Arşiv

Archive for the ‘Emlak’ Category

Konuta Yatırım Altından Daha Karlı

İnşaat sektörünün önde gelen oyuncularından Ekil İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Ekşi, “Ekonomik durgunluğun arttığı şu günlerde konut yatırımı yapmak, dövize ve altına yatırım yaparak kumar oynamaktan daha iyidir.

İnşaat sektörünün önde gelen oyuncularından Ekil İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Ekşi, “Ekonomik durgunluğun arttığı şu günlerde konut yatırımı yapmak, dövize ve altına yatırım yaparak kumar oynamaktan daha iyidir. Çünkü değeri artan döviz de, altın da her an büyük değer kayıpları ile karşı karşıya kalabilir. ” dedi.

Türkiye’nin yatırım ortamını değerlendiren Ekrem Ekşi, “2001 ve sonrasında 2 bin liraya varan doların bugün halen 1, 650 lira seviyelerinde olmasının ülke insanına 10 sene içinde ne kadar kaybettirdiğini gördük. Altında son 1-2 seneye kadar bir artış görülmemiş olması da 2001’den 2008’e kadar altına yatırım yapanların dövize yatırım yapanlar gibi çok büyük kayıba uğradıklarının işareti. ” ifadelerini kullandı.

Konuta yatırım yapanların, 2000’li senelerde aldığı daireden bugüne kadar elde ettiği kira ve değer artışının hat safhada olduğunu vurgulayan Ekşi, şunları kaydetti:

“Konut yatırımlarının hangi bölgelerimizde, hatta o bölgemizin hangi il veya ilçesinde yapıldığı, insanımızın gelirini belirlemek bakımından çok büyük etken oluşturmuştur. Örneğin, son senelerde metropol şehirlerimizden İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyük illerimizde konut satışlarımıza baktığımızda, bırakınız dairelerin çok ucuza satıldığını, satıcıların ‘bir daire alana bir araba hediye edilecektir’ reklamları, metropol şehirlerimizdeki yatırımların prim yapmadığını ortaya koyarken, Akdeniz bölgemizde ise 100 bin lira gibi komik bir rakama alınan konutun, hem değer artışı hem de yaz dönemlerinde günübirlik kiraya verilmek suretiyle çok büyük getirileri olduğuna tanığız.

Örneğin Akdeniz’den konut alanlar yaz dönemlerinde satın aldığı evinde bir ay tatilini yaptıktan sonra, Anadolu’muzdaki evine gidip yaz sezonunun kalan bölümünü oralarda geçirirken, Akdeniz’de bulunan dairesi, site görevlisi tarafından günübirlik olarak kiraya verilmek suretiyle ayda 3-4 milyara yakın para getirmektedir.

Yaz sezonu bittiğinde insanımız Anadolu’daki soğuk illerimizden gerisin geriye Akdeniz’deki dairesine gelip kışı geçirip tatilini yaptıktan sonra, yine bir sonraki yaz sezonu için dairesinin kiraya verilmek üzere anahtarını site görevlisine veriyor ve bu suretle hem kendisi tatil yapıyor, hem tatili bittikten sonra, kendisi Anadolu’daki vilayetinde gününü gün ederek yaşarken, Akdeniz’deki dairesi para getiriyor. “

Ekil İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Ekşi, paranın bankaya yatırıldığında yüzde 10 veya 12 dolayında faiz getirdiğini dile getirdi. Ekşi, şöyle devam etti:

“Firmamızdan Akdeniz’de bir konut satın alanlar, aynı bankaya yüzde 1 oranında faiz ödeyerek hem faizden gelir elde ediyor, hem tatilini yapıyor. Hem de tatiilini yaptıktan sonra satın aldığı konut, senede yaklaşık 10 bin liradan fazla para kazanıyor.

Bir başka deyişle Kayseri’de, Sivas’ta, Konya’da, Malatya’da, Maraş’ta, Erzincan’da, Erzurum’da, Çorum’da, Ankara’da, Van’da vs soğuk illerimizde yakıt parası için ödediğiniz bedelle Akdeniz’de kışınızı geçiriyor, bununla da kalmayıp, bu soğuk illerimizde doktora, kıyafete husule gelen sefalet için ödediğiniz paralar, sebzeye, meyveye vs seralarda yetiştirilen mutfağımızın vaz geçilmezlerine ödemekte olduğunuz fazla paralarla Akdeniz’de kendinizi ve ailenizi geçindiriyorsunuz ve kış sezonu bittiğinde yine tatilinizi tamlayıp, gerisin geriye memleketinize gidip, Akdeniz’deki evinizin, gurbetteki çocuğunuz gibi sizin adınıza kazandığı parayla, Anadolu’da hayatınızı sürdürüyorsunuz, Bundan daha güzel ne olabilir. “

Kaynak: Milliyet Emlak

Kategoriler:Emlak, Haber Etiketler:, ,

İnşaat Maliyetleri Hangi Projelere Yansıyor?

Düzenli olarak yayınlanan Reidin Emlak Endeksi’nin Ağustos sonuçları, yeni proje geliştirmeye hazırlanan şirketler için önemli uyarılar içerdi.

Rapora göre, markalı konutlarda inşaat maliyetleri temmuzdan itibaren fiyatlara yansıtılmaya başlandı.

Yıllık bazda yeni konutfiyatları yüzde 7.66, ikinci el konutlarda ise yüzde 5.86 oranında yükseldi. Daire tipleri içinde en fazla fiyatartışı yüzde 1.33 ile 2 +1 dairelerde olurken, bir dönemin en popüler daire tipi olan ve büyüklükleri 51 ile 75 metrekare arasında değişen 1+1’lerin fiyatı ise yüzde 1 oranında geriledi. Reidin emlak endeksine göre 3+1 daire tipinde fiyatlar yüzde 0,92 oranında arttı, 4+1 daire tipinde değişmedi.

Emlak sektörü profesyonelleri bundan sonrakiprojelerinde 1+1 daire tiplerine ağırlık vermeyi düşünen müteahhitlerin dikkatli olması gerektiğini söyledi. İstanbul Emlak Komisyoncuları Odası Başkanvekili Nizameddin Aşa, piyasanın artık küçükdaireye doyduğunu, geçen sene sonuna kadar moda olan bu daire tiplerine talepte bu yıl bir azalma gözlendiğini söyledi. Büyükşehirlerde artık merkezilokasyonda olmadıkça küçük daire yapmanın gerçekçi olmayacağını savunan Aşa şunları söyledi:

Küçük evler öğrenciler, bekarlar ve çocuğu olmayanlar tarafından hala tercih ediliyor ama onlar damerkezi yerlerde olmasını istiyor. Bir dönem şirketler bu tip daireleri buldukları her arazide yaptılar ve sattılar ama artık o dönem bitti. Merkeze uzak yerlerde daire alanların veya tutanların tercihi, sosyal alanıgeniş, çocuklarının güvenliğini sağlayabileceği, ferah ve büyük dairelerden yana. Yani 2+1 ve 3+1dairelere ilgi yüksek.”

Nizameddin Aşa, karma proje yapanların satış şansının artık daha yüksek olduğuna inanıyor. Aşa, özelliklede müşterinin tercihine göre daire tiplerini değiştirebilen, birleştirme elastikiyeti olanların satıştazorlanmadıklarını savunuyor.

Raporu değerlendiren GYODER Başkanı Işık Gökkaya da bir başka noktaya dikkat çekti ve yeni konutfiyat endeksinde temmuzdan sonra ağustos ayında da yaşanan artışın, markalı konut fiyatlarındayükselişin artık başladığını gösterdiğini savundu. Gökkaya, “Önümüzdeki dönemde, inşaat maliyetlerindeki yükselişe bağlı olarak markalı konut fiyatlarındaki bu artışın devam edeceğini öngörüyoruz” dedi.

Memur kenti olarak bilinen ve gayrimenkulde kiralık ve satılık fiyatlarında durağan bir seyir izleyen Ankara, ağustos ayında konutun zam şampiyonu olarak dikkat çekti. Ankara’da bir önceki aya göre fiyatlarmetrekare başına yüzde 0.95 oranında arttı. Aynı dönemde ikinci el konut satış fiyatları, İzmir’de yüzde 0.93, Kocaeli’de 0.85, İstanbul’da 0.62, Adana’da 0.15, Antalya’da 0.08 oranında arttı. Bursa’da ise yüzde 0.02 oranında azaldı.

Metrekare başına konut kiralarının en fazla yükseldiği il ise yüzde 0.87 oranında artışla Antalya oldu. Adana’da kiralar değişmezken, Ankara’da yüzde 0.77, İzmir’de yüzde 0.65, Bursa’da 0.59, İstanbul ve Kocaeli’de ise yüzde 0.53 oranında arttı.

Kaynak: Milliyet Emlak

Kategoriler:Emlak, Haber Etiketler:, , ,

En Çok Kazandıran Konut Projeleri

Temmuz 24, 2011 2 yorum

İstanbul’da en çok kazandıran yatırım türlerinin başında konut geliyor. Depremden sonra yükselişe geçen markalı konutlar, yaptıkları primle dikkat çekiyor. Lokasyon, ulaşılabilirlik, sosyal imkanlar, inşaatı yapan şirketin algısı gibi pek çok unsur, projenin değerini artırıyor.Bu nedenle bazı markalı konutlar, rakiplerinden daha fazla prim yapıyor.

En çok kazandıranlar arasında ise Teknik Yapı’nın Ataşehir’deki Uphill Court sitesi dikkat çekiyor. Bu proje yüzde 200 prim yaptı. Gaziosmanpaşa’daki Avrupa Konudan TEM yüzde 144, My City Bahçelievler yüzde 156 kazandırdı.

Seçim ve kentsel dönüşümle birlikte inşaatçılar gözünü şehir merkezindeki eski yerleşim bölgelerine dikti. Levent-Etiler-Zincirlikuyu hattında yeni proje yapmak isteyen şirketlerin odağında arazi sıkıntısından dolayı 40-50 yıllık eski siteler var. Kat sahiplerinden onay alındığı taktirde eski binalar yıkılıp yerine lüks rezidanslar yapılacak. Burada dairesi olanların kazancı ise en az ikiye kazanacak.

Son 10 yılda İstanbul’da en fazla primi depremden sonra inşa edilen markalı konut projeleri yaptı. 2007’de yapımına başlanan Ataşehir’deki Uphill Court sitesinde, daire fiyatları 4 yılda 3 katına çıktı. Siteden proje aşamasında 190 metrekarelik daireyi 300 bin liraya satın alan Zeynep Hanım’ın konutun değeri, bugün 855 bin liraya yükseldi. Zeynep Hanım’ın o gün yaptığı yatırım 4 yılda 3 kata yakın prim yaptı.

İstanbul’da sadece bin 742 daireden oluşan Uphill Court değil, Kiptaş ve TOKİ’nin de gerçekleştirdiği birçok proje benzer oranda primlendi. Son dönemde yüksek oranda prim yapan projelerden biri de Kiptaş’ın İstanbul Alibeyköy’de inşa ettiği Finanskent oldu.

2009’un mayıs sonunda satışa çıkan projede, o dönem 325 bin lira olan 140 metrekare 3+1 dairelerin fiyaü, bugün 461 bin 140 liraya yükseldi. Geçtiğimiz aylarda Finanskent’in kaçak olduğu için ruhsatının iptal edilmesi gündeme gelse de proje 2 yıl içinde yüzde 42’ye yakın değer kazandı.

Önümüzdeki dönemde ise markalı konut projelerinin daha fazla prim yapması bekleniyor. Özellikle seçim öncesinde taleplerini askıya alan gayrimenkul yatırımcılarının gelecek döneminin netleşmesiyle birlikte birikimlerini konut alımına aktarması öngörülüyor. Bu da başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerdeki yeni ve modern sitelere olan talebi artıracak.

LOKASYON İLK SIRADA

Bir konut projesinin zaman içinde değerlenmesini sağlayan birden fazla unsur bulunuyor. Projenin bulunduğu lokasyon, ulaşılabilirlik, sosyal imkanlar bunlar arasında ilk sırada yer alıyor. Hemen hemen bütün inşaat şirketleri, ileri görüşlü davranarak şehir içindeki ulaşım akslarına yakın bölgelerde konut projelerini hayata geçiriyor. Gelecek dönemin imar planları, ulaşım yatırımları titizlikle incelenerek Beykoz, Kartal, Poyrazköy, Çatalca gibi gelecek dönemin en çok prim yapacak bölgelerine yatırım yapılıyor.

Ataşehir ve Kartal bölgesinde ağırlıklı proje geliştiren Teknik Yapı’nın başkan yardımcısı Umut Durbakayım da lokasyon ve markalaşmanın projenin değer kazanmasında önemli bir faktör olduğunu söylüyor. Durbakayım, “Projenin yerini seçerken ileri görüşlü davranıyoruz” diyor ve ekliyor: “Projelerimizi yıldızı parlayacak ve prim yapacak bölgelerde gerçekleştirerek orta ve uzun vadede

kazanç kapısı sağlıyoruz.” Son dönemde hem şehir merkezine hem de ulaşım araçlarına yakınlığından dolayı prim yapan projeler arasında Boyner Holding ve Fer Yapı ortaklığında Yenibosna’da yapımı devam eden İstwest projesi bulunuyor. 2011’in nisan ayında satışa çıkan projede, metrekare fiyatları 2 bin 800 lira civarındayken aradan geçen 3 ayda bu tutar 4 bin liranın üzerine çıktı. Haziran itibariyle projede 2+1 141 metrekarelik dairelerin fiyatı, 696 bin liraya kadar çıktı.

Altın Emlak Genel Müdürü Hakan Erilkun’a göre İstwest’in kısa sürede yüksek getiri getirmesinde hedeflediği kitlenin yanı sıra şehrin kalbinde bulunması etkili oldu. İstwest’in Basın Ekspres Yolu’nun Yenibosna çıkışında yer almasının projeye değer kattığını söyleyen Hakan Erilkun, “En çok prim yapacak konut projeleri için yatırım maliyetinden önce lokasyona bakılmalı” diyor.

MARKALAŞAN ÖNE GEÇİYOR

En çok prim yapan projelere bakıldığında lokasyonun yanında markalaşan inşaat şirketlerinin ilk sırada yer aldığı görülüyor. Perakendede olduğu gibi gayrimenkülde de inşaat şirketinin markalaşma konusundaki doğru yatırımlan projenin zaman içinde değerini artırmasına neden oluyor. Yatırımcılar, konutun yanında yaşam tarzı da sunan projelere rağbet ediyor.

Gayrimenkulde markalaşmayı doğru kullanan inşaat şirketlerinin başında ise Ağaoğlu, Artaş, Sinpaş, Varyap, Teknik Yapı, Dumankaya gibi markalı konut üreticileri geliyor.

Bunların geliştirdiği ve proje aşamasındayken satışını yaptığı projelerde başlangıç ile bitiş fiyatları arasında büyük farklılıklar olabiliyor. Gayrimenkulde son dönemin en başarılı markalarından Avrupa Konutları’nı yaratan Artaş’ın satış ve pazarlama koordinatörü Varol Tezmen, İstanbul’da 2010 ve sonrasında lansmanı yapılan birçok konut projesinin markası ve lokasyonuna göre başlangıç ile teslimi arasında yüzde 30 ila 60 arasında prim yapma olasılığının olduğunu söylüyor.

Markalaşmadaki başarılarını geçmişteki projelerinden daire alan müşterilerinin memnuniyetini üst düzeyde tutmalarına bağlayan Tezmen, “Bunun sonucunda aynen futbol takımı gibi fanatik bir müşteri kitlemiz var. Bunlar yapağımız her projeye yoğun ilgi göstererek yaptığımız konutların yüksek prim yapmasını sağlıyor” diyor.

Artaş örneğinde olduğu gibi markalı konut üreticileri sadık müşteri kidesi yaratmak için pazarlama yöntemlerinden sonuna kadar yararlanıyor. Reklam ve tamum kampanyalarında ‘olmayanı öne çıkarma’ mantığı ile hareket ediliyor.

EMLAK DANIŞMANLIĞI YAPIYORLAR

Prim yapmayı arttıran etkenler arasında ikinci el konutların yönetimi de yer alıyor. FiYapı’dan Ukra İnşaat’a kadar hemen hemen bütün inşaat firmaları bitmiş projelerinde ikinci el konut yönetimi uyguluyor. Bunun için de ya dışarıdan emlak danışmanlığı hizmeti alıyorlar ya da kendi içlerinde sadece bu iş için özel bir ekip kuruyorlar.

Cokhvell Banker’ın broker’larından Yener Öztürk, inşaat şirketlerinin konut projelerine prim yaptırmak için profesyonel yönetim firmalarına sitelerini teslim ettiklerini söylüyor. Öztürk, “Site yönetimleri fiyatlar üzerinde tek elden kontrol için profesyonel, markalı gayrimenkul firmalarıyla çalışıyor” diyor.

Böylece şirketler, sitedeki mülkler ile ilgili yanlış fiyatlardan çıkan ilanlar hakkında daha fazla kontrol sahibi olabiliyor. Sonuç olarak biten konutlarda 2’nci el pazarının düzgün yönetilmesi projeyi gerçekleştiren firmanın müşteri memnuniyetini arttırmasına neden oluyor.

Ukra İnşaat CEO’su Kürşat Tuncel de ‘Teslim edilen binalarda profesyonel yönetim ve başarılı bir 2’nci el yönetimi prim yapmayı artıran etkenler arasında yer alıyor “diyor. Ayrıca yaşamın başladığı projelerden ev alanların sosyal hizmetlerden beklediklerini bulmaları da zaman içinde projenin değerlenmesine yol açıyor.

Son dönemde çevre ve enerji konuları da projenin pirim yapması için kullanılan en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Uzmanlara göre, son dönemde geleceğin teknolojisini kullanarak hayata geçirilen ve enerji tasarrufu sağlayan projeler öne çıkıyor ve diğerlerine göre daha fazla pirim yapıyor.

Son dönemde, İzmir’de gerçekleştirdikleri Soyak Mavişehir Optimus’un en çok prim yapan projeleri olduğunu söyleyen Soyak Holding CEO’su Emre Çamlıbel, “Önümüzdeki dönemde, enerji verimliliği ve tasarrufunu ön planda tutan uygulamalar, tüketici beklentileri arasında yer alacak” diyor.

Emlak Lobisi

 

Kaynak: http://www.1insaat.com/tribe/textdetail?id=62278

Kategoriler:Emlak, Haber Etiketler:, , , , ,

Peşinat artıyor, faizler yükseliyor. Ev almak zorlaşacak mı?

Temmuz 6, 2011 Yorum bırakın

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) gayrimenkul kredilerinde öz kaynak kullanım oranını yüzde 25’ten 40’a kademeli olarak çıkaracağı gayrimenkul sektörünün gündeminde. Sektör oyuncuları, kredilerdeki öz kaynak oranıyla birlikte peşinatın da yükseleceği, bunun da satışları ciddi şekilde frenleyeceği endişesini taşıyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu neden öz kaynak kullanım oranını artırıyor? Bu artıştan sonra sektörü neler bekliyor?

Patronlar ne diyor?

Sektörün gelişmesini engellemek intihardır

Varyap Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Varlıbaş

Son günlerde ekonominin soğutulması ile ilgili alınan kararlarda gayrimenkul sektörünün de soğutulması yönünde bazı girişimler var. Sektörde büyümeyi durdurmak, ekonomiyi soğutmak için değil, adeta ekonomiyi durdurmak için atılan bir adım olur. Cari açığı düşürmek için ekonominin soğutulması isteniyorsa, tedbir alırken sadece faizler ve borçlanmayı zorlaştırmak değil, cari açığa sebep olan sektörlerdeki farklı yöntemleri de devreye almak daha başarılı neticeler elde etmekle mümkün olur. Ancak tedbirler alınırken, faiz oranlarını yükseltmek, insanların kredibilitesini zorlaştırmak ve gayrimenkul sektörünü gelişimini engelleyecek yaklaşımlarda bulunmak intihar olur. Gayrimenkul sektörü için kararlar alırken, sektörün gelişmesini bozmadan sadece genel değil, projeler bazında da kararlar vermek daha sağlıklı olur. Tedbirler alınırken, gayrimenkul sektörü ile bankaların bir araya gelerek konuları masaya yatırması ve birlikte karar vermeleri daha sağlıklı olur. Çünkü, gayrimenkul sektörünün önünü tıkayabilecek tedbirler,  ilk önce genel ekonomiyi sekteye uğratır.

 

Sektörü ve alıcıyı yormamak lazım

DAP YAPI Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Yılmaz

Konut kredilerinde ya da peşinatlarında yaşanan artışlar kırılganlığa sebep oluyor. Zaten inşaat malzemelerine gelen zamlar yüzünden maliyetlerde belli bir artış yaşıyoruz. Demire ve çimentoya yapılan zamları ya da arsa fiyatlarındaki yükselişleri sineye çekip alıcıya yansıtmamaya çalışıyoruz. Kredi peşinatlarındaki artış alıcıda tedirginlik yaratıp, satın alma talebini erteletecek boyutta değil. Uygulama, bankalar için olduğu kadar, kredi kullanan taraf için de doğrudur. Kredi miktarından çok kime hangi şartlarda kredi verildiği önemlidir. Konut kredisi kullanan kişi bir miktar peşinat verirse geri ödeme konusundaki kararlılığını ve iyi niyetini de ifade etmiş olur. Kredi faizlerindeki 3-5 puanlık artışlar da konut üreticileri tarafından çoğu kez sübvanse ediliyor ancak tüm bunlar yıllarca uzun vadeli kredi olanaklarından yoksun kalan sektörü ve alıcıyı yoruyor.  Yine de piyasadaki “alımların” sınırlı düzeyde gerçekleşmesine neden olduğunu sanmıyorum. Yükselen talep sektörü genişletirken inşaat maliyetinin yüzde 52’sini oluşturan inşaat girdi kalemlerindeki fiyat artışları bazı projeleri tehlikeye sokabilir. Rekabet Kurulu piyasada spekülatif hareketler olup olmadığını araştırmalı.

 

AKP’nin bu uygulamaya izin vermeyeceğini düşünüyoruz

Dumankaya İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Dumankaya

İnşaat sektörü ekonomimize büyük canlılık ve ivme katıyor. Sektör içerisinde yaşanılan son gelişmeler, sektörde ister istemez bir tedirginlik yaratacak daha küçük çapta yatırım yapan inşaat firmalarını olumsuz etkileyecek ve piyasanın az da olsa daralmasına sebep olacaktır. Ancak bizim gibi kurumsal firmalar için bu tip dalgalanmaların pek sorun yaratacağını düşünmüyorum. Şu an için sektörün tartışması gereken en önemli konu, BDDK’nın konut kredileri için  yüzde 40’lık öz kaynak zorunluluğu getirmesi. Bu artış sektörün kurumsal anlamda büyümesine darbe vururken, kayıtdışı yapılaşmanın da tekrar ortaya çıkmasına sebebiyet verecektir. Aynı zamanda  yüzde 40’lık bu oran, konut satışlarının ciddi anlamda düşmesine yol açacak. AK Parti gibi seçim vaatlerini gayrimenkul projelerine adayan bir siyasal partinin, böyle bir uygulamaya izin vermeyeceğini düşünüyoruz. Sektör açısından bakıldığında kurumsal ve planlı olarak büyüyen firmalar için sektördeki bu tip gelişmelerin büyük problemler yaratacağını düşünmüyorum. Ancak fiyatlar konusunda aynı stabilizasyonun süreceğini düşünmüyorum. Bu gelişmeler daire fiyatlarında ister istemez artışların yaşanmasına sebep olacaktır.

 

BDDK sektörün önünü kesmez

Sinpaş GYO İcra Kurulu Başkanı Ömer Faruk Çelik

Piyasalar Avrupa’dan ve Yunanistan’dan gelen haberler ile yön belirlemede kararsız ve yatayda seyrediyor. Türkiye’de zaten seçimler nedeniyle durağan bir döneme girilmişti. Aynı seyir devam ediyor. Hükümetin kurulması ile yeni söylemler ve hedefler ortaya çıkacaktır. Bu da piyasaları hareketlendirecektir. İnşaat fiyatlarındaki artış, konut fiyatlarına da yansıyacaktır. BDDK’nın kredi oranlarına müdahalesi ile ilgili bir söylenti var ancak biz bunun olacağını ön görmüyoruz. Çünkü BDDK sektörü çok iyi takip ediyor ve lokomotif bir sektörün önünü kesmeyeceğini düşünüyorum. Kredi oranlarında bir değişiklik olursa bu elbette satışlara yansır ve cirolarda azalma olur. Ancak asıl büyük sorun sektörün kayıt dışına kaymasıyla ortaya çıkar. Çünkü kredi ile sektör kayıt içine alınıyor.

 

Demir ve beton fiyatların artışı suni

Fi-Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Fikret İnan

Piyasanın yukarı gitmeyeceği kesin. Yatay gitmesi bile bana göre olumlu. Ancak piyasa psikolojik olarak gayrimenkulün doygunlaşmaya başladığını hissederse bir miktar aşağıya gitme ihtimali de var. Bana göre en iyi senaryo yatay gitmesi. Demir ve beton fiyatlarının artışı ise suni. Fiyatların yüzde 25, yüzde 30 geri geleceğini tahmin ediyorum. Banka faizlerinin 1’in üzerine çıkmasını sektör açısından olumsuz, ancak Türkiye’de yaşayan bir vatandaş olarak baktığımda ise olumlu değerlendiriyorum. Peşinat oranının yüzde 40’a çıkarılması da aynı şekilde sektör açsından olumsuz olur, ancak bir vatandaş olarak değerlendirdiğimde de olumlu olacağını düşünüyorum. Çünkü bu tedbirler alınmazsa, gayrimenkul sektörü Amerika gibi bir ülkeyi yutmuş  bir sektördür. İşlerin o  noktaya gelmemesi için bu tedbirler zaruridir. Sektör ve fiyatlar bu durumdan mutlaka olumsuz etkilenecektir. Faizlerin 1’in üzerine çıkması,  peşinatın yüzde 40 olmasından konut fiyatlarının düşeceği sonucu çıkıyor. Bana göre bunun yapılması bir daralmaya yol açacak ancak bu daralmanın da olması şart. Yani arzın azalması lazım.

 

Konut alıcısının iştahı kesilmeye başladı

Ant Yapı Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Okay

Son dönemde  inşaat maliyetlerindeki yükseliş trendi devam ediyor. Bu arada alıcının iştahı kesilmeye başladı. Özellikle konut kredisi kullanarak ev almayı düşünen kesim faiz oranlarındaki artış ve peşinat miktarının yükselmesi neticesi hayallerini ertelemeye başladı bile… Şehir merkezindeki A plus projeler haricinde konut projelerinde tehlike çanları çalmaya başladı. Çünkü projeler çok düşük fiyatlara satıldı, maliyetler beklenildiği gibi çıkmayabilir. Yeni satılacak konutlar ise çok düşük peşin ve konut kredisi ile satış projeksiyonu üzerine kurulduğu için satış sıkıntısı doğabilir. Dolayısı ile doğru projeksiyon yapmayan projelerin tamamlanması dolayısıyla teslimi ile ilgili sıkıntılar olabilir… Bu konuda özellikle sektöre yeni girmiş değişik sektörlerden gelen tecrübesiz firmaların zorlanacağını düşünüyoruz. Bizler gibi yıllarını bu sektöre vermiş firmaların bu konjonktürden etkilenmeyeceğini düşünüyoruz.

 

BDDK ne diyor?

Gayrimenkul kredilerinde öz kaynak kullanım oranının yüzde 25’ten yüzde 40’a kademeli olarak artırılması söylentileri üzerine, görüşlerini almak için başvurduğumuz BDDK yetkilileri, işlerinin yoğunluğundan bu haberi hazırladığımız ana kadar bir cevap veremedilar. Ancak BDDK geçen hafta internet sitesinden yaptığı açıklamada, tüketici kredisi kullananların temkinli olmaları çağrısı yaparken, karşılık oranlarında yapılan artışın nedenlerini şöyle açıklamıştı: “Konut kredisi kullanacakların daha temkinli olmalarını hem de bankaların daha ihtiyatlı hareket etmelerini sağlayacak uygulamalar geliştirilmesi gerekiyor. Hanehalkı toplam yükümlülüklerinin toplam varlıklarına oranında hızlı bir artış gözleniyor. Aralık 2009 itibarıyla yüzde 29.6 seviyesinde bulunan söz konusu oran, mart ayı itibarıyla yüzde 35.1 seviyesine ulaştı. Bireysel kredilerin toplam tasarruf mevduatına oranı da hızla artıyor. Kriz öncesi dönemde yüzde 48 düzeyindeyken, Nisan 2011 itibarıyla yüzde 54 seviyesine yükseldi.”  BDDK’nın konut kredisine getirdiği yüzde 25’lik peşinat şartını müşteriye tüketici kredisi kullandıran bankalar, bundan böyle kullandıracağı tüketici kredilerine daha fazla karşılık ayırmak durumunda kalacak. Bu da maliyetleri artıracağı için kredi faizlerine zam olarak yansıyacak.

 

İşler yolunda gitse BDDK sektörün önüne taş koymaz

Hürriyet Gazetesi yazarı Ege Cansen

BDDK’nın aldığı bu tedbir bir bütünün parçası. Tedbir almasının sebebi ise ortada gördükleri bir tehlike. Bu tehlike cari açığın gitgide büyümesi ve patlama noktasına gelmesi. Herşey yolunda gidiyor olsa BDDK sektörün önüne böyle taş koymaz. İnşaat sektöründekiler ‘Ne tedbir alacaksanız alın, bize dokunmayın’ diyemez. Sektör, iç piyasada önemli bir boyuta erişti. Üstelik ekonomide balonlar genellikle gayrimenkul balonu olarak kendini gösterir. Sadece Türkiye’de değil, her yerde. Boom and bust denir: Balon yapar, çok şişince de patlar. Emlak piyasasındaki aşırı talep ve hareketlilik böyle bir balona ve patlamaya sebep olur, diye düşünülünce, talebi kısmak gerekir. Gayrimenkul piyasası ‘Bu tedbirlere ne lüzum var’ diye düşünüyorsa, peşpeşe 2 soru sormak lazım. İnşaatçılar Türk ekonomisinde bir balonlaşma ve bunun sonucunda bir patlama tehlikesi görüyor mu, görmüyor mu? Ekonomiyi yönetenler böyle bir tehlike görüyor. Onun için inşaat sektörünün bu soruya ‘hayır’ cevabı vermesi bir şey değiştirmez. BDDK da bu tehlikeye karşı tedbir alıyor. İkinci soru da şu, alınan tedbir doğru mudur, değilse hangi tedbir alınmalı? Arabanın tekerine çomak sokmak, taş koymak arabayı kurtarabilir. Eğer o araba boşalmış bir vaziyette yokuş aşağı gidiyorsa, bir yerleri çabuk parçalanacaksa, o tekerin önüne taş koyan, araba sahibine hayırlı bir iş yapıyor demektir. İnşaatçılarla BDDK arasında görüş farkı var. ‘Bana taş koyma’ derken, kendisini kurtaran kişiyi tenkit ediyor gibi bir durum olabilir. Bazen böyle olur, sektör, tedbir alanlara cephe alabilir. O taşı koyanlar ise ‘Böyle yapmazsak senin sonun kötü olur’ derler. Bu arada tabii ki talebi böyle yavaşlatmanın, inşaat sektöründe devam eden teşebbüsler açısından bir takım problemler yaratacağını da inkar edemeyiz.

Kaynak: Hürriyet Emlak

 

Kategoriler:Emlak, Haber Etiketler:, , ,

İnşaat sektörü büyüyor ancak konutta durgunluk başladı

Temmuz 5, 2011 Yorum bırakın

GYODER’in ”Türkiye ve Dünya Gayrimenkul Sektörü 2011-1. Çeyrek Raporu”na göre, yaşanan ekonomik krizin ardından 2010 yılının ilk yarısında normalleşme, ikinci yarısında ise yeniden büyümeye başlayarak geçiren gayrimenkul sektörü, 2011 yılının ilk çeyreğinde (Ocak-Şubat-Mart) büyümeye devam etti.

Türkiye ekonomisinin yüzde 11 büyüyerek rekor kırdığı ilk çeyrekte, inşaat sektörü de yüzde 14,8 büyüme gösterdi. Kamu inşaat harcamaları yavaşlarken, özel sektör inşaat harcamalarında çok hızlı bir genişleme yaşandı.

İnşaat sektörünün hızlı büyümesinin yanında, konut sektörü tarafında yılın ilk çeyrek döneminde bir durgunluk gözlemlendi. 2011 yılının ilk çeyrek döneminde alınan konut yapı ruhsatı sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre gerileyerek 91.911’e indi. Bunun yanı sıra kullanıma sunulan konut arzını yansıtan yapı kullanım izin belgesi sayısı geçen yılın aynı çeyrek dönemine göre yüzde 7,5 artarken, bir önceki çeyreğe göre yüzde 13,8 gerileyerek 94.167’ye düştü.

Rapora göre, 2011 yılının ikinci çeyreğinde açılan 11 yeni alışveriş merkezi (AVM) ile toplam AVM sayısı 278’e yükseldi.

GYODER Yönetim Kurulu Başkanı Işık Gökkaya konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye ekonomisinde ve inşaat sektöründe yaşanan hızlı büyümeyi değerlendirerek, hane halkı tüketiminde ve borçlanmasında yaşanan artışın, risk oluşturduğuna dikkati çekti. Gökkaya, şunları kaydetti:

”Türkiye’de ilk çeyrek dönemde inşaat sektöründe iki haneli büyüme devam etmiştir. İnşaat harcamalarında özel sektör kaynaklı hızlı bir genişleme yaşanmıştır. Hızlı büyüme daha çok önceki dönemlerde başlayan işlerin devamı ile sürmüştür. 2011 yılı birinci çeyrek döneminde Türkiye ekonomisinde büyüme hızlanarak sürmüştür. Bu büyüme, gayrimenkul sektörü için daha uygun koşullar yaratmakla birlikte, büyüyen ekonomiyi soğutma ihtiyacına yönelik çalışmalar da yürütülmektedir. Nitekim hane halkı tüketiminde ve borçlanmasında hızlı genişleme önemli bir risk olarak görülmeye başlanmış, tüketicinin borçlanma ve harcama olanaklarına yönelik ilave önlemler gündeme gelmiştir. Bu önlemlerin hayata geçmesi halinde hem konut hem de ticari gayrimenkul pazarlarında tüketici talebinin yavaşlaması kaçınılmaz olacaktır.”

Yılın ilk çeyreğinin konut sektörü için bir durağanlaşma ve sindirme dönemi olduğuna işaret eden Gökkaya, yeni konut başlangıçları ve konut satışlarının zayıf seyrettiğini, konut fiyatlarında da artışların durağan olduğunu, kredi iştahı devam ediyor olmakla birlikte kredi faiz oranlarındaki artış eğiliminin, yılın ikinci yarısında yavaşlamaya yol açabileceğine dikkati çekti.

Kaynak: http://www.1insaat.com/tribe/textdetail?id=62062

Kategoriler:Emlak, Haber Etiketler:, , ,

Kanal Istanbul Projesi hakkında soru işaretleri artıyor

Haziran 30, 2011 Yorum bırakın

Financial Times, “Çılgın ama muhteşem” olarak nitelediği “Kanal İstanbul” projesinin ciddiyetinin sorgulandığına dikkat çekerken, bu tür projelerin hükümet tarafından uygun bir şekilde ele alınmadığında “çok riskli” olabileceği yorumlarına yer verdi.

Haberde ayrıca, “En büyük problem, muhtemelen bu projeyi haklı çıkarmak için çok az talep olması” denildi.

Financial Times gazetesi, Türkiye raporunda, Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın “Kanal İstanbul” projesiyle ilgili “Çılgın ama muhteşem plan hakkında soru işaretleri artıyor” başlığıyla bir analize de yer verdi. Robert Wright imzasıyla yayınlanan analizde, “Ancak ilk detaylı olmayan taslak açıklandığından beri haftalar geçmesine rağmen ayrıntılı bilgi verilmemesi nedeniyle planın ne kadar ciddi olduğu soruluyor” görüşüne yer verildi.

Riverlake Shipping, Cenevre araştırma başkanı Luis Mateus’un planların hala ilk evresinde olduğunu belirttiği ve inşaatın başlamasından 10 yıl uzak olunduğunu söylediğine dikkat çekildi.

Arıca haberde, planın destekçilerinden olan tanınmış mimar Ahmet Vefik Alp’in ise, bu ve diğer iddialı alt yapı projelerinin ciddi meydan okumalara neden olduğunu belirtirken, “Eğer bu projeler hükümet tarafından gerektiği gibi ele alınmazsa çok riskli olabilir” sözleri vurgulandı.

İngiliz gazete, hükümetin projeden etkilenecek alanda emlak fiyatları değiştirmek kaçınmak için tam detayları vermediğini söylediğine dikkat çekti.

Marmaray Tünel projesinde de takvimin dört yıl gerisinde kalındığının belirtildiği haberde, “En büyük problem, muhtemelen bu projeyi haklı çıkarmak için çok az talep olması” yorumuna yer verildi.


Kaynak: Hürriyet

Kategoriler:Emlak, Haber Etiketler:, ,

Seçimler sonrasında gayrimenkul alım koşulları ağırlaşacak

Haziran 26, 2011 Yorum bırakın

İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD), seçimler sonrasında gayrimenkul alım koşulları ağırlaşabileceği için tüketicileri hızlı davranmaları konusunda uyardı.

Derneğin yayınladığı aylık inşaat sektörü değerlendirme raporunda, seçim sonrasında ekonomiyi soğutmak için alınabilecek tedbirlerin inşaat sektörüne olası etkileri ele alındı.

Raporda, 2011 yılına başlarken Merkez Bankasından gelen ekonomiyi soğutma adımlarının önemli bir bölümünün inşaat sektörünü zorlayıcı nitelikte olduğu belirtildi. Raporda, uzun vadeli düşük faizli kredilerle satış rakamlarını güçlendirmeyi amaçlayan inşaat sektörünün bu çabalarının, Merkez Bankasının zorunlu karşılık oranları ile krediler üzerinde oluşturduğu baskıdan olumsuz etkilendiği belirtildi.

Buna bağlı olarak gerek konut satışlarında, gerekse yapı ruhsatlarında gerileme yaşandığı kaydedilen raporda, son açıklanan TÜİK verilerinde konut satışlarında bir önceki döneme göre yüzde 6,61 gerileme belirlendiği, yapı ruhsatlarının ise ocak, şubat ve mart aylarında sırasıyla yüzde 7,8, yüzde 29,3 ve yüzde 37,6 düzeylerinde düşüş gösterdiği anımsatıldı.

Raporda, 2011 yılının ilk yarısında özellikle Merkez Bankasının adımları sonrasında gayrimenkul alımına yönelik koşulların olumsuza döndüğü belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:

”Seçim sonrasında tek başına iktidara gelen AK Parti’nin ekonomiyi soğutma hamleleri devam edebilecektir. Önümüzdeki dönemde ekonomi yönetiminin ilk olarak faiz dışı araçlarla tüketici talebinin hızını kesmeye çalıştığı görülebilecektir. Böyle bir ortamda özellikle konut sektöründe kullanılan kredilerde yüzde 25 öz kaynak şartının gerekirse yüzde 40’a kadar yükseltilmesi doğrudan sektörü olumsuz etkileyebilecek unsurdur.

Bunun yanı sıra kredi kartıyla alışverişte taksitlendirme adedinin 3 ile sınırlandırılması, Merkez Bankasının zorunlu karşılık oranlarını daha da arttırması, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun bankaların topladıkları TL ve döviz mevduatına uygulanan mevduat sigorta priminin yükünü arttırması, kredilere uygulanan Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) kesintisinin ve çeşitli masrafların yükünün arttırılması gibi seçenekler konuşulmaktadır. Bu seçeneklerin uygulamaya konulması konut alım koşullarını kötüleştirecektir. Yine AK Parti tarafından en son seçenek olarak görülse de, faizlerde yükselişe yönelimin de bir noktadan sonra gündeme gelebileceği unutulmamalıdır. Tüketicinin bu olasılıkları göz önünde bulundurarak gayrimenkul piyasasındaki mevcut koşulları değerlendirmesi yerinde olacaktır. Kısaca, seçimler sonrasında gayrimenkul alım koşulları ağırlaşabilir, tüketici hızlı davranmalı.”

Kaynak: http://www.1insaat.com/tribe/textdetail?id=61924

Kategoriler:Emlak, Haber Etiketler:, ,
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 18.225 takipçiye katılın