Arşiv

Archive for the ‘İnsan Kaynakları’ Category

Yöneticinize Asla Söylememeniz Gereken 7 Şey

Aralık 12, 2012 3 yorum

Hepimizin bir yöneticisi, bir patronu var. Kendi işinizi yapıyor olsanız bile müşterileriniz için bir bakıma “çalışan” durumundasınız.

Yönetici – çalışan ilişkinizi sağlıklı olarak sürdürmenin yolu, yöneticinizi işinizi sevmediğinize, işiniz için yetersiz olduğunuza ya da en kötüsü işinizi küçük gördüğünüze dair düşüncelerden uzak tutmanızdan geçer.

Ne yazıkki bu üç temel kural şirketlerde çalışanlar tarafından çoğu zaman göz ardı ediliyor. Örnek mi istersiniz? İşte size iş yerlerinde sıklıkla söylenen, yöneticilerin duymaması gereken cümlelere yedi örnek.

Bu ifadelerin bazıları size zararsız görünebilir. Bununla birlikte duruma bir de yöneticinizin gözünden bakmaya çalışın.

1.     “Bu benim işim değil”

En deneyimli, en eğitimli, en bilge yöneticilerin bile bir çoğu çalışanların işinin kendilerine yap denilenin yapılması olduğunu düşünür. Dolayısıyla işiniz olmayan, görev tanımınızda yer almayan bir projeye, çalışmaya atansanız bile asla “bu benim işim değil” demeyin. Bunun yerine yöneticinizin neden o iş için sizi düşündüğünü anlamaya çalışın. İlgili kararın arkasında geçerli bir neden olabilir.

Söz konusu görevin kariyeriniz ve şirketiniz için kötü bir fikir olduğunu veya bir başkası tarafından yapılması gerektiğini düşünüyorsanız bunu somut nedenlerle, örneklerle yöneticinize anlatın. Bu çabanız bazı yöneticilerde işe yarayabilir. Yine de böyle bir ikna faaliyetine girmeden önce görev tanımınızın dışında işlerle uğraşmanın, mesleki anlamda zorlanmanın sizi geliştireceğini unutmayın.

2.    “Bu benim sorunum değil”

Birisi bir şeyin kendi sorunu olmadığını söylediğinde aslında o durumun o kişinin umrunda olmadığı mesajını alırız. İş yerinizde bir problem gözünüzün önünde büyüyorsa ve söyleyecek yapıcı bir sözünüz yoksa hiç bir şey söylemeyin. Yıkıcı bir şey söylemektense susmanız daha iyidir. Elinizden geliyorsa sorunun çözümüne katkıda bulunun, fikir üretin. Bir şirketin bir problemi esasen tüm çalışanlarının problemidir. Her sorun bir şekilde tüm çalışanları ilgilendirir. Unutmayınki aynı gemidesiniz!

3.    “Bu benim hatam değil”

İnsan doğası ilginçtir. Birine bir durumun sizin hatanız olmadığını söylemeniz, karşısındaki kişinin sizden şüphe etmesine yol açar. Hiç aklında yokken durup dururken savunmaya geçerek bu fikri yöneticinizin aklına sokmayın. Daha da önemlisi, ortada bir sıkıntı varsa mesele kimin suçlanacağı değil sorunun nasıl giderileceğidir. Ne yanlış gitti, problem nasıl çözülür? Yöneticiler de dahil çalışanların temelde odaklanması gereken budur.

4.    “Bir seferde ancak bir iş yapabilirim”

Çok fazla çalışıyor olmanız veya dönemsel olarak yaşadığınız yoğun çalışma temposu yöneticinizin sizin için üzülmesini sağlamaz. Yoğunluğunuzdan sıklıkla şikayet ederseniz yöneticiniz işinizde bir duruma içerlediğinizi ya da motivasyonunuzun eksildiğini düşünebilir. Küresel krizin etkisiyle bugünlerde herkes baskı altında. Bununla ilgili alaycı şakalar yapma ihtiyacı hissederseniz kendinizi tutmanızda yarar var. Bu şakalar bazılarının hoşuna giderken bazılarını rahatsız edebilir.

5.    “Bu iş çok kolay. Bunu herkes yapar!”

“Bu iş çok kolay” dediğinizde belki de “işimde o kadar iyiyim ki bu iş bana basit geliyor” demek istiyorsunuz. Belki de kötü niyetli değilsiniz. Ne yazıkki “bu iş çok basit” ve benzeri ifadeler çoğu zaman “bu ne saçma sapan iş” gibi anlaşılır. “Saçma, basit, gereksiz iş” gibi ifadeler yöneticileri her zaman rahatsız eder. Bu yaklaşımlar işin genelini küçük gören tutumlardır. Eğer bir iş sizin için basit bir işse bundan mutlu olun ve süratle yerine getirmeye çalışın. En saçma sapan, uyduruk, basit işlerin bile birileri tarafından yapılması gerekir. O kişi o gün için siz olabilirsiniz.

6.    “Bu iş için fazla nitelikliyim”

Evet belki de öylesiniz! Yine de bu iş sizin işiniz. İşinizi yapmayı zamanında kabul ettiniz. Şimdi bu kararınızdan pişmanlık duysanız bile işiniz yine de sizin işiniz. Rolünüzün size bir beden küçük geldiğini dile getirmek rolü değil olsa olsa sizi kötü gösterir. Aynı işi yapan çalışma arkadaşlarınız hakkınızda hoş olmayan şeyler düşünebilir. Yöneticiniz “ooo bu iş bu arkadaşıma az geliyor, kendisi bu işe fazla, hemen kendisini terfi ettireyim” diye düşünmez. Bu tip ifadelerin size faydası değil zararı olur.

7.    “Bu iş yapılamaz”

Bir işin yapılamayacağını söylemek bir yöneticinin gözünün önünde iyi bir görüntü yaratmaz. Sözkonusu görev gerçekten imkansız bir iş olsa bile bunu dile getirmek sizi etkisiz ya da yetersiz gösterebilir. Böyle görünmek yerine yöneticiniz o işi neden sizden istiyor anlamaya çalışın. Çözülmesi gereken durum ne? Amaca giden yolda hangi yöntemler denenebilir. Çoğunlukla yöneticiler çözüm yollarının denendiğini görmek ister. Gerçekte istedikleri imkansızın zorlanması değil, çözüm üretme çabasının kendisidir.

Kaynak : talentville.org

Kategoriler:İnsan Kaynakları Etiketler:

İşinizi kaybettirebilecek 14 kötü alışkanlık

Kasım 27, 2012 1 yorum

Forbes.com, çeşitli davranış bilimleri kaynaklarından derlediği listede, çalışanların kariyerini olumsuz etkileyebilecek kötü alışkanlıkları sıraladı. İşyerine başınızı derde sokabilecek 14 kötü alışkanlık şöyle:

  1. Ertelemek, son dakikaya bırakmak
    Yumurta kapıya dayandığında daha iyi iş çıkardığını düşünenlerdenseniz, bunun çalışma arkadaşlarınıza nelere malolduğunun farkında olmayabilirsiniz. Eğer son dakikadaki çalışmanız, diğerlerinin de acele etmelerine veya tempo yükseltmelerine neden oluyorsa, büyük ihtimalle çalışma arkadaşlarınızı öfkelendiriyorsunuz. Projenin gecikmesi veya başarısızlığa uğraması durumunda ilk suçlanan siz olursunuz.
  2. Yalan söylemek
    Yanlış bilgi vermek, bilerek çarpıtmak, harcanan sürelerle ilgili yanlış bilgiler vermek, harcama hesaplarını veya şirket kredi kartlarını amacı dışında kullanmak, çalışma arkadaşlarının başarılarını sahiplenmeye çalışmak size işinizi kaybettirebilir.
  3. Negatif olmak
    İş yerinde dedikodu, sızlanma veya şikayetler eksik olmaz, bir noktaya kadar hoşgörülebilir. Fakat sınırı aşarsanız yöneticiniz için bir baş belasına dönüşmeniz an meselesidir. Ekibin moralini bozan eleman rahatça gözden çıkarılabilir.
  4. Sürekli geç kalmak
    İşe sürekli geç gelmek veya molalardan geç dönmek, bir tür ‘gevşeklik’ veya ‘özensizlik’ görüntüsü çizebilir. İş başında zamanında, hatta birkaç dakika erken olmak, işinize ve diğerlerinin zamanına verdiğiniz değerin göstergesidir.
  5. E-posta iletişiminde zayıflık
    İş dünyasında e-postaların önemi büyüktür. Geciken, uzatılan veya hiç verilmeyen yanıtlar başınızı derde sokabilir. e-postaların geç veya seyrek kontrol edilmesi yada yanıtlanması, önemli toplantıların veya fırsatların kaçırılmasına neden olabilir, profesyonel olmayan bir davranış olarak kabul edilir.
  6. Sosyal medya bağımlılığı
    Sosyal medya bağımlılığı nedeniyle işten çıkarılmaların arttığı bir gerçek. İşiyle ilgili olmadığı halde günde 20 kez Facebook hesabını kontrol eden bir çalışanın, bu davranışın işini etkilemediğini ileri sürmesi inandırıcı değildir.
  7. Kötü vücut dili
    İletişim büyük oranda kelimelerle değil, vücut dilimizle verdiğimiz işaretlerden oluşur. Göz temasından kaçmak, doğru el sıkışmamak gibi hoş karşılanmayan vücut dili alışkanlıkları kariyerinize noktayı koyabilir.
  8. Dikkatsizlik
    Dikkatinizin çabuk dağılması işinizi kaybetmenize neden olabilir. Her iş yerinin yazılı olmayan bir kültürü vardır. Bu kültürü doğru gözlemleyemeyip, uyum sağlamakta güçlük çekenler en erken gözden çıkarılanlar olur.
  9. Kötü dil bilgisi
    Birinin konuşmalarında dil bilgisi kurallarına dikkat etmemesi, argo veya küfürlü konuşması, kişinin eğitimi konusunda olumsuz ipuçları verir. Çalışırken evde olmadığınızı veya dostlarınızla sohbet etmediğinizi hatırlamakta fayda var.
  10. Yalnız Kurt Sendromu
    Bazı durumlarda bağımsız olmak veya projeye konsantre olmak için yalnız kalmak bir ihtiyaç olsa da, herşeyi kendi başına yapmaya çalışmak işyerinde başarısızlığa neden olabilir.
  11. Öfke nöbetleri
    Zaman zaman sakinliğinizi kaybedip öfkelenmeniz, baskı altında çalışamadığınızın veya sorumluluklarınızın altından kalkamadığınızın göstergesidir. Stresle başetme tekniklerini öğrenip, pratik yapmanızda fayda olabilir.
  12. Verimsizlik
    Dağınık olmak, zamanı boşa harcamak veya çok konuşmak sizi verimsiz bir çalışan yapar.
  13. Düşünmeden konuşmak
    Bir toplantı sırasında veya bir e-postada uygun olmayan bir ifade kullanmak tüm kariyerinizi etkileyebilir.
  14. Görgü eksikliği
    Küçükken öğrendiklerimiz tüm hayatımızda belirleyici olur. “Lütfen” veya “teşekkür ederim” demek, kendinizi tanıtmak gibi basit ama önemli detayları hafife almayın.

Kaynak: Forbes.com – Dünya Gazetesi

Kategoriler:İnsan Kaynakları Etiketler:

Hurriyet İK’da yayinlanan “İs Görüşmelerinde Etik Olmayan Sorular” konulu röportajım…

Kasım 18, 2012 3 yorum

 

Akliniz elemanda degil isinizde kalsin…

Kasım 10, 2012 3 yorum

Internete ve gazetelere verdiginiz eleman ilanlari icin size gelen ilgisiz CV’lerden sikildiysaniz,

Gelen cöp CV’lerin icinden dogru elemana ulasmak icin bosuna zaman harcamak istemiyorsaniz,

Proje Muduru ilaniniza bir suru makam soforu basvuruyor ise (ben makam soforunu de yetistirir Proje Muduru yaparim demiyorsaniz),

Mulakatta karsilastiginiz adayin CV’sinde yazan yetkinliklerle ilgisinin olmadigini gordugunuzde kaybettiginiz zamaniniza ve enerjinize uzuluyorsaniz,

Firmaniza en kisa zaman icinde dogru seckin insanlari kazandirmak istiyorsaniz, zaman sizin icin degerli ise,

Insaat sektorunu tanimayan danismanlik firmalarina ince isler sefi, sanat yapilari sefi gibi pozisyonlarini anlatmaktan yoruldu iseniz,

Gazete ilanlari, internet siteleri ve insaat sektorunu tanimayan danismanlik firmalari ile iyice vakit kaybettikten sonra isinizi tam cozemeyecek kotunun iyisi bir elemani almak zorunda kaliyorsaniz,

Ise eleman aldiktan 2 ay sonra firmaniz daha fazla zarar gormeden bu elemandan nasil kurtulabilirim hesaplari yapiyorsaniz,

Virus gibi gazete ilanlari ve internetteki kariyer siteleri ile iceri sizan ve zaman icinde diger elemanlari da bozan elemanlari ise almak istemiyorsaniz

Yukarida eleman arayislarinizda yasadiginiz sikintilarin cok kucuk bir kismini yazdim fakat bu yazdiklarimdan cok daha acisi da o kadar yogun bir sekilde calismaniza ragmen istenen sonucu vermeyen eleman arama arac/yontemleri ile calistiginiz icin patronunuz veya ust duzey yoneticileriniz tarafindan yaptiginiz bu ozverili calismalarin kiymetinin de yeterince bilinmemesidir

Kisacasi akliniz elemanda degil isinizde kalsin diyorsaniz ve daha onemlisi sizi cok iyi anlayan insanlarla birlikte calismak istiyorsaniz detayli bilgi almak icin 1 telefon/mail uzakliktayiz.

Mail: cem@cemkafadar.com

http://www.facebook.com/ckafadar2

http://twitter.com/ckafadar2

Tel: 0212 518 39 22

Not: Akilli Cozumler/Smart Solutions 2008’den bugune yapi ve enerji sektorunden 200’un uzerinde firmaya 1000’in uzerinde Muhendis, Mimar ve Teknik Eleman yerlestirmistir.

Not: Akıllı Çözümler İnsan Kaynakları Yönetim Danışmanlığı Ltd. Şti. Türkiye İş Kurumu’nun 531 numaralı izin belgesi ile faaliyet göstermektedir.

 

İş görüşmesi öncesinde kendinizi daha iyi tanımak için neler yapabilirsiniz?

Kasım 6, 2012 Yorum bırakın

 

İnsanın her alanda ne istediğini bilmesi, mutlu olması için lazım bir şart. İstediği gibi bir hayat sürmenin tek yolu ne istediğini bilmek, ne istediğini bilmenin tek yolu da kendini iyi tanımaktır. Ve (iyi haber!) insan, kendini tanımayı öğrenebilir. Uzmanlar, ‘kendini tanımak’ denilen ‘komando parkuru’nun  6 etaptan oluştuğunu söylüyor.

1- Önceliklerinizi alt alta yazın
Meditasyon yapanlar gibi her gün 5 dakika, dikkatinizi vücudunuzun bir yerine, mesela ellerinize veya nefes temponuza odaklayın. İyice rahatladığınızda sorun: Benim için hayatta önemli olan nedir? Düşünmeden, alt alta aklınıza geleni yazın. Sonra, yazdıklarınızı  karşılaştırın: A ile B’den hangisini daha çok istiyorum. B ile C’den… Kalan 2-3 istek, gerçek isteğinizdir.

2- Başarısızlıklarınızı abartmayın
Başlayıp da bitirmediklerinize değil, tamamladığınız projelerinize hatta başarılarınıza fokuslanın. İstediğiniz bir şeyi gerçekten yapmak istediğinizi bilmek istiyorsanız, kendi kendinize “Bunu başarmak için yapmak gerekenlere hazır mıyım? Zorluklara ve bu yolda yaşayabileceğim küçük büyük başarısızlıklara hazır mıyım?” diye sorun. Cevabınız “Evet” ise hiçbir zorluk sizi engelleyemez.

3- Doğal becerilerinize güvenin
Zaaflarınız, kendi kendinize bile itiraf etmekten utandığınız küçük kötü alışkanlıklarınız ve huylarınız, gerçek kişiliğinizin göstergesi olabilir. Proje yaparken, ne yapmak, nasıl yapmak istediğinize karar verirken, bu ‘küçük günahlarınızı’ dikkate alın.

4- Zevkin farkına varın ki zevk alın
Akşam yattığınızda günün olaylarını aklınızdan geçirin: Kendinizi en mutlu hissettiğiniz anlar hangileri? Uzmanlara göre ne kadar çok zevk alırsak nöronlarımız, beyni o zevki yaratan bölgesini o kadar iyi uyarıyorlar. Ve motive olmak, mutluluğun sonuna kadar gitmek için buna ihtiyacımız var.

5- Oyunbozanın oyununu bozun
Uzmanlar, “içimizdeki oyunbozan” dediği içsesin de bize devamlı başaramayacağımızı söylediğini belirtip, “Susturmak yerine onunla barış yapmayı deneyin” diyorlar. Mesela size “Beceriksizin birisin!” dediğinde ona sorun: “Emin misin? Nereden biliyorsun? Kim söyledi? Ne yaptım da beceremedim? Denememe izin vermedin ki…” İçinizdeki oyunbozanın oyununu böyle birkaç kere bozdunuz mu, göreceksiniz bakın sesi artık eskisi kadar gür çıkmayacak.

6- Gözleriniz açık rüya görün
Ne yapmak, neyi başarmak istiyorsanız en küçük detaylarına kadar gözünüzün önüne getirin, hayalini kurun. Sık sık hem de. Başarınızı sahneye koyun, kendinizin rejisörü olun. Senaryoyu siz seçin, diyalogları siz yazın, dekoru, oyuncuları siz belirleyin. Tabii ‘esas kız / esas oğlan’ rolünü kimseye kaptırmayın. Başardığım zaman neler olacak, nasıl mutlu olacağım, ne değişecek? (Kaynak: Femme Actuelle)

Kaynak: Hürriyet İK Hayriye Mengüç

Kategoriler:İnsan Kaynakları Etiketler:

Insaat Sektoru ve Insan Kaynakları Seminerim Hakkinda (Yildiz Unv. 1 Kasım Saat 13:00)

Ekim 31, 2012 Yorum bırakın

1 Kasim saat 13:00’de Yildiz Universitesi Davutpasa Kampusu Insaat Fakultesi Konferans Salonunda “Insaat Sektoru ve Insan Kaynakları” konulu bir seminerim olacak. Seminer ile ilgili detayli bilgiye asagidaki Facebook Etkinlik Sayfasindan ulasabilirsiniz.

Seminer icerigi ile ilgili notlari asagida bulabilirsiniz.

Kulübümüzde marka haline gelen Ustadan Çırağa Seminerleri adı altında düzenleyeceğimiz Mesleki ve Sosyal Seminerlerin açılışını İnşaat Müh. Sn. Cem Kafadar’ın katılımlarıyla gerçekleştiriyoruz. Peki bu seminerde neler var ?

Adı her ne kadar seminer olsa da daha çok;

*İş hayatında karşınıza çıkabilecek mayınlardan,

*Iskalamamanız gereken fırsatlardan,
*Değişen Dünya ve değişen İnşaat Sektöründen,
*Büyük beklentilerle Mezun olduktan sonra yaşanılan muhtemel hayal kırıklıklarından,
*İnterneti doğru kullanarak hayatınızı nas ıl değiştirebileceğinizden,
*Bir mesleğe ömür boyu aşkla bağlanmanın sırlarından,
*Ezberleri bozmadan başarılı olmanın mümkün olmadığından,
*Herkesin gittiği yolun dışında da bir çok yol olduğundan konuşacağız…
Kategoriler:İnsan Kaynakları Etiketler:

İşyerlerinde fısıltı bulutları nasıl azaltılır?

Ekim 23, 2012 Yorum bırakın


Fısıltı yönetimine tepeden bakıldığında fısıltı musluğunu en iyi kapatacak kişi, lider olarak görülüyor. Ancak bir liderin de egosunu bir yana bırakarak, iyi yönetici vasıflarıyla birlikte iyi iletişim yöntemlerini kullanması ve çalışanlarını başarıya ortak ederek bu süreci yönetmesi, kendi yararına. Aksi takdirde fısıltı bulutlarının önüne geçemiyor.

O halde ne yapmalı? Fısıltılarla nasıl baş etmeli? İşte size 10 tüyo:
– Onlarla samimi ve doğru bir iletişim kurun
– Çevrenizdeki fısıltıları analiz edebilme için önce kendi fısıltılarınızı dinleyin. İlk işe başladığınız ve fısıldadığınız günlere dönün. Hangi yöneticinize benzediğinizi bulmaya çalışın.
– Çalışanlar anlamadıklarında fısıldarlar. Fısıltıyı kesmek için anlaşılır olmanız şart. İletişim kanalarını doğru kullanın. Normal iletişim kanallarını kullandığınız sürece, kimse fısıldamak için özel bir çabaya girmez.
– Arkanızdan bey/hanım demeleri, size hâlâ saygılarının devam ettiğini gösterir. Hâlâ bir şansınız var demektir. Ama eğer arkanızdan ilk isminizle fısıldıyorlarsa ne yazık ki onları aynı yoldan tekrar kazanma şansınız kalmamıştır.
– Çalışanlar kendi iş tanımları dışında kalan beklentilerle karşılaştıklarında fısıldarlar. İş tanımlarına uyun. Çalışanlarınızı ne amaçla aldıysanız onun için kullanın veya ekstra yükler bindiriyorsanız hakkını verin.
– Çalışanlana yönelik uyguladığınız ‘açık kapı yönetim sistemi’ni çalıştıramaz hale gelmişseniz fısıltılara kulak kabartabilirsiniz. Kapım herkese açık deyip, kapınıza bir bekçi dikmeyin.
– Açık kapı yönetim sisteminin yürümesi için tüm kapıları aralık tutun. Çalışanların fiziksel olarak odanıza girmesini beklemeyin. Kullandığınız sosyal iletişim ağlarında da size ulaşılabilir olur.
– Ekibinizle aranıza duvarlar örmeyin. Onların arasına karışın. İletişime geçmeye çalışmış ancak hiyerarşiye, hendeklere, kapalı kapılara ve birçok engele takılmış çalışanlar bunu fısıltı malzemesi olarak görürler.
– Fısıldamanın temelinde görülme ihtiyacı vardır. Görüldüğüne inanan çalışan bir süre sonra gerçekten görmeye başlar. Çalışanınızı görün. Ne kadar uğraştığını fark edin ve fark ettirin. Fısıldamak yerine bir dahaki sefere size gelmesini tembihleyin.
– Bir Çin atasözü, “Dişi ağrıyan adam aşık olmaz” der. Fısıltı, ağrıyan diştir. Hangi dişin neden ağrıdığını bulup o dişi çekmek ya da bir profesyonele çektirmek gerek. Yapabilen yapar, yapamayan konuşur. Siz yapanlarla çalışmaya özen gösterin.

Kaynak: Hürriyet IK Hayriye Mengüç

Kategoriler:İnsan Kaynakları Etiketler:
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 18.227 takipçiye katılın