşı çıkar ama sen, onları anlayışla karşılayarak yüksek verim almak zorundasın.

Özgür bir tartışma ortamı oluştur: Yaratıcı öneriler, bürokratik ve hiyerarşik bir yapıya sahip şirketlerde yeşeremez. Siz, iş arkadaşlarınızın yeni önerilerine burun kıvırıp, dudak büktüğünüzde yenilikçiler kabuklarına çekilir ve yalnız kendilerinden istenilen şeyleri yapar. İşyerinde demokrasiyi derinleştirecek önlemler aldığında, yaratıcılık düzeyi hızla yükselir.

Yaratıcılığın izini sür: Kafaları yeniliklere dönük olarak çalışan yaratıcı kişiler, dışarıdan bencil, küstah ve ukala insanlar olarak görülür. Sen, yetenekli bir ekip yöneticisi olarak onların gerçek kişiliklerini ortaya çıkarabilirsin.

Kendi kendine motivasyona öncelik ver: Yaratıcı elemanların motivasyonuna özel bir önem verip, gerekli teşvik ve desteği sağladığınızda ekipten gelen orijinal önerilerin sayısı hızla artar. Ancak sizin esas göreviniz insanların kendi kendilerini motive edecekleri bir ortamı oluşturmak olmalı. Kişinin içinde yaratıcı çalışmaya yönelik bir tutku ve yeni bir şey bulmanın heyecanı yoksa, senin dışarıdan yaptığın motivasyon aşısı tutmaz.

Sıcak bir iş ortamı kur: Yaratıcı kişileri işyerinde tutmak için, onların en rahat şekilde fikir üretebilecekleri bir çalışma ortamı oluşturmanız gerekir. Yaratıcı ekibin çalışma ortamı, kuluçkadaki yumurtanın aradığı sıcaklıkta olsun.

Yaratıcılığı hayatın içinde geliştir: Yaratıcı elemanlara, bir serada yetiştirilen nadide bitkiler gibi baktığınızda, beklediğiniz verimi alamazsın. Yüksek verim için bu ekibin, diğer çalışanlarla, müşterilerle ve dış dünya ile bağlantılarını güçlendirmelisiniz.

Sabırlı ol: Yaratıcı ekiplerin yaptığı araştırma ve geliştirme çabalarının sonuç vermesi bazen umulandan daha fazla zaman gerektirir. Girişimci olarak siz sabırlı olacak ve elemanlarını ikide bir sıkıştıramayacaksın.

Aynı dilden konuşmayı sağla: Ekibindeki kişilerin çoğunluğu sıra dışı insanlar olduğu için yönetim sürecinde epey zorlanacaksın. Ekibin aynı dilden konuşması ancak senin alacağın önlemlerle mümkün olacak.

Türkiye”de iş dünyası son yıllarda yaratıcı kişilere ve yeni fikirlere her zamandan fazla ihtiyaç duyuyor.

‘Yeni’nin güçlenmesi toplumun her kesiminde orijinal görüşlere hoşgörü ile bakmakla mümkün olacak. Bu nedenle bize biraz aykırı, komik, uçuk ve marjinal gelse de her fikir ve önerinin tartışılmasına imkan vermek zorundasın.

Kaynak : www.referansgazetesi.com

Doğru İşte Misiniz (Test)

Haziran 10, 2011 Yorum yapın

DOĞRU İŞTE MİSİNİZ?

Size bugün Philip Carter ve Ken Russel tarafından geliştirilmiş bir “Doğru İşte Misiniz?” psikometrik testini uygulasam ne dersiniz?

Haydi bakalım aşağıdaki soruları yanıtlayın ve bakın bakalım acilen iş değiştirmeniz gerekiyor mu!

1) Çalışma Nedeniniz Nedir?

A) Para İçin
B) Para ve bir şey yapmış olmak için
C) İş tatminin ve para için

2) Ne kadar sıklıkla yeni bir işe başvuruyorsunuz?

A) Yılda ikiden fazla
B) Yılda iki kez
C) Yılda ikiden az

3) İş felsefenizi hangisi en iyi tanımlar?

A) Hayatın angaryası
B) Hayattır
C) Eğlenceli olmalı

4) İş Arkadaşlarınızla ilişkilerinizi nasıl?

A) Onlara dayanamam
B) Eh işte şöyle böyleyim
C) Arkadaşlarım ve meslekdaşlarımdır

5) Normal bir günün sonunda bitmemiş bir işiniz var. Ne yaparsınız?

A) Eve gider sonraki sabah bitiririm
B) İşi bitirir fazla mesai isterim
C) Fazla mesai ödenmese de işi bitiririm

6) Patronunuzla ilişkiniz nasıl?

A) Çok iyi değil
B) Tatminkar
C) Patron benim

7) Bir hafta tatilden sonra, Pazartesi uyandınız ne düşünürsünüz?

A) Bütün hafta bu anı yaşamaktan korktuğumu
B) Kürkçü dükkanına döndüğümü
C) Geçen hafta olan biteni öğrenmek için işe erken gitmem gerektiğini

8) İşinizi nasıl değerlendirirsiniz?

A) Sıradan
B) Daha ilginç olabilir
C) Yaptığım işten hoşlanıyorum

9) Bir günün sonunda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

A) Bir günün daha bittiğine mutlu olurum
B) Zihinsel ve fiziksel olarak yorgun hissederim
C) Tatminkar

10) Saatine baktınız saat öğlenden sonra 3..Mesai bitimine iki saat var. Ne hissedersiniz?

A ) Daha iki uzun saat var.
B) Beşe kadar nasıl işlerimi bitireceğim
C) Ne çabuk 3 olmuş

11) İş yerinde hangi sıklıkla incinirsiniz ya da kalbiniz kırılır?

A) Hergün
B) Haftada birden fazla
C) Çok nadir

12) Hangi sıklıkla kendinizi hasta hisseder ve iş gitmezsiniz?

A) Yılda beşten fazla
B) Yılda beşten az
C) Yılda ikiden az

13) Pazar öğleden sonraları ertesi gün işe gideceğiniz için strese girer misiniz?

A) Evet sık sık
B) Bazen
C) Asla

14) Mesai saatleri içinde kaç kere saate bakarsınız?

A) Her saat başı
B) Günde bir iki kere
C) Nadiren

15) İşle ilgili en fazla neye üzülürsünüz?

A) İş güvenliği
B) Yapacak çok iş olması
C) İş için çok yeterli ve profesyonel olmak

16) Yeni teknolojilere karşı tutumunuz nedir?

A) İstemem ve kaçınırım
B) Kabul etmek zorundayım ama kendimi uyarlamama konusuna takarım
C) Benim için heyecan verici bir meydan okumadır.

17) Hizmet-içi eğitime gitmeniz istendi. Ne dersiniz?

A) Başım hoş değil. Mümkünse dışarıda bırakın.
B) İyi ama katılamam çok meşgulüm.
C) Eğer yaptığım işle ilgiliyse memnun olurum

18) Çalıştığınız yerde kendinizi ne kadar sorumlu hissedersiniz?

A) Çok değil. Orada işimi yapmak için varım
B) Ne olup bittiğini bilirim ama temel sorumluluğum işimi yapmak.
C) Büyük sorumluluk hissederim

19) İş arkadaşlarınızla ne kadar sık gülersiniz?
A) Çok sık değil
B) Bazen
C) Oldukça sık

20) İşte hayal kurar mısınız?

A) Evet, sık
B) Hayal kurmaya zamanım yok
C) Nadiren

21) İş yeri bülteninde hobilerinizi yazmanız istendi. Ne yaparsınız?

A) Çalışma saatlerinde yazar ve iş dışı hoş bir aktivite olduğunu düşünürüm.
B) Yazarsam fazla mesai ödenip ödenmeyeceğini sorarım.
C) İş dışı zamanda yazarım

22) Mesainiz 8.30’da başlasa siz işe 20 dakika önce gitseniz. Ne yaparsınız?

A) Çalar saatime ne olduğunu sorgularım.
B) İş saatine kadar gazete okurum.
C) Hemen işe başlarım.

23) İşteki sosyal olaylara ne sıklıkla katılırsınız?
A) Hiç
B) Arasıra
C) Çok az

24) Aniden iş yerinizin başka bir bölgedeki başka bir vilayete taşındığı haberi verildi. İki seçeneğiniz var. Taşınmak ya da tazminatınızı alıp ayrılmak. Ne yaparsınız?

A) Üzülmem. Tazminatımı alır başka iş bakarım.
B) Üzülürüm. Çok zor bir karar derim.
C) Taşınırım.

25) Öğle yemeği saatinde çalışır mısınız?

A) Asla
B) Daima
C) Bazen

Değerlendirme: Her C şıkkı için kendinize 2, B için 1, A için de 0 puan verip, tüm puanlarınızı toplayın.

40-50 puan arası aldıysanız…Şanslısınız. Sevdiğiniz bir ortamda çalışıyorsunuz. Pazartesi sendromu yaşamıyorsunuz. Finansal nedenler olmadığı sürece işinizi değiştirmeniz zor.

25-39 arasındaysanız…İş tatmini açısından ortalama durumundasınız. Bazen iş moraliniz yüksek bazen de çok düşük. İş işte..Ucunda para olmasa çalışmayacaksınız. Haftasonunu iple çekiyorsunuz. İşinizin hoşa giden tarafını iyi yapıyor diğer kısmını nasıl geliştireceğinizi düşünüyorsunuz. Daha uygun bir iş bulsanız sıçrayacaksınız. Ama dikkat, evdeki bulgurdan olmak da var.

25’ten azsanız..Acil durum! Önce yaptınız işi çalıştığınız yerde değiştirmeye çalışın. Olmazsa dışarıya bakın. Kariyerinizi geliştirmek için bu şart. İş yaşamındaki moralsizlik yakında özel yaşamınıza da sıçrayabilir. Cesur yürek olmak lazım! Seçim yazım.

Kaynak: Ali Atıf Bir – Biymed.com

Kategoriler:İnsan Kaynakları Etiketler:,

Bir İşe Alımcı Bir Adayda Ne Arar? – 7 Temel Beklenti

Haziran 9, 2011 Yorum yapın

Yeni iş imkanlarının az, iş arayan adayın çok olduğu bir süreçten geçiyoruz. Şirketlerde ya da danışmanlık şirketlerinde işe alımla ilgilenen kişiler her zamankinden daha fazla sayıda “güçlü” adayla karşılaşıyor. Bu dönemde iyi bir CV’nizin olması, değerli iş deneyimlerine sahip olmanız ileriye doğru yol almanızda yetersiz kalabilir.

İşte size mülakatlarda işinize yarayabilecek, işe alımcıların temel beklentileri hakkında 7 önemli ipucu:

1.             Bir işe alımcı, öncelikle, bir adayın istekli olmasını bekler. Teklif aldığında heyecanlanmayacak gibi görünen kişilerle yol alınması ihtimali çok düşüktür,

2.             Bir işe alımcı karşısında etik değerlere ve başarma azmine sahip; sonuç ürettiğinde motive olan birini görmek ister,

3.             Bir işe alımcı iletişimi iyi biriyle ilermeyi tercih eder. Sözkonusu rol dünyanın en içedönük, en insandan uzak işi bile olsa kendini ifade etme becerisi zayıf kişiler bir adım geride kalır,

4.             Bir işe alımcı olumlu tutum sergileme eğiliminde olan bir adaya daha yakın durabilir. Her şeye muhalif, asık suratlı, can sıkıcı kişiler ikinci planda kalır,

5.             Bir işe alımcı pratik, engel aşma becerisine sahip, karşılaştığı güçlükler karşısında yılmayan bir adayla karşılaşmak ister,

6.             Bir işe alımcı güçlü ve gelişime açık yönlerinin farkında olan, alçakgönüllü bir adaya daha sıcak yaklaşır,

7.             Bir işe alımcı enerjik, fikir üreten, yaratıcı kişileri olumlu değerlendirme eğiliminde olabilir. Söz konusu görev rutin bir iş bile olsa bir profesyonelde iş geliştirme ve yaratıcı düşünme becerilerinin olması beklenir.

Mülakatlarda bu beklentileri karşılamanız bazen sahip olduğunuz iş deneyiminizden ya da eğitiminizden daha önemli olabilir. Bir işe alım sürecine girdiğinizde bu beklentilerin farkında olmanızda yarar var.

 

Kaynak: talentville.org

Kategoriler:İnsan Kaynakları Etiketler:

Çalışma Arkadaşınızın Sizden Daha Fazla Kazanmasının 5 Nedeni

Haziran 8, 2011 Yorum yapın

Arkadaşınızın Sizden Daha Fazla Kazanmasının 5 Nedeni

 

Ücret bilgileri çoğu şirkette gizlidir. Ücretlerle ilgili konuların çalışanlar arasında konuşulması genellikle hoş karşılanmaz. Bununla birlikte her şirkette insanlar aldıkları maaşlarla ilgili konuşur. Bu yöndeki “bilgi akışı” istemeseniz bile size de gelebilir.

 

Ücret artışlarıyla ilgili düzenlemelerin yapıldığı bu dönemde, bir çalışma arkadaşınızın ücretinin sizden yüksek olduğunu öğrenmek sizde hayal kırıklığı yaratabilir. Aynı seviyede olduğunuz biriyse ve aynı derecede çaba sarfettiğinizi düşünüyorsanız can sıkıntınız daha da artar. Ücretle ilgili bu farklılıkların bazen bir takım açıklamaları olabilir.

 

İşte size bir mesai arkadaşınızın sizden daha fazla kazanmasının nedenlerine 5 örnek:

 

1. İşe girdiği dönemde daha iyi pazarlık etmiştir:

 

Kurumsal ya da kurumsallaşmaya çalışan birçok şirkette ücret aralıkları bellidir. Şirketler “iç dengeleri” korumak için bu aralıkların dışına çıkmazlar. Bununla birlikte pozisyonunuzun bulunduğu banttaki ücret aralığının hangi kısmından maaş alacağınız işe alım sürecinizde belli olur. Arkadaşınızın sizden daha fazla almasının bir nedeni, zamanında ücretin kendisi için önemini çok iyi anlatmış olması olabilir.

 

2. Ekonominin daha iyi olduğu bir dönemde işe girmiştir:

 

İş dünyası için işler iyi gittiğinde şirketler işe alımlara hız verir. Her şeyin yolunda gittiği, hedef tutma telaşının olduğu dönemlerde işe alımlar hızlanır. Bu durum iş ve o işle ilgili aday sayısı arasındaki “arz-talep” dengesini bozar. Aday havuzları daralır. Böyle bir dönemde işe girdiyse arkadaşınız kuvvetli bir elle masaya oturmuş olabilir.

3. Sizde olmayan bir beceriye ya da eğitime sahip olabilir:

 

Dışarıdan bakıldığında benzer işleri yapıyor bile olsanız kendinizi kıyasladığınız kişinin bilmediğiniz bir becerisi ya da şirketin değer verdiği bir alanda yüksek öğrenimi olabilir. Arkadaşınızın uzmanlık eğitiminin gündelik iş yaşamına bir etkisi olmasa da bazı şirketler bu tip özel durumları ücretlere yansıtır.

4. Belki de düşündüğünüz kadar iyi değilsiniz:

 

Bir çok kişi “ego”su nedeniyle bireysel olarak gösterdiği performansın farkında değildir. Acı ama gerçek! Şirketiniz yıllardır %7-%11 aralığında ücret artışı yapıyorsa ve siz hep %7 civarında bir zam alıyorsanız bunun nedenini kendinize de bir sorun.

5. Arkadaşınızın işi tam bir kabustur:

 

Söz konusu rol stratejik öneme sahip, diğer görevlere göre daha riskli ya da daha zor sorumluluklar içeren bir rolse şirket elindeki kişileri tutmak için daha fazla ücret ödeyebilir. Bu durum zorlu yöneticilerle çalışan kişiler için de bazen geçerlidir. Şirket üst yönetimi durumun farkındaysa, böyle durumlarda da ücret çıtası yükselir.

 

Maaşınızı etkileyen sizin dışınızdaki faktörleri değiştirme şansınız pek yoktur. Ücretinizden memnun değilseniz, daha iyi olabileceğini düşünüyorsanız ilk başta yapmanız gereken kendi “oyun alanınıza” odaklanmaktır. Görev yaptığınız fonksiyonda, içinde bulunduğunuz sektörde, yaşadığınız şehirde maaşların hangi düzeyde olduğunu araştırın. Maddi anlamda profesyonel olarak bulunduğunuz noktayı el yordamıyla da olsa belirleyin. Meslekdaşlarınızla paralel bir durumdaysanız ücret artışınızın sınırlı olacağı fikrini kabul etmenizde yarar var.

 

Araştırmanın yanı sıra yöneticinizle konuyu görüşün. Ücret artışlarında üst sınırdan zam almak istiyorsanız neyi farklı yapmanız gerektiğini kendisine sorun. Alacağınız geribildirim değerlidir.

Hiçbir şekilde yol alamıyorsanız ve ücretiniz nedeniyle işinizde mutsuzsanız, dışarıya bir göz atın. İş dünyası sizi nasıl görüyor, profesyonel olarak bilgi birikiminize, deneyiminize ne değer biçiliyor bir görün. Burada kilit nokta şudur: Kendi işinizin sunduğu paketle diğer rollerin sağladığı imkanları kıyaslarken sadece ücreti değil yan olanakları, çalışma koşullarını, gelişim imkanlarınızı da göz önünde bulundurun. Bu tip kritik değerlendirmeler yaparken “büyük resmi” görmek her zamankinden daha fazla önemlidir.

Kaynak: talentville.org

Kategoriler:İnsan Kaynakları Etiketler:

Firmanızda çalışan yetenekleri nasıl elde tutabilirsiniz?

Haziran 2, 2011 Yorum yapın

Yapılan bir araştırmaya göre, insanların işleriyle ilgili yeni bilgileri iş arkadaşlarından öğrenme sıklığı, şirketin web sitesinden veya veri bankasından öğrenme sıklığından 5 kat daha fazla.

Bir şirkette asıl çalışma, organizasyon şemasının dışında, gayriresmi ilişki ağının içinde gerçekleşir. Şirket çalışanlarının kendi içlerinde kurduğu bu gayriresmi ilişki ağını bir arada tutan da güvendir.

Yukarıdan Aşağıya Terfi Tek Yol Değil
Şirket organizasyonları artık hızla düzleşiyor. Dolayısıyla aşağıdan yukarıya terfi yöntemi artık yetmiyor. Bu nedenle çalışanlara, onları tatmin edecek, kendilerini geliştirmeleri için zorlayacak yatay hareket imkanları yaratılmalı. Terfi kavramı yeniden tanımlanmalı ve farklı kariyer yollar açılmalı. Yani bölümler, iş birimleri, coğrafyalar, hatta meslekler arasında geçiş yapabilecekleri fırsatlar yaratılmalı. Bu hareketliliği sağlayan şirketler hem çalışanlarını cesaretlendirir hem stratejik esnekliklerini artırmış olurlar.

Çalışanlar İşlerine Bağlılık Hissetmiyor
Gallup’un bir araştırması, İngiltere’de çalışanların yüzde 80’inin işlerine bağlılık hissetmediğini ortaya koydu. Fransa’da bu oran yüzde 12’ye kadar düşüyor. Singapur’da da çalışanların yüzde 17’si işlerine bağlılık hissetmiyor.

Tatminsiz, memnun olmayan çalışanlar verimliliği azaltıyor, sorun yaratıyor ve çevrelerindeki insanların da moralini bozuyor. Yıllık ekonomik maliyetler de çok yüksek: Fransa’da yılda 100 milyar Euro, İngiltere’de 64 milyar dolar, Singapur’da 6 milyar dolar, ABD’de de ise tam 350 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Yetenekleri Elde Tutmak İçin 6 Kritik Soru
>>Piyasada en başarılı olduğumuz alanda bize değer katan çalışanlar, işgücümüzün hangi kesimini oluşturuyor?

>>Emeklilik dalgası geldiğinde işimizin en çok hangi alanları etkilenecek? (Bu soru, özellikle yaşlı nüfus sorunu yaşayan, II. Dünya Savaşı sonrası kuşağın da yakında iş hayatından çekileceği Batı Avrupa ve ABD için önemli). Onların yerine geçecekleri hazırlamak için ne yapıyoruz?

>>Yetenek piyasasında hangi alanlar ısınıyor (talep fazlalaşıyor)? Bundan çalışanlarımızın hangi kesimi etkilenecek?

>>Önümüzdeki beş yılda, şu anda sahip olmadığımız hangi yetkinliklere ihtiyaç duyacağız? Bunları sağlayamazsak işimiz nasıl etkilenecek?

>>İşimiz açısından kritik alanlarda çalışan sirkülasyonumuz nedir? Bu sirkülasyon bize müşteriler, verimlilik, inovayon ve kalite açısından kaça mal oluyor? Bu sorunun kökündeki nedeni ortadan kaldırmak için ne yapıyoruz?

>>Şu anda yetenek portföyleri veya işgücü planları geliştiriyor muyuz?

Geliştir-Konumla-Bağla Modeli
Deloitte raporunda önerilen yetenek yönetimi modeli, klasik “bul-tut” yöntemine alternatif olarak sunuluyor. Model şöyle:

Geliştir: Bir çalışanın işinde ustalaşması için gerçek hayatta öğrenmesini sağla. Geleneksel eğitimlerin dışında, ona kendi yeteneklerini zorlayabileceği, ateşle imtihana girebileceği gerçek görevler ver.

Konumla: Kritik çalışanların gizli yeteneklerini, ilgilerini, bilgilerini ortaya çıkar, organizasyon içinde onlara en çok uyan yeri bul, en yüksek başarıyı gösterecekleri görev tanımını ve koşulları tasarla.

Bağla: Şirket içinde çalışanlara, onları birbirleriyle en verimli şekilde etkileşime sokacak ilişki ağını kurabilmeleri için gerekli tüm araçları sağla.

Kaynak: Hürriyet İnsan Kaynakları Gazetesi

Kategoriler:İnsan Kaynakları Etiketler:

Son araştırmalara göre insanlar can sıkıntısından ölebiliyor, peki siz sıkıcı bir iş ile nasıl başa çıkabilirsiniz?

Haziran 1, 2011 Yorum yapın

İş yerinizde, işinizi yaparken sıkılıyor musunuz? Bu hiç iyi değil. Yapılan son araştırmalarda insanların can sıkıntısından ölebileceği ortaya çıktı (ilgili bir yazı için bkz. http://bit.ly/dnrdCJ). Görünen o ki depresyon ve stresin tetiklediği hastalıklar ciddi sonuçlar doğurabiliyor.

 

Her sabah kalkıp, sevmediğiniz, sıkıldığınız bir işe gitmek için hazırlanmak, tüm günü o işte geçirmek bedeninizde olmasa da ruhunuzda yıkıcı etkiler yaratabilir. Bu durumdan kurtulmak için aşağıdaki 5 adımı izleyebilirsiniz:

 

1-   İş mi sıkıcı, işin rutini mi?

 

İşinizden sıkıldığınızı hissettiğinizde, işinizden heyecan duyduğunuz günleri hatırlamaya çalışın. Geçmişte şu anki görevinizi kabul ettiğinize göre, en azından bir zamanlar işiniz nedeniyle heyecan duymuş olmalısınız. Geçen zaman içinde ne oldu? Ne değişti? Durumu anlamaya çalışmanızda yarar var.

 

Kendinize şu soruları sorun:

 

a)    İşimin bugünkü en sıkıcı kısmı neydi?

 

b)    Daha önce bu durumdan şikayet ettim mi?

 

c)    İşimin en fazla keyif aldığım yönleri neler?

 

d)    İşe başladığımdan bu yana beni bu noktaya getiren nedir? Görevimde, iş yerimde ne değişti?

 

e)    Şirketimde benzer görevlerdeki durum aynı mı?

 

2-   Problem ne? Yöneticiniz mi, yöneticinizle ilişkiniz mi?

 

Neyin değiştiğini ve işinizde “daralmış” hissetmenize yol açtığını gerçekten zaman ayırarak düşünün. Bu bazı yanıtları bulmanıza yardımcı olabilir. Kendinize yukarıdaki soruları sorduktan sonra esas sorulması gereken soruya gelin: “Problem ne?”.

Yaşadıklarınızın temelinde yöneticinizi görmüyorsanız konuyu kendisine açın. Çözüm önerilerini alın. Belki farklı projelerde yer almanızı sağlayarak bir hareket alanı yaratabilir.

Yöneticiniz sosyal becerileri, iletişimi güçlü biri değilse bile yine de konuşmaktan geri durmayın. Belki de samimi bir ilişki kurmanız için bu durum bir fırsattır. Belki de yöneticiniz sizi motive etmesi gerektiğini bu vesileyle anlar.

 

3-   Şirketinizde bir başka pozisyona geçmeyi düşünün

 

Mevcut rolünüzde “nefes alma” şansı bulamıyorsanız, ekonominin yavaşladığı, şirket dışı iş seçeneklerinin azaldığı dönemlerde en iyi seçenek şirket içi rotasyona girmektir. Bu sayede hem resesyon geçinceye dek sığınacak bir liman bulmuş olursunuz, hem de yeni deneyimler edinerek kişisel gelişiminizi sürdürebilirsiniz. O sırada şirketinizde ilginizi çeken boş roller varsa aday olmaktan çekinmeyin.

 

4-   Mola verin

 

İstifa etmeyi aklınıza koyduysanız, kararınızı yöneticinizle paylaşmadan önce bir mola verip düşünmenizde yarar var. 3-5 gün için de olsa yıllık izin kullanın; önce dinlenip rahatlamaya çalışın; ardından işinizde yaşadıklarınızı gözden geçirin. Zihninizin berraklaşmasına izin verin. Şirketiniz dışından deneyimli bir büyüğünüzün veya bir arkadaşınızın görüşüne başvurabilirsiniz. Bir durup düşünmek için mola verin; son adımı atmadan önce sakin kafayla durumu gözden geçirin.

 

5-   İşinizden ayrılın

 

Hiçbir şekilde bunaldığınız işinizde rahatlama imkanı bulamıyorsanız; bir çıkış noktası göremiyorsanız ayrılma zamanınız gelmiş demektir. Becerilerinizi, potansiyel enerjinizi daha iyi kullanabileceğiniz, mutlu olacağınız işi bulmak üzere adım atın. Arama sürecinde, yeni işinizde hangi unsurların sizi mutlu edeceğine odaklanın.

Zamanınızın çoğu işte ya da işle ilgili şeylerle geçiyor. Çözüm olmayan durumda ayrılmak en iyi çözüm olabilir. Dünyaya bir kere geldiniz; onun da içinden çıkamadığınız bir can sıkıntısıyla geçmesine izin vermeyin.

 

Kaynak: talentville.org

Kolay Okunabilen Bir CV İçin Nelere Dikkat Edilmeli

Mayıs 27, 2011 1 yorum

Bir role aday olduğunuzda sizi temsil eden CV’nizin ilgili okuyucunun dikkatini çekmek için 15-20 saniyesi vardır. Bu sürede dikkat çekmeyi başaramayan bir CV’nin reddedilen adaylar arasında yer alması kaçınılmaz. Bu yüzden CV’nizin kolay okunabilir olması çok önemli. İşte size en üst düzeyde dikkat çekebilmesi için CV’nizi hazırlarken dikkat etmeniz gereken 10 ipucu:

1.  Basit bir yazı tipi (font) kullanın. Okunması en kolay yazı tipleri Times New Roman ve Arial’dır. Bu iki font aynı zamanda iş dünyasının genelinde en çok kullanılan, tercih edilen fontlar. Dolayısıyla gözler Times New Roman ve Arial’a daha aşina. Şahsen ben Arial’ı her zaman tercih ederim

2.  Küçük puntodan kaçının. CV’nizdeki hiçbir yazı 11 puntodan daha küçük olmamalı. Küçük punto ile yazılmış CV’ler okuması en zor CV’lerdir. CV’nizi değerlendiren kişi, CV’nizi okumaya çalışırken şaşı kalma tehlikesi geçiriyorsa, bu kişinin CV’nizin önemli bölümlerini es geçme ihtimali çok yüksektir.

3.  Kısa paragraflarla yol almayı tercih edin. 3 ya da 4 satırdan daha uzun paragraflarda okuyucunun ilgisini kaybetme riskiniz çok fazladır. 3 Satırı aşmayan paragraflar kullanarak, kısa ve net ifadalerle çarpıcı bilgileri dile getirmek her zaman daha iyidir.

4.  Paragraflarınız, bullet’larınız (maddeleriniz) arasında mutlaka birer satır boşluk bırakın. Bu boşluklar hem beyaz alan yaratarak gözün daha az yorulmasını sağlar hem de odaklanmayı kolaylaştırır.

5.  Bir sayfaya çok fazla şeyi sığdırmaya çalışmayın. Aşırı yoğun, sıkışık CV sayfalar kimseyi CV’nizi dikkatle okuma yönünde motive etmez. Asla CV’nizi belli bir uzunlukta tutmak için okunabilirliği feda etmeyin.

6.  Kısa ve net cümleler kurun. CV’nizde bilgi fazlalığını, yoğunluğu engellemenin yollarından biri budur. Gereksiz ve fazla ifadelerden ne kadar kaçınırsanız önemli ve çarpıcı bilgileriniz o kadar ön plana çıkar.

7.  Bullet’larınız (maddeleriniz) iki satırdan fazla olmamalı. İki satırdan daha uzun bullet’lar kullanıyorsanız muhtemelen gereğinden fazla bilgi veriyorsunuz. Cümlelerinizi gözden geçirin.

8.  Bold (kalın yazı tipi) ile yazılmış kelimeler kullanmaktan çekinmeyin. Görsel olarak okuyucunun dikkatini önemli noktalara çekmenin en iyi yolu budur. Sayısal verilerin ve becerilerinizin farkedilmesini kolaylaştırmada bold kelimeler size yardımcı olacaktır.

9.  CV’nizdeki farklı bölümleri çizgiler kullanarak birbirinden ayırın. Okuyucularınızın gözlerini rahatlatmanın bir yolu da budur. Basit çizgiler CV’nizdeki farklı bilgilerin arasında sınırlar oluşturur; çizgilerle her bir bölüm daha rahat okunur ve anlaşılır hale gelir.

10. Birden fazla font kullanımı, farklı bullet tipleri, birbiriyle tutarsız satır araları, değişik çizgi kalınlıkları, CV’nizdeki göze hoş gelmeyen farklılıklar okuyucunuzun odaklanmasını engeller. CV’nizin bölümleri birbirleriyle görünüm olarak tutarlı olmalıdır.

Arkadaşlarınız, yakınlarınız arasında küçük bir araştırma yaparsanız birçok CV formatıyla  karşılaşabilirsiniz. Bir çok insan kendi kullandığı formatın en iyisi olduğunu düşünür. Aslında formattan daha önemli olan şey okunabilirliktir. CV’niz kolay okunabiliyorsa, değerlendiren kişi dikkatini kaybetmeden, aradığı bilgileri kolayca bulabiliyorsa sizin için her format iyi formattır.

Bu 10 noktaya dikkata ederek hazırlanan CV’ler işe alım profesyonelleri ve işe alır konumda olan şirket yöneticileri için okunabilirlik açısından daha ilginç CV’ler olacaktır. Kolay okunan CV’lerin daha iyi değerlendirilme, dolayısıyla daha fazla mülakat daveti alma şansı olur. CV’nizin okunabilirliğini iyileştirerek işe girme ya da daha iyi rollere transfer olma şansınızı artırabilirsiniz.

Kaynak: Talentville.org

Bir İş Görüşmesi Sırasında Dikkat Etmeniz Gereken 10 İpucu

Mayıs 27, 2011 Yorum yapın

Bir mülakatta başarılı olma şansınızı artırmak isterseniz yararlanabileceğiniz 10 ipucu:

1-    Görüşmeniz öncesinde sahip olduğunuz becerilerle ilgili somut örnekler düşünün. Söz konusu beceriniz ne? Bu becerinizi kullanarak hangi işleri / projeleri başarıyla tamamladınız? Bu çalışmalarınız esnasında içinde bulunduğunuz durum neydi? Siz durumu nasıl ele aldınız?

2-    İş görüşmesine gittiğinizde, ilgili şirketin ofisine ulaştığınızda, otopark görevlisinden, resepsiyoniste dek herkese sıcak davranmaya çalışın. Herhangi bir nedenle bir tartışma yaşarsanız, bu durum görüşmecinize haber verilebilir. Bazı görüşmeciler ilgili geri bildirimleri alabilmek için kişinin muhatap olduğu personelle özellikle görüşür. Bu nedenle şirketin tüm çalışanlarına görüşmecinize olduğu kadar sıcak ve saygılı yaklaşmanızda yarar var.

3-    Kişilerle el sıkışırken kendinize güveninizi ve kararlılığınızı ortaya koyacak şekilde sıkıca el sıkışın. Bırakacağınız izlenim açısından öz güven önemli özelliklerden biridir. Tabii aşırıya kaçıp karşınızdaki kişinin elini incitmemeye dikkat edin

4-    Görüşmenizi yaptığınız kişiyle göz teması kurun. Yapılan araştırmalar insanların ortalama %60 civarında göz teması kurduklarını ortaya çıkarmıştır. İnsanların kendilerini rahat hissedecekleri, doğal oran budur. Dolayısıyla ne göz temasından kaçının ne de gözlerinizi görüşmecinizin gözlerine kilitleyin :-)

5-    Görüşmeyi yaptığınız kişiyle aranızda sıcaklık kurun. Her mülakat öncesinde 1-2 dakika kadar da olsa havadan sudan konulardan bahsedebileceğiniz boşluklar olur. Bunları değerlendirin. Bu küçük, iş dışı sohbetler her iki tarafı da rahatlatır.

6-    Vücut dilinize dikkat edin. Dik bir şekilde oturun ve kendinden emin, profesyonel bir görüntü verin.

7-    Mülakatı yaptığınız kişinin vücut dilini de izleyin. Karşınızdaki kişinin vucut dilini yansıtmanız faydalı olabilir. Örneğin kişi öne eğiliyorsa siz de öne eğilerek konuşun, bacak bacak üstüne atmışsa siz de aynı şekilde oturun. Bu görüşmecinizin bilinç altında bir empati hissi yaratabilir.

8-    Söz konusu görev için istekli olun. Görüşmeniz esnasında mülakatın iyi gitmediği hissine kapılsanız bile hevesli tutumunuzu koruyun. Bir adayda aranan en temel özelliklerden biri  rol için istekli olmaktır. Motivasyonunuzu korumanız mülakatın ilerleyen aşamalarında iyi örneklerle cevaplar vermenize yardımcı olabilir.

9-    Görüşmenizde samimi olun. Mülakatı yaptığınız kişi tecrübeli biri ise unutmayın ki benzer görüşmeleri yüzlerce, belki de binlerce kez yapmıştır. Görüşmecilerde deneyimle oluşan hisler olabilir. Açık ve dürüst bir şekilde yaklaşmadığınız takdirde bunu hissedebilirler, görüşmecilerinizde soru işaretleri oluşabilir. İçten davranmanız her zaman daha iyidir.

10- Mülakatın sonunda rolle, firmayla, devam edecek işe alım süreci ile ilgili sorular sorun. Görüşmenizi yapan kişiler normal şartlarda size bilgi vereceklerdir. Ancak aldığınız bilgi sizi tatmin etmezse -çok fazla detaya girmeksizin- sorular sorabilirsiniz. Bununla beraber ilk görüşmelerinizde rolü almanız halinde elde edeceğiniz ücret ve yan olanaklarla ilgili sorular sormayın. Devam eden mülakatlara davet edilirseniz, sizin için işler yolunda giderse, teklif aşamasına geldiğinizde ilgili paket hakkında konuşma şansını bulacaksınız.

Kaynak: Talentville.org

Özgeçmişinizi güncellerken izleyebileceğiniz 4 adım

Mayıs 25, 2011 Yorum yapın

1-   Yeni kariyer hedefinizi belirleyin

Mevcut işinizden ya da yürüttüğünüz iş arama sürecinizden memnun değilseniz, CV’nizde bir takım değişiklikler yapmadan önce, kendinize şu soruları sorun:

Şu anki görev tanımımın hangi kısımlarının bir sonraki görevimde yer almasını istemiyorum?

İleride alacağım görevde hangi sorumluluklarımı sürdürmek, sahip olduğum becerilerin hangilerini kullanmak istiyorum?

Başka hangi sektörler deneyimlerimden ve becerilerimden faydalanabilir?

Başka hangi pozisyonlarda deneyimlerimi ve becerilerimi kullanabilirim?

Bu soruların yanıtlarını biliyor olduğunuzu düşünebilirsiniz. Böyle düşünseniz bile bu soruları kendinize yöneltmelisiniz. Cevaplarınızı bir kağıda yazın ve cevaplarınızın gerçekliğini, kendi kendinize okuyup değerlendirerek kontrol edin. Kariyerinizin bundan sonraki aşamalarına yön verirken bu sorular size yardımcı olacak.

2-   Yeni Bilgilere Yer Açabilmek için Eski Bilgilerden Kurtulun

Bir çok kişi CV’sini güncellerken, özgeçmişindeki eski bilgilere dokunmaz. Oysa yeni CV’niz kariyerinizde gideceğiniz yeni yönü yansıtmalı. CV’nizdeki her bilgi almak istediğiniz yeni rollere yönelik olmalı. Gündemden düşmüş, kullanılmayan uygulamalarla, araçlarla ilgili bilgileri çıkartın. Artık bir işe yaramayacak eski sorumluluklarınızı gözden geçirin. Daha fazla ilgilenmek istemediğiniz görevlerinizi de çıkarabilirsiniz. Kariyer hedefinize uygun olmayan başarılarınız, proje çalışmalarınız da bu kategoriye girer. Doğru değerlendirilmek istiyorsanız, CV’nizi sondan başa doğru gözden geçirin, gereksiz bilgilerden kurtulun.

3-   En Son Görevinizle İlgili Bilgileri Ekleyin

Kariyerinizin yeni hedefini göz önünde bulundurarak son iş deneyiminizle ilgili bilgileri ekleyin. Devam etmek istediğiniz rollerinizi ön plana çıkartın. Kullanacağınız kelimeleri, tanımlamaları seçerken iş ilanlarından yararlanın. İlanlarda öne çıkan ifadelere dikkat edin; bu ifadeler işinize yarayabilir. İş ilanları size, davranışsal ve teknik yönde hangi becerilerin tercih edildiğine dair fikir verecektir.

4-   Önemli Başarılarınızı Öne Çıkartın

Bir CV’de Major Accomplishments ya da Major Achievements başlıkları altında yer alan bölümler, değerlendirenler tarafından özellikle dikkat edilen bölümlerdir. Deneyimli profesyoneller için bu bölümlerin yer almadığı CV’ler eksik özgeçmişler olarak görülür. Eğer CV’nizde yoksa, bu bölümü mutlaka oluşturmalısınız. Önemli başarılarınızı eklerken, iş yaşamınızda son yıllarda karşılaştığınız güçlükleri, bunları aşmak için geliştirdiğiniz fikirleri, sonrasında yaşama geçirdiğiniz projeleri düşünün. İş sonuçlarına olumlu katkısı olan, iş süreçlerini iyileştiren, zaman kazandıran, maliyet düşüren küçük çaplı projeleriniz de anlamlı başarılarınızdır.

Önemli başarılarınız CV’nizi değerlendiren kişilere, sorun giderme, süreç iyileştirme becerilerine sahip olduğunuz yönünde mesajlar verir. Yaşanan ekonomik krizin de etkisiyle, bu beceriler, günümüz iş dünyasında  daha da değerli hale geldi.

CV’nizi güncellediğinizde, kariyerinizde yeni ufuklara yelken açmak için hazır hale geleceksiniz. Önümüzdeki dönem kişisel ve profesyonel gelişiminiz açısından yeni fırsatlar yaratabilir. CV’nizi bu 4 ilke paralelinde güncelleyerek gerekli ilk adımı atabilirsiniz.

Her Dönemde Stajyer Almanız İçin 6 Neden

Mayıs 25, 2011 Yorum yapın

Bazı yöneticiler, yazın stajyer alarak genç üniversite öğrencilerine fırsat verdiğini, hatta iyilik yaptığını düşünür.

Aslında durum pek böyle değildir. İş hayatına katılmaya hazırlanan genç arkadaşlarımız bir çok yönden şirketlere katkı sağlarlar.

İşte size yaz-kış her dönemde stajyer almanız için 6 neden:

1. Farklı bakış açıları:

Gündelik işlerimizi ya daha önce yaptığımız gibi ya da sözkonusu işi bizden önce yapanlar gibi yerine getirme eğilimindeyizdir.  Bu “öğrenilmiş” yöntem zaman zaman işe farklı açılardan bakmamızı zorlaştırır. Profesyonel “körlük” sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.

Bununla birlikte, soru sormaktan çekinmeyen, fikir üretme becerisi olan bir stajyer alternatif uygulamalar önerebilir. Dışarıdan ve deneyimsiz kişiler olarak, profesyonellerin hiç göremediği şeyleri farkededip sizi en azından düşünmeye zorlayabilirler.

2. Sosyal medyaya yatkınlık:

1990’larda doğanlar sosyal medya ile birlikte büyüdüler. Sosyal medya araçları bu insanlar için bir boş vakit geçirme, eski arkadaşlara, son dakika haberlerine bir göz atma vesilesi değil. “Paylaşmak” onların gündelik hayatlarının bir parçası. Stajyerler sosyal medya stratejinizi belirlemenize ve uygulamanıza yardımcı olabilir.

3. Üretkenlik:

Stajyerlerde deneyimsizlikleri nedeniyle henüz bir “ruh yorgunluğu” oluşmamıştır. Daha enerjiktirler. Sınırlı bir süre dahilinde performans göstermeleri gerektiğini bilirler; bu da onları daha üretken olma yönünde motive eder.

4. Etkileme arzusu:

Hem ileride kendileriyle birlikte çalışmak isteyin hem de referans olun diye sizi etkilemek isterler. Bu da performanslarını bir adım ileriye taşır.

5. Hızlı öğrenme:

Genç beyinler sünger gibidir, verdiğiniz bilgileri süratle alırlar. Stajyerler bu yönleriyle aynı anda birkaç işi yürütmeye yatkındır. Full-time çalışan deneyimli birine göre bir stajyeri eğitmek daha az zamanınızı alır. Dolayısıyla süratle eğitip kısa zamanda farklı işlerde verim alabilirsiniz.

6. İşe alım avantajı:

Şirketinize yeni mezun birini almak istediğinizde başvuracağınız en iyi kaynak eski stajyerleriniz olur. Oryantasyon süreleri dışarıdan alacağınız tamamen yabancı birine göre çok daha kısadır. Daha da önemlisi, performansından memnun olduğunuz eski bir stajyerinizi almak daha önce reel performansını gördüğünüz birini almanızı sağlar.

Doğru kişileri seçip, bir şeyler öğretirseniz stajyerleriniz yılın her döneminde katkı sağlayabilir. Kışın da, bahar aylarında da stajyer almayı düşünmenin zamanıdır.

Kaynak: Talentville.org

Bir İş Görüşmesine Hazırlanmanın 4 Adımı

Mayıs 12, 2011 Yorum yapın

Katılacağınız mülakatta daha rahat hissetmenizi sağlayacak birkaç basit hazırlık yapabilirsiniz. İşte size 4 örnek:

1.    Aday olduğunuz rolü ve şirketi araştırın:

Benzer bir pozisyondan geliyor olsanız bile aday olduğunuz rolün ilgili şirketteki sorumluluklarını araştırmanızda yarar var. Söz konusu firma ve görev hakkında pek bir fikri olmayan adaylar mülakatlarda her zaman kötü görünür. Telefonla network’ünüzden ya da internet üzerinden biraz bilgi edinmek en fazla 15 dakikanızı alır.

2.    Gelebilecek sorulara hazırlanın:

Daha önceki mülakat deneyimlerinizi hatırlayın; görüşmenize vesile olacak pozisyonu düşünün. Ne tip sorular gelmişti? / Ne tip sorular gelebilir? Vereceğiniz cevapları düşünün. Gerekirse not alarak hazırlanın. Etkili cevaplar vermenin, kendinizi hazır hissetmenin bir adımı budur.

3.    Görev tanımını anlamaya çalışın:

İlgili pozisyona ilan yoluyla başvurduysanız ve ilanda bir görev tanımı metni yer alıyorsa işiniz kolay. İlan metninde yer alan bilgilerle deneyimlerinizi ve becerilerinizi kıyaslayın. Ne katkı sağlayabileceğinizi düşünün. Bunun farkında olmanız, cevaplarınızda yaratacağınız katma değeri ön plana çıkarmanızı kolaylaştırabilir.

4.    Mülakatın sonunda doğru soruları sorun:

İyi geçen bir mülakatın sonunda garip sorular yöneltip bir çuval inciri batırmak istemezsiniz. Görüşme sonunda “sorunuz var mı?” sorusuyla karşılaştığınızda kem küm etmemek ya da heyecanlanıp tuhaf sorular sormamak için mutlaka bir iki makul soru düşünün.

Mülakat performansınızı geliştirme yolunda ilk girişiminiz bu 4 adımı izlemek olabilir.

Kaynak: Talentville.com

İşten Atılmak Üzere Olduğunuzu Gösteren 5 İşaret

Nisan 21, 2011 1 yorum

Kriz olsun ya da olmasın her şirkette farklı sebeplerle işten çıkarmalar olur. Bir çok kişi türlü nedenlerle işinden uzaklaştırılır. Bununla beraber çok az çalışan başına gelecek durumun farkına varabilir.

İşte size “son gün”ünüzün yaklaştığını gösteren belirtilere 5 örnek:

1. Yaklaşım Değişir:

Yöneticiniz sizinle ilişkisinde daha mesafeli olmaya başlarsa, gelişmelerle ilgili bilgi vermek yerine yuvarlak laflarla konuları geçiştiriyorsa, eski sıcaklığı hissetmiyorsanız sizi “uyandıracak” ilk farklılık budur.

2. Bire bir görüşmeleriniz düzenli olarak erteleniyorsa:

Baş başa yediğiniz öğlen yemekleri, birlikte verdiğiniz sigara molaları, ayaküstü rutin sohbetleriniz, toplantılarınız ortadan kalkarsa bu da hayra alamet değildir. Yöneticinizin dikkatini çekmekte zorlanıyorsanız, gerçekten vakti mi yok, yoksa bilerek sizden uzak mı duruyor? Ayırt etmeye çalışın.

3. Birden detaylarla ilgilenmeye başlarsa:

Eskiden gündelik işlerinize pek karışmazken şimdi her ince ayrıntıyla ilgileniyor mu? İki üç ay önce oynama alanınızı siz belirliyordunuz ama şimdi görev tanımınız her gün hatırlatılıyor mu? İş akışınızla ilgili süpheci sorulara mı muhatap oluyorsunuz? Hata arandığını hissediyorsanız, yöneticiniz kendine bir “neden” hazırlıyor olabilir.

4. Gelecekle ilgili daha az konuşur hale geldiyseniz:

Yıl sonu hedeflerinizden, gelecekte neler yapacağınızdan daha az bahseder hale geldiyseniz, yıl içinde katılacağınız konferans-kongre-eğitim kayıtlarınız bir türlü yapılamıyorsa, planlama-bütçeleme faaliyetleri fikriniz alınmadan yürütülüyorsa bu da iyi bir işaret değildir.

5. “Haklısın” lafını çok fazla duymaya başladıysanız:

Daha önce yöneticiniz sizi ikna etmek için çaba sarfediyordu ama şimdi söylediğiniz her konuda sizi haklı buluyor. Tartışmaya girmekten kaçınıyor. Nedenini bir düşünün.

Tüm bunları yaşıyor olsanız bile, paniklemeden önce şunu hatırlayın: Bunlar sizin için sadece birer “uyarı” olabilir. Mümkün olan ilk fırsatta yöneticinizle formal bir toplantı ayarlayın. Oturup yüzyüze konuşun. Ayrılmak istemiyorsanız neyi daha iyi yapabileceğinizi sorun. Çok geç olmadan işleri yoluna koymaya bakın.

“Ayrılık” zorunlu hale gelirse çatışmaya girmeden, iyi bir şekilde ayrılmaya çalışın. Eski yöneticileriniz ileride “network”ünüz olacak. Eski iş ilişkilerinize her zaman ihtiyaç duyacağınızı unutmayın.

Kaynak: talentville.org

Bir şirketten ayrılmanız için geçerli 15 sebep

Nisan 20, 2011 1 yorum

Çalışanlar 3’e ayrılır: İlk girdikleri şirketten emekli olanlar, çalışma hayatı boyunca en çok 3-4 şirket tanıyanlar ve zırt pırt şirket değiştirenler. Bu biraz insanın yapısına, denk geldiği şirketin ortamına ve şartlarına, biraz da kısmete bağlı. Ne olursa olsun, çalıştığı işi ve şirketi terk etmek zor ve önemli bir karardır. Eğer durumunuzu, kendinizi aldatmadan, gerçekçi bir şekilde analiz edebilirseniz, işte size şirket değiştirmek için 15 haklı sebep.

Çalıştığınız sektörün geleceği yok
Şirketinizde mutlusunuz, işinizi seviyorsunuz, maaşınız da tatmin edici… ama, ne yazık ki, şirketinizin durumu iyi olsa da, içinde bulunduğunuz sektör son demlerini yaşıyor. Bir an önce (yaşınız çok geçmeden, sizin sektörde çalışan binlerce insan iş aramaya başlamadan…) davranıp, sektör değiştirmekte yarar var. Değiştirmişken bari geleceği olan bir sektör seçin!
Sektör iyi belki ama şirket gidici
Her çalışan, şirketin ‘sağlık durumu’ hakkında bilgi sahibi değildir. Herkes gerçeği duyup öğrendiğinde de, şirket ya batmış ya da batmak üzere demektir. Eğer siz şirketin gidici olduğunu herkesten önce öğrenmek şansına sahipseniz (ayıptır söylemesi konuyu yaymadan) bir an önce kaçmanızda yarar var. Zaten kötü durumda bir şirkette çalışmak çok zordur.
Sektör iyi, şirket iyi, siz gidicisiniz
Stres, yorgunluk, depresyon… burn out yakın demektir. Sektörün, şirketin yahut da yaptığınız işin sonucu, çökmek üzere olabilirsiniz. Önce, sorunları gidermek için üstlerinizle bir konuşmayı deneyin. Ama kötü alışkanlıkları değiştirmek zordur. Bir yandan da, eğer bıçak kemiğe dayanmadıysa, çok telaş etmeden bulabileceğiniz en iyi işi araştırın. Sağlık herşeyden önemlidir!
Şirketin stratejisi artık size ters
Yönetim stratejilerini her çalışan beğenecek, patronun kararlarıyla hemfikir olacak diye bir şart yok elbette. Hatta bu işler pek çok çalışanı hiç mi hiç alakadar etmez. Ama eğer, stratejik kararlar bulunduğunuz görev sebebiyle çalışma şeklinizi, üstlerinizle ve diğerleriyle çalışmanızı zora sokuyorsa, şansını başka yerde deneyin. İşinizden ve şirketinizden soğumaktansa…
Amirinizle çalışamaz hale geldiyseniz
Çalışma hayatında anlaşmazlıklar, sürtüşmeler olabilir. Ama bazen bir amirinizle öyle ters düşersiniz ki, hem çalışma ortamı yaşanmaz hale gelir, hem de kariyeriniz zarar görmeye başlar. Önünüzü keser, yapamayacağınız görevler verir, yükselmenizi önler. Hem vakit hem irtifa kaybedersiniz. Yenilgi hissini sineye çekip, başka bir iş aramak daha iyidir.
Arkadaşlarınız bir bir gemiyi terk ediyor
Çalışma arkadaşlarınız birer birer ve sessizce kaçıyorlar. Kimseyi yargılamıyorsunuz ama farelerin batmakta olan gemiyi terk ettiği hissine kapılıyorsunuz. Gemisiyle batmak kaptandan beklenir belki, ama siz de, çok geç olmadan (sona kalıp dona kalmadan) filikalardan birine atlasanız iyi olur. Çünkü zaten çalışma ortamı bu saatten sonra nasılsa bozulacaktır.
Zam talepleriniz sürekli geri çevriliyor
Yıllardır talep etmenize rağmen, zam alamıyorsunuz. Tamam 2007’de yeniden yapılandık, 2008’de kriz vardı, 2009’da toparlanmaya çalışıyorduk… e yeter ama değil mi? Eğer ücretinizden gerçekten şikayetçiyseniz, zam ümidi de kalmadıysa, çare izin istemek olabilir. Yeni bir şirket, yeni bir patron, kaybettiğiniz pazarlık gücünü yeniden kazanabilirsiniz.
Çok daha fazla kazanmanız gerekirdi
Tamam, her yıl zam alıyorsunuz, yönetim iyi niyetli, güleryüzlü… ama yaptığınız işin karşılığı bu değil. Diğer şirketler aynı işe çok daha fazla maaş veriyor. Ve fark kapanmadığı gibi, giderek açılıyor. Yeniden ‘piyasaya çıkma’ ve değerini arama zamanıdır. Önce iyice araştırarak elbet.
Geldiniz ve bir yerde tıkandınız
Her şirket, her çalışanına beklediği kariyer ve yükselme fırsatlarını sunmaz. Mesela bir aile şirketinde makamlar sınırlı, koltuklar (akrabalarca) kapılmış olabilir. Yahut müdürünüz 40 yıl aynı görevde kalıp önünüzü tıkayabilir. Yahut aynı görev için 10 kişi sıradadır. Böyle vakit kaybetmek istemiyorsanız, kariyerinizi düşünüyorsanız, pazara çıkmakta yarar var.
Yaptığınız iş size çok hafif geliyor
Öğrenmek, ilerlemek, tecrübe kazanmak için bu işe evet demiştiniz. Eh yıllar geçti, artık tamam, diyorsunuz. Göreceğimi gördüm, öğreneceğimi öğrendim, bir büyük vitese atmanın zamanıdır. Bu, özellikle çalışma hayatına yeni atılanlar için böyledir. Özellikle de size hâlâ stajyer yahut çömez muamelesi yapılıyorsa. Eğer aynı şirkette

Daha iyi bir imkan yoksa, baybay!
Daraldınız, nefes alamıyor gibisiniz
Yıllardır aynı şirket, aynı insanlar, rutin hale gelen aynı iş; heyecanınızı kaybettiniz. Tamam işi otomatiğe bağladınız, gözünü kapalı yapıyorsunuz ama, ‘Ya abi ben burada ne yapıyorum ya!’ tadına geldiniz. O zaman, sıkıntıdan patlamaktansa, ‘zaman öldüreceğim’ diye ağır ağır ölmektense, zorlanmayı göze alıp sektör değiştirmek, iş değiştirmek gerekir.
Başka işler öğrenmek istiyorsunuz
Yeni beceriler edinmek, yeni şeyler öğrenmek, yani mesleğinizde daha iyi olmak istiyorsunuz. Ama bulunduğunuz görev, şirketteki kariyer imkanları buna elvermiyor. O zaman başka bir ‘merdiven’e atlamak gerekebilir. Tabii gitmeden önce, yöneticinizle iyi bir kariyer pazarlığı yapmakta fayda var. Belki beklemediğiniz bir önerisi olur size!
Kendinize daha çok zaman istiyorsunuz
Evlendiniz yahut bir çocuğunuz oldu, özel hayatınıza daha çok vakit ayırmanız gerekti. Yahut, özel hayatınızda değişiklik yok, ama mesai çaktırmadan ağır ağır uzadıkça uzadı. İlk yapacağınız, zamanınızı daha iyi kullanmayı denemek. İşi zamanında bitirmek, bazı işleri evden yapmak vs. Ama olmadı, yetmedi. O zaman, şartlarınıza daha uygun bir iş bakacaksınız.
Piyasada sizin gibilere ihtiyaç var
İş değiştirmemek güvenli, rahattır ama bazen piyasa bastırır, sizi tahrik eder. Mesela CV’niz İK’cıların ilgisini çekiyorsa. Yahut ‘kelle avcıları’ devreye girdiyse. Önce hoşunuza gidiyor, sonra ‘Şartlar neymiş, bir bilelim’ filan diyorsunuz. Ola ki sonunda dayanamayıp ‘maceraya’ atılacaksınız. Aslında çok riskli de değil, demek ki profiliniz talebe cevap veriyor!
Size hayallerinizdeki iş teklif ediliyor
Ne zaman gideceğini bilmek kadar, nereye gittiğini bilmek de önemli. Bazen işinizden memnunken, hiç aklınızda yokken, bir teklifle hayatınız değişebilir. Bu durumda en zoru, acele karar verme gereğidir. Çünkü aslında gitmeye niyetiniz de yoktur, hazırlıksızsınızdır. Tabii sonunda, ‘niye gittim’ diye de ‘niye gitmedim’ diye de yanabilirsiniz!

Kaynak: Journal du Net & Hürriyet İK

Kategoriler:İnsan Kaynakları Etiketler:

Linkedin’i nasıl daha etkin kullanabilirsiniz?

Nisan 11, 2011 Yorum yapın

2003’te iş dünyasına yönelik bir networking sitesi olarak kurulan LinkedIn, profesyoneller arasında hızla yaygınlaşmaya devam ediyor. Site geçtiğimiz ay profilini ekleyen 60 milyonuncu kullanıcısı için özel bir kutlama yaptı. Daha iki ay önce, Aralık 2009’da LinkedIn’de kayıtlı profil sayısı 55 milyondu. Kısa süredeki bu artışı göz önünde bulundurursak sitenin yaygınlaşma hızını daha iyi anlayabiliriz.

 

LinkedIn’in bu kadar süratle büyümesinin en önemli nedeni dünya genelindeki tüm profesyonellere gerçek ve etkili bir iletişim ağı kurma, network geliştirme imkanı vermesidir. LinkedIn, özellikle son 2 yılda, CEO olarak Yahoo’nun network’ten sorumlu tepe yöneticilerinden Jeff Weiner’ın atanmasının ardından büyük atak yaptı. Business Networking için en etkili araç LinkedIn haline geldi.

Hala profil eklemeyenlere tam bir LinkedIn profili oluşturmak bir külfet, el oyalayan bir iş gibi görünebiliyor. Aslında MS Word formatındaki CV’nizden copy paste yaparak profilinizi kolayca yaratabilirsiniz. Üstelik network connection’ları tek tek eklemeye gerek yok. MS Outlook’tan ya da Gmail’den kontakt listelerini LinkedIn’e yüklemek mümkün.

İşte size LinkedIn’i daha iyi kullanmanız için 10 neden:

1. En önemlisi sağladığı profesyonel network kurma imkanıyla bir çok kapının açılmasını sağlamasıdır. Sitenin en önemli gücü budur.

2. Site içindeki arama fonksiyonları ile bir çok kişi ve kurumla iletişim kurabilirsiniz. Gündelik yaşamda, ulaşma olanağı bulamayacağınız bir çok insanla LinkedIn sayesinde tanışabilirsiniz.

3. Özel, önemli kişilere tanıtım amaçlı, kısa, çarpıcı cover letter’lar gönderebilirsiniz.

4. Soru Cevap forumları size uzmanlar tarafından yanıtlanmış, bir çok ilginç konuda bilgi sahibi olma şansı verir.

5. Bir çok kaliteli iş ilanı, kaliteli adaylara ulaşmak için sadece LinkedIn’de yayınlanır.

6. Profiliniz sizin için kişisel olarak bir pazarlama aracıdır. İnsanlar profilinize Google, Bing, Yahoo gibi arama motorları aracılığıyla ulaşabilir.

7. LinkedIn network’ünüz genişledikçe iş başvurusu yaptığınız ve yapmayı düşündüğünüz şirketlerdeki bağlantılarınıza ulaşma şansı verir.

8. LinkedIn grupları sayesinde uzmanlık alanınızla ilgili spesifik konuları öğrenebilirsiniz. İş arayışında değilseniz bile bu gruplar içindeki bilgi paylaşımını izleyerek kişisel ve profesyonel gelişiminize katkıda bulanabilirsiniz. Kim bilir gündelik hayatta karşılaştığınız, işinizle ilgili zorlu bir problemin çözümü belki de bu gruplarda saklıdır.

9. LinkedIn’in güvenli arama seçenekleri sayesinde işvereniniz, yöneticiniz farketmeden gönül rahatlığıyla iş arayabilirsiniz.

10. İşe alımcılar ve insan kaynakları profesyonellerinin neredeyse tamamı LinkedIn’ deki aday potansiyelini dikkatle takip eder. Siz iş aramasanız da farkında olmadığınız yeni olanaklar sizi bu site sayesinde bulabilir.

“Ahbap kanalıyla işe girmek” iş hayatında eskilerde kalmış, anlamını artık yitirmeye başlamış bir kavram. Bir çok sektörde şirketler o kadar sert bir rekabet içindeki tanıdık ahbap kanalıyla gelen kişilerle değil en iyi profesyonellerle çalışmak zorundalar. Şunu yine de unutmayın CV’niz başvurduğunuz kuruma herhangi bir yolla değil network’ünüz aracılığıyla giderse herhangi bir yabancı olmaktan çıkarsınız. Bu nedenle, şu an itibariyle yeryüzündeki en etkili networking aracı olan LinkedIn’i kullanmayı ihmal etmeyin.

Bir profiliniz yoksa, oluşturun; profiliniz eksikse tamamlayın. Unutmayın tam bir profile sahip olursanız ve profilinize recommendation’lar eklerseniz arama sonuçlarında daha kolay bulunursunuz.

Daha iyi, daha mutlu işe giden yolda, önünüzdeki kapılardan birinin anahtarı LinkedIn olabilir.

 

Bulent AKYILDIZ

 

Kaynak: Linkedin TURKISH BUSINESS NETWORK Grubu

İşe alımlarda aday referanslarına ne kadar güvenebilirsiniz?

Mart 30, 2011 Yorum yapın

İşe alım sürecinde adaylarla ilgili son sözü söyleyen en önemli adım referans kontrolüdür. Çoğu firma birebir mülakatın adayla ilgili net bir izlenim oluşturmakta yeterli olduğunu düşünerek referans kontrolüne gerek duymaz, adaya görüşmelerin sonunda iş teklifinde bulunmayı tercih ederler. Kimi zaman bunun sebebi yöneticilerin adayı çok beğenerek heyecana kapılmaları ve adayın hemen haftabaşında işbaşı yapmasını istemeleridir.

Mutlaka işe alım sürecinde adayla yapılan mülakatlar adayın karakteri, duruşu, bilgi ve deneyim birikimi konusunda fikir sahibi olmanızı sağlayacaktır ancak mülakat adayın işinin başında ne kadar verimli olduğunu net bir şekilde görmemizi yüzde yüz sağlamaz. Adayın iletişim becerisi çok güçlü olabilir, bu beceri adayın gerçekte nasıl iş yaptığını görmemizi zorlaştırabilir. Dolayısıyla, geçmiş işlerinde nasıl bir performans gösterdiğini, zayıf ve güçlü yönlerini, çalışma alışkanlıklarını geçmiş yöneticilerinden duymak adayla ilgili son kararınızı vermede etkili olacaktır.

Referans nedir?

Referans, latince kökenli referre’den gelir ve en basit anlamıyla çıkış noktası veya bilgi kaynağı demektir. İnsan kaynaklarındaki kullanımı ise daha çok tavsiye anlamına gelir. Referans tayin edilen kişi, adayın nasıl biri olduğuna şahitlik eder. Referans, ‘Yaptıkların yapacaklarının teminatıdır’ sözünden yola çıkar. Bir adayın geçmişte gösterdiği başarılar gelecekte göstereceği yeni başarılara zemin hazırlamaktadır. Bir kişi içinde bulunduğu görevleri hakkını vererek yapıyorsa, hep daha iyiye ulaşmak için yeni hedeflere koşuyorsa, bu kişi bundan sonraki görevlerinde de benzer iş yapış biçimine sahip olacaktır. Bir diğer deyişle, kişinin iş başındaki aynası referansıdır…

Kimler referans olarak verilmeli?

Geçmiş işyerlerinizde beraber çalıştığınız herkes referans olarak gösterilebilir. Bir şirketin genel müdürü veya yönetim kurulu başkanı da, orta kademe müdürü de veya aynı seviyede çalışan iş arkadaşı da referans olabilir. Ancak, şu unutulmamalıdır; işe alım yapan şirket sizi daha yakından tanımak, nasıl bir çalışan olacağınızı geçmiş deneyimlerinizin ve kişiliğinizin bu yeni pozisyona ve şirkete nasıl uyum sağlayacağını belirlemek için referans kontrolü yapar. Yani, sizi iyi tanıyan, sizin doğrudan rapor ettiğiniz kişi referanslarınızın arasında bulunmalıdır. Örneğin, referanslarınız arasında sadece üst düzey yöneticiler var. Ancak, bu kişilerle beraber herhangi bir projede çalışmadınız. Dolayısıyla,  kişinin sizinle ilgili görüşleri çalışmalarınızla ilgili kulaktan dolma kısmi bir değerlendirme oluşturacaktır. Sizi zaman zaman koridorda görüp selam vermenizden veya yemek çıkışında sigara molasındaki sohbetinizden hatırladığı kadar bilgi verebilecektir.

Oysa, asıl referans olarak vermeniz gereken kişi direkt amirinizdir. Genel performansınızdan, takım çalışmasında ve liderlik alanında başarılarınızdan, belli görevleri deadline’larında tamamlanızdan tam anlamıyla haberdar olan kişi sizin bağlı olduğunuz kişidir. Aynı seviyede beraber çalıştığınız iş arkadaşlarınızı da referans olarak gösterebilirsiniz ancak iş arkadaşınız yaptığınız işin sonuçlarına tam hakim değildir. Artı, yakın arkadaşınız olabileceklerinden iş arkadaşlarının referanslarının objektifliği tartışılabilir. Sonuçta, vereceğiniz hiçbir referans doğrudan rapor ettiğiniz amirle aynı ağırlıkta olmayacaktır.

Referans Kontrolünde Yapılması Gerekenler

• Referans kontrolü işe alım tarafından adaya bildirilmelidir

Referans kontrolünün yapılacağı mülakatlarda dile getirilmelidir. Geçmiş iş yerlerinizden kendisine rapor ettiğiniz amirlerinizden 2 veya 3 isim verebilir misiniz? Bu kişilerle temas kurmamızda bir mahsur var mı? gibi sorularla adaya eski işyerlerinizle temasa geçileceği bilgisi verilmelidir. Aday, eğer halen bir işyerinde çalışmaya devam ediyorsa, şuanki işyerinde iş aradığının bilinmesini istemeyebilir. İşe alım ekibinin bu konuda özen göstermesi ve işe alım sürecindeki gizliliği koruması şarttır. Ancak, eğer aday geçmiş iş yerlerinden amirlerinin kontakt bilgilerini vermekten kaçınıyorsa, açığa çıkmasını istemediği şeyler olduğunun bir göstergesidir. Böyle durumların ortaya çıkması bazen ancak referans kontrolü aşamasında ortaya çıkar. İşe alım tamamlanmadan adayın verdiği bilgilerin doğrulanması gelecekte meydana gelecek problemlerin engellenmesi için önemlidir. Sırf bu nedenle bile referans kontrolüne gerekli zaman ve özen gösterilmesi gereklidir.

• Bir aday için birden fazla referans ile konuşulmalıdır.

Birden fazla referans ile görüşmek çok önemlidir. Birden fazlanın altını çizmek gerekir çünkü referansların da farklı kişilikler olduğu unutulmamalıdır. Örneğin, bir adayın geçmiş amirlerinden biriyle kişisel problemleri olmuş olabilir, bu durum ilişkileri germiş ve referansın adayla ilgili olumsuz ifadeler kullanmasına sebep olabilir. Bu tür durumların amire özel kişisel konular mı yoksa adayla ilgili genel bir davranış biçimi mi olduğunu saptamak için en az bir referanstan daha bilgi almak gereklidir.

İşe alımcı için, referans bir aday gibi görülmelidir. Telefonla alınan referansta adaya görüşme esnasında sorulan spesifik sorular referansa da sorulmalı, cevaplar takip sorularıyla netleştirilmelidir. Burada amaç adayla ilgili net cevaplar almak ve bu görüşlerin ardından işe alım kararını vermektir.

• Referans alırken hangi pozisyon için adayla görüşüldüğü açıklanmalıdır.

Referans kontrolü yaparken işe alım uzmanının referans veren kişiye adayın hangi pozisyon için değerlendirildiğini söylemesinde büyük fayda vardır. Örneğin, kişi çok iyi bir satış uzmanı olabilir, müşterilerle arası çok iyidir, pazarlık yapma ve ikna etme yeteneği çok güçlü olabilir. Ancak, eğer kişiyle satış müdürlüğü pozisyonu için görüşülüyorsa, bu iyi satıcı özelliklerinin yanında yönetim ve liderlik vasıflarına dikkat edilmesi gerekmektedir. Referansa, pozisyon belirtildiği takdirde, adayın bu pozisyonda başarı sağlayıp sağlamayacağına dair ipuçları edinmek daha kolay olacaktır.

Referans İşe Alımın Olmazsa Olmazı

İşe alım firması Performia’nın Genel Müdürü Yasemin Şener’e göre doğru referans almak işe alım sürecinin olmazsa olmazı. Performia’da referans kontrolünü iki türlü yapıyorlar: 1. Telefonla; 2. Emaille. Telefonla yapılan referans kontrollerini Yasemin Hanım küçük mülakatlar olarak tanımlıyor: ‘Kendimizi tanıtıp, adayımızın referans kontrolü için birkaç dakikanızı alabilir miyim?’ sorusuna referansın verdiği tepkiyle başlayan telefon görüşmesi ‘yakın gelecekte kendi bünyenizde adaya uygun bir pozisyon olsa, kendisini yeniden işe alır mıydınız?’ sorusuyla tamamlanıyor. Referansın verdiği cevaplar ne kadar net olursa, adaydan o kadar emin oluyoruz. Email ile referansta bile referansın adayla ilgili geri dönüş hızı birçok şeye cevap veriyor. Yasemin Hanım, şöyle bir soru yöneltiyor:’Düşünün ki sizin için iyi işler çıkarmış, geçmişte beraber çalışmaktan memnun olduğunuz bir çalışanınıza gelecekteki görevlerinde yardımcı olmak istemez misiniz? Çoğumuz iyi performans gösteren bir arkadaşımız için ne kadar yoğun olsak bir referans formu doldurmak için 15-20 dakikamızı ayırırız.’

Data Expert’in Genel Müdürü Yasin Altunkaya’ya göre, referans kontrolü genellikle göz ardı edilen ancak işe alımda oldukça hayati önem taşıyan bir süreç. Özellikle üst düzey yönetici işe alımlarında en az 3, gerekli olduğu noktalarda 8 referansa kadar iletişime geçtikleri durumlar oluyor. Herbir referans araştırmaları en az 20 sorudan oluşmakta ve adayın kişiliğini, şirkete katma değerini ölçümlemeye yönelik soruları kapsamakta. Referans araştırmaların bir kısmı gizli yürütülebiliyor. Yasin bey, referans kontrolünde adayın direkt yöneticisine ulaşılmasının önemini vurguluyor. Bu sayede, adayın kazandığı başarıları bir yönetici gözünden dinlemek ve geçmiş performansını ölçümlemek mümkün hale geliyor. Bu kişiler, birincil referansları oluşturuyor. Kişiyle ilgili farklı bakış açılarına sahip olabilmek içinse, ikincil referanslar oldukça yararlı oluyor.

İkincil referanslar arasında;

o    Adayın eşdeğer hiyerarşi seviyesinde bulunan ve birlikte hareket ettiği diğer yöneticiler

o    Direkt yöneticiliğini yaptığı ekibinde bulunan kişiler

o    Dış ilişkide bulunduğu kişiler (Eğer satış pozisyonu ise önemli müşterileri, eğer tedarik zinciri ise ürün veya hizmet alımı yaptığı tedarikçileri)

saymamız mümkün.

Yasin bey, referans sürecinin önemini ‘Referansı pozitif olmayan bir kişinin bizim sürecimizi başarıyla tamamlayıp, pozisyonu alabilmesi neredeyse imkansız’ sözleriyle özetliyor.

Referanslar yol gösterir

Piyasada iyi referanslar enflasyonu olduğu söyleniyor. Kendinizi referans veren kişinin yerine koyun. Geçmişte problemler yaşadığınız bir kişi de olsa, artık sizin yanınızda çalışmadığına göre, sizin için sorun kalmamıştır. Bu insanın ekmeğiyle oynamak ve kötü referans vermek istemezsiniz. Burada dikkat edilmesi gereken kötü referans vermeseniz de, çok iyi bir referans vermeyeceğinizdir. İşe alım uzmanının size yönelttiği sorularda tereddüt gösterirsiniz. Örneğin, bir satış pozisyonu için değerlendirilen kişi, eğer sizin şirketinizde vasat satış sonuçları elde ettiyse, yöneticisinin en iyi adamlarımdan biriydi demesi zordur. Referansı, ‘tam olarak hatırlamıyorum, ortalamanın üzerindeydi’ gibi spesifik olmayan cevaplar vermeyi tercih eder. Burada telefondaki ses tonundan, tereddütlerinden adaya ne kadar güvendiğini saptamanız mümkün olur. Referansın tereddütlü veya net olmayan cevaplarına daha detay gerektiren sorular sorarak adayın işinde nasıl olduğuna dair önemli bilgiler edinebilirsiniz. İşe alımının birçok evresinde olduğu gibi, referans kontrolünde de iletişim yeteneği adayları daha yakından tanımanızı sağlayacaktır.

Kaynak: Dünya Gazetesi 22.03.2011

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 17.641 takipçiye katılın